'Kerbelada Hüseyin Olmak'

12 Kasım 2013 Salı, 15:07

BİSMİHİ SÜBHANEHU

“Müminler arasında öyle erler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde durmuşlardır. Kimileri sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimileri de sözünü yerine getirmeyi beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde sözlerini değiştirmemişlerdir.” [Ahzap / 23]

Aşure; Hicri yılın ilk ayı olan Muharremin onuncu günüdür. Peygamber Efendimiz (sav)’min torunu Hz. Hüseyin bugünde şehit olmuş, O’nun kanının bereketi, kendinden sonrakilere meşale olup aydınlanmıştır. Bundan dolayı Muharrem ayı denilince aklımıza Kerbela , Kerbela denilince aklımıza Hz. Hüseyin gelmektedir.

Peygamberimiz (s.a.v) Hasan ve Hüseyin’e bakar ve ‘’Allah’ım ben bunları seviyorum sende sev‘’ derdi. Ebu Hüreyre derki: Hz. Hasan ve Hüseyin koşup Resülülllah’ın kucağına atlarlar, saçını başını dağıtırlardı. Bunu görünce ‘’sen onları çok mu seviyorsun ya Resulüllah? dedim ‘’nasıl onları sevmem, Onlar benim dünyada kokladığım reyhanlarımdır’’. dedi.

Medine’nin kenar semtlerinde fakirler vardı. Gece kapıları çalınırdı. Bakarlardı ki kapıda bir çuval un, karanlıkta kaybolup giden adamın Hz. Hüseyin olduğunu ancak Kerbelada şehit edilince anladılar.
kerbela olayı öncesi yaşananlar..

Küfe halkı ayaklandılar, çünkü başa Yezit gelmişti. Halk haber gönderir ‘’Hüseyin seni bekliyoruz’’ Hz. Hüseyin yola çıkacakken Medine halkı ‘’sakın gitmeyesin’’ diyordu. Ama Hz. Hüseyin sorumluluk sahibiydi madem halk istemiş gitmeliydi. Ehli Beytine haber göderir, ’Hazırlanın yolculuk var, Küfeye gidiyoruz’’der. Ebu said Elhuduri ve ibn’i Ömer gibi sahabeler hz Hüseyin’e ‘’küfe ehli vefasız gitme’’ dediğinde imamın cevabı: ‘’Küfeliler, bana yazdılar.hak ve gerçek yolun alametlerini belirtmek ve delaletleri yok etmem üzere yanlarına gelmemi istediler.Ben bu zulme direnmediğim takdirde, ileride müslümanlar beni örnek göstererek ,zalim yönetime direnseydi Hüseyin direnirdi diyerek Batıl yönetimleri kabulleneceklerinden korkarım’’ diyordu.

Gidiyordu Hüseyin dönülmeyecek bir yolda, kafile yetmişiki kişiydi, bütün Ehlibeyt yolda, uzun yolculuk ardından bir sabah Küfe yakınlarına geldiklerinde dört bin kişilik bir ordu yollarınI kapatıvermişti. Hüseyin onlara :’’ Ben savaşa gelmedim’’ dediğinde: ‘’ya biat edeceksin yezit’e yada seni esir alırız’’ diyorlardı.
Hz. Hüseyin, böyle birine biat edemezdi, çünkü şöyle diyordu bir defasında. ’Gerçek imam, Allah’ın kitabıyla amel eden, adalete sarılan, Hakka boyun eğen ve kendini sadece Allah’a adayan kimsedir.’’
Derken Fırat kenarında kızıl toprağı olan bir yere geldiler. Çorak bir topraktı, Kerbelaydı burası. Suyu olmayan bir yerdi. Orada konakladılar. İmam Hüseyin çocuk ve kadınları göstererek, ‘’su verin bunlara’’ diyordu. Buna yanaşmadılar. Bunun üzerine İmam Hüseyin: ‘’Yazıklar olsun size, Yahudi ve Hristiyanlar bu sudan içiyor, siz ise peygamber torununa su vermiyorsunuz. Benim kanım size helal değildir, zulmediyorsunuz bana ve aileme, ben Resulullahın torunu değimliyim? ‘’ diyordu. Ama karşısında olan şer ordusu bu güzide insanın kanını dökmeye azmetmişlerdi.

İşte tarihin bu kırılma noktasında samimi ve özde Müslümanlar, fasık ve münafıklardan ayrılmalıydı. Bir yandan peygamberi yolun takipçisi olan Hz. Hüseyin. Diğer yandan bir nevi Nemrut’un, Firavun ’un takipçisi Yezit! Hangisi biat edilmeye, arkasından gidilmeye daha layıktır?

Dönem ve halk bir yiğidin zuhurunu beklemektedir. Nebevi inkılabı gerçekleştirecek bir Resul aşığı. Müslümanları Esfel’i Safilinden Ahsen’i takvime çıkaracak bir kurtuluş nefhası…. Üzerlerine düşmekte olan zillet örtüsünü kaldırıp, cihat meşalesini taşıyan şehadet aşığı bir yiğit. Hayat ve ölüm , hayatın ve ölümün sahibine halisane sunulmayacaksa ‘’iman ettim’’ demenin ne analımı olacaktı? Bütün bunların bilincinde olan bir sembol!.

Kerbela olayında öne çıkan insan portrelerine baktığımızda Hüseyinler, Zeynepler Yezitler ve, Küfe halkı karşımıza çıkmaktadır.

Hüseyinler...

Hüseyin demek, Allah’a olan ahdini yerine getirmenin adıdır. Onlar vazifelerini en iyi şekilde yerine getirenlerdir. Arzuladıkları şehadete ulaşmak için can atarlar. Ayette rabbimizin buyurduğu gibi ‘’Müminler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice erler var, işte onlardan kimi sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir, kimde (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde sözlerini değiştirmemişlerdir.’’(ahzab 23)
Biz, bir Hüseyin’den bahsediyoruz, Aşure destanının kıyam önderi, zulmün karşısında neyi var neyi yok Allah’a kurban sunan. Cennet karşılığı bedenini Allah’a satan.

Hüseyin Hak ile batılı birbirinden ayıran bir çizgidir.’’ İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tağut yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın, şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır.” (nisa 76)

Hüseyin bir duruştur çağdaş firavunlara karşı bir Musa, Nemrutlara karşı bir İbrahim’dir

Hüseyin Allah’a ve resulüne icabet etmenin adıdır. Bunun içindir ki; kılıç ile zillet arasında tercih yapılması istenen Hz. Hüseyin ‘’Heyhat minez zille’’ (zillet bizden uzaktır) diyerek zulme karşı direnmiş ve ‘’Eğer kanım dökülmeden durmayacaksa Muhammed (a.s)in dini ,ey kılıçlar, alın beni, parçalayın bedenimi.’’ diyerek bu uğurda canını feda etmiştir.

Zeynepler..

Hz. Zeynep babası, kardeşleri ve çocukları şehit olduğu halde ilahi rolünü unutmayan kadındır. Hz. Hüseyin’in katliamından sonra O’nu yılmış ve tükenmiş olarak görmüyoruz. O her zaman olduğu gibi imanın gereğini yerine getirmeye devam ediyor. Evli ve çocukları var olan bir kadın olmasına rağmen, Allah’a olan kulluk misyonu ile önümüze çıkmakta, müslümanları silkelemekte, kendilerine gelmesini sağlayan çabaları ile tarihe mührünü basmaktadır. Zeynep olmak ,İslam’a ve Müslümanlara gelen her türlü zararı bertaraf edip, mücadele ruhu ile saldırılara karşı koyak demektir.

O kadınların da Allah yolunda bir kul olduğunu ve imanlarının mücadelelerini yapmaları gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Kendisi Hz. Hüseyin’in yanında hangi rolde ise, tüm kadınların erkeklerin yanında o rolde olması gerektiğini vurguluyor.

Yezidler...

Temsil ettiği figür zülüm ve ceberuttur. Bunlar tarih boyunca yeryüzünde bozgunculuk yapan, ekin ve nesilleri yok eden canilerdir. Bunların adları değişik, ama gaye ve amaçları aynıdır. Bazen karşımıza A.B.D, bazen NATO, bezende AB adıyla veya BM adıyla çıkarlar. Bunların taşeronları da yok değildir. Ergenekon oğulları , İmralı oğulları bunlara sadece birkaç örnektir. Batıl ve gayri meşru iktidarını korumak için İslam ümmetinin nadide fertlerinin kanını döken bir cani.

Küfeliler...

İman ile küfür arasında gel-git seansları arasında bocalanıp duran zavallılar. İman safında yer almazlar ki kurtulsunlar, küfürle de aralarına mesafe kurmazlar. Rabbimiz bu gibiler hakkında şöyle buyurmuştur:
“( İman ile küfür) arasında tereddüttedirler ne müminlere ne de kafirlere (bağlıdırlar.) Allah, kimi sapıklıkta bırakırsa artık ona bir yol bulamazsın.” (nisa-143)

Sonuç itibariyle her devirde yezitler olduğu gibi Hüseyin’ler de var olacaktır. Hüseyni duruş sergileyenler izzet ve şeref ehli olmuş iken, yezidi tavrı sergileyenler ise daima zelil olmaya mahkûmdurlar. Bu münasebetle derizki; kerbela’da hüseyin olmak Allah cc ‘ın davetine icabet etmenin adıdır.

Selam ve dua ile

(Nihat Çam)