Mekke'nin Fethi'nden Yeni Fetihlere

04 Ocak 2014 Cumartesi, 14:41

Bizler Mekke fethinden önce Mekke’de Müslüman olmanın ne demek olduğunu iyi anlamalıyız. ; Bilal (r.a)’in bedenin Mekke çöllerinde nasıl kavrulduğunu, Habbat b. Eret’in vücudunun kızgın demirlerle dağlandığını, Dar’ul Erkam’da yapılan iman sohbetlerini, Mushab b. Ümeyr’in önce Habeşistan’a daha sonra Medine’ye hicretini, Zeyd bin Desine ve Hubeyb bin Ady’nin darağaçlarıdaki şehadetini bir kez daha anlamalıyız.

Mekkenin fethedilmesinden önce meydana gelen hadiselerden en önemlisi Hudeybiye’de Peygamber efendimizin Müslümanlardan aldığı Rıdvan beyatı olarak bilinen ve Mekke’nin fethini müjdeleyen olaydır. Bilindiği üzere hicretin 6. senesinde Allah Rasulü 1400 kadar sahabesiyle beraber Mekke’ye umre yapmak için yola çıktıklarında Mekkeli müşrikler tarafından Hudeybiye mevkiinde durdurulmuş, onları Mekke’ye sokmak istememişlerdi. Bunun üzerine Hz. Osman (r.a) Mekke’ye görüşmelerde bulunmak üzere elçi olarak gönderilmişti. Bir süre sonra Hz. Osman’ın (r.a) şehit edildiği haberi yayılmıştı. Bunun üzerine Peygamberimiz orada bulunan bütün ashabından ölüm beyatı alacağını duyurdu. Bunun üzerine bütün sahabeler birbirleriyle yarışırcasına Rasulullah (s.a.v)’e her halükarda Onunla olacaklarına, kanlarının son damlasına kadar Allah ve Rasulü için çarpışacaklarına dair söz verdiler. İslam’da önemli bir yeri olan bu hadise Allahu Teala tarfından ayetlerle taçlandırılarak beyata katılanların hepsinden Allah Teala’nın razı olduğu bildirilmiştir.

"Sana beyat edenler gerçekte Allah’a beyat etmektedirler. Allah’ın eli onların elleri üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, kendi aleyhine bozmuş olur ve kim Allah’a verdiği sözü tutarsa Allah ona büyük bir mükafat verecektir" (el-Feth, 10) ve "Allah şu müminlerden razı olmuştur ki, onlar ağacın altında sana beyat ediyorlardı. Allah onların gönüllerindekini bildiği için onların üzerine huzur ve güven indirdi ve onlara yakın bir fetih verdi. (el-Fetih, 19) âyetleri bu olayı anlatmakta ve Cenab-ı Hakkın biat edenlerden razı olduğunu bildirmektedir.

Bu olayın üzerinden iki yıl geçtikten sonra kureyş’in ihaneti sebebi ile Mekke fetih için İslam ordularını bekliyordu.

Peygamberimiz (sav) Tevhid hakikatini insanlara duyurarak imana davet etti. Kâfirler ise peygamberimizi (sav) şirke çağırdılar. Peygamberimiz (sav) onlara “Ey kâfirler! Ben sizin ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem” (Kâfirun, 1-2) ayeti ile mukabelede bulundu. Yüce Allah peygamberimizin (sav) bu mukabele ve mücadelesine “Biz sana Kevseri verdik” (Kevser,-1) ayeti ile karşılık verdi. Peygamberimiz (sav) “Ya Rabbi bana verilen nimetler ancak Mekke fethedilince tamam olur” buyurdu. Bunun üzerine yüce Allah “Allah’ın nusreti ve yardımı geldiği zaman…İnsanların fevc fevc Allah’ın dinine girdiğine göreceksin…

O zaman Rabbini hamd ile tesbih et ve Allah’ın mağfiretine sığın. Şüphe yok ki O tövbeleri çokça kabul edendir.” (Nasr 1-4) ayetlerini inzal buyurdu. Allah (cc) bu ayet ile “Ey Resulüm! Seni hak peygamber olarak gönderen Allah elbette sana yardım ederek fethi gerçekleştirecektir. Sen bunu insanların grup grup Allah’ın dinine girdiğini görerek anlayacaksın. Nitekim yüce Allah “Elbette ben ve resullerim galip geleceklerdir diye yazmıştır.” (Mücadele,-21) Allah’ın yardımı sebepsiz ve gayretsiz gelmeyeceğini “Şayet siz Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder” (Muhammed, :7) buyurarak belirtmiştir. İnsan üzerine düşeni yapmadan Allah’tan gereken yardımını beklemeye hakkının olmadığı bu ayetle anlaşılmaktadır.

Araplar peygamberimizin (sav) davasını ve dinini merak ediyor ve öğreniyorlardı ancak Kureyş kabilesi bu dini kabul etmeden inandıklarını açıklayamıyorlardı. Ne zaman ki peygamberimiz (sav) Mekke’yi fethetti Arap kabileleri “Allah Ebrehe’nin filinden ve ordusundan Mekke’yi ve Kâbe’yi korumuşken Muhammed orayı fethetti. Öyle ise o Allah’ın peygamberidir. Kimse ona galebe edemez” diyerek bölük bölük Müslüman olmaya koştular.

İnsanlık Resul’i Ekrem ve ashabın Mekke fethi esnasındaki duruşundan ders alması gerekir;
Gaye ve amacı kan dökülmeden insanların hidayetine vesile olmak, İslamın nuruyla aydınlatmaktır her yanı. Gizli tutuyor Mekke fethini, her kabileye bir sancaktar ve kutlu kervan yola çıkıyor. Yer gök adeta nefesini tutmuş kutlu nebi’yi bağrına basmayı bekliyor. On bin kişilik ordu kılıç ve zırhıyla beraber izzet ve şerefi kuşanarak yollara düşmüş, insanları kula kulluktan kurtarıp Allah’a kul olmalarını sağlayacak bu kutlu kervan.. ordu adeta bayram yerine gidercesine heyacanlı, yüzlerinde hidayet nuru beliriyor beyazlar içersinde, mütevazilikten çenesi nerede ise devenin sırtına değiyordu. Mekke’ye girişi esnasında fetih süresi okuyordu, ve "hak geldi batıl zail oldu, zaten batıl yok olmaya mahkumdur." diyordu.

Bir ara Ensar birlikleri başında olan sad b. Ubade, Ebu Süfyan’ın yanından geçerken: ’’Bu gün savaş günüdür.Bu gün Allah’ın kureyşi zelil kıldığı gündür.’’ Dedi. Resulullah birlikleri ile orada geçerken Ebu Süfyan Sad’ı peygamberimize şikayet etti. Resulullah (sav) Sad’ın söylediğini uygun bulmadı ve: Aksine bu gün merhamet günüdür. Bu gün Allah’ın Kureyş’i yücelttiği gündür. Buyurdu. Sonrada bir adam göndererek sancağı Sad’tan alınıp oğlu Kays’a verilmesini emretti.

Görüldüğü gibi Fetih küfür kalelerinin islama açılması demek olduğu kadar, gönül kapılarının islama açılmasıdır.

Fetih; Allah’ın kullarının kullara kulluktan kurtarıp sadece Allah’a kul etme eyleminin zaferle sonuçlanmasıdır.
Fetih; ele geçirip işgal etmek değil, tam tersine her şeyi sahibine iade etmektir.

Bu günde kudusümüz, mesdici aksamız ne duumda ? o da fetih bekliyor, yeni selahaddinleri fethe çağırmıyormu? Bugün de ırak, Afganistan, mısır ve diğer İslam ülkeleri yeni fetihler bekliyor.

"Eğer bizlerde Müslümanlar olarak üzerimize düşen görev ve sorumlulukları yerine getirirsek Rabbimiz bize de Mekke`nin Fethi gibi nice günler yaşatacaktır."

Selam ve dua ile…

(Nihat ÇAM)