HÜR DAVA Karşısında Küçülenler

03 Şubat 2014 Pazartesi, 15:26

Seçimler yaklaştıkça bazı kesimlerin rahatsızlıkları da artıyor. Özellikle aynı coğrafyada birbirine rakip olanların belli bir heyecan ve endişe taşımaları normal karşılanabilir ama bu durumun hakaret, iftira hatta şiddet halini alması kabul edilebilir bir durum olmasa gerek.

Günümüz iletişim ve medya teknolojisinin hızı, pratikliği ve çok kısa sürede geniş kitlelere ulaşıp onları yönlendirebilme kuvveti malumdur. Bu nedenle artık olaylardan ziyade olayların yansıtılış şekli, kullanılan ifade, argüman ve görseller ön plandadır. Bu araçları iyi kullananlar, haksızken bile kendilerini kolaylıkla mazlum ve mağdur pozisyonunda gösterebiliyorlar. Özellikle son günlerde bu çağdaş silahın çeşitli kesimler tarafından nasıl kullanıldığını şahitlik etmekteyiz.

En son Lice olaylarında saldırgan grubun bu silahı nasıl kullandığını bir kez daha görmüş olduk. Kamuoyu, bölgede şimdiye kadar gerçekleşen ve henüz birinin bile failleri yakalanmamış olan onlarca saldırıyı yakından takip etmektedir. Her saldırıdan sonra ilgili medya grupları tarafından olayların veriliş şekli akıllara ziyandır. Sanki bu grubun elinde belli bir şablon vardır ve olay nerede, ne şekilde ve ne sebeple gerçekleşmiş olursa olsun sadece ilgili kısımlar güncellenip haberler sunuluyor.

Saldırıları savunma; çeteleri gençler; sebep ise her zaman kendilerine sataşılmasıdır… Hatta bu yalanlarını sunarken; ellerindeki sopalarla saldıran gözü dönmüş yandaşlarını, yaraladıkları mağdurlarların görüntülerini ve büyük bir kin-öfke nöbetiyle yakıp yağmaladıkları araçların halini yayınlamak gibi ilginç bir acziyet ve şaşkınlık içerisindedirler...

Evet dediklerinin bir kısmına katılmamak elde değil. Kürt halkı 90'lardaki gibi değildir, örgütlüdür. Bedeli ne olursa olsun hakkı haykıracak fedailere, gerçekleri gösterebilecek bir medyaya, yalan ve iftiraları alt edip hakikatleri yansıtacak gazetelere ve bir televizyona ve sahiptir... Belki 90'larda da kendilerine sunulan biat et-terk et tehditlerini, gerçekleştirilen ve sabırla karşılık verdikleri onlarca saldırıyı ve hakareti, döktükleri onca kanı gösterebilecek, haykırabilecek bu tür silahları olsaydı bu azgın grup bu denli ileriye gidemez, bugün dahi kullandığı çeşitli iftira ve yaftalamaların arkasına gizlenemezdi. Geçmişe artık müdahale edilemez ama bundan sonra akıllarına geldiği gibi karalama ve iftiralarda bulunamayacaklarını çok acı bir şekilde gördükleri aşikârdır...

Hem Batman olayında hem Lice saldırısında bir de demezler mi sizin burada, bu mahallede bu ilçede adamınız yok tabanınız yok, provokasyondan başka ne işiniz var! Orada yaşayanların idrakı mı yok yoksa hepsinin aklı size mi zimmetli? İsteyen istediği yerde propagandasını yapar ki tabanının nispeten az olduğu yerlerde gücünü arttırmak için daha yoğun çalışır. Bunda ne beis var. Kaldı ki sormazlar mı o zaman sizin Bayburt'ta, Ordu'da, Kırşehir'de ne işiniz var ve hatta Belediye adaylığı bile gösterme cüretinde bulunuyorsunuz?

Kısacası Batıda, zayıf oldukları yerlerde kendilerine ne yaşatılıyor ne dayatılıyorsa bölgede de kendilerinden zayıf gördüklerine aynı muamelede, aynı saldırganlıkta bulunuyorlar. Halleri, neresinden tutarsan eline kalır misalini çoktan aşıp geçti... İnandırıcıklarıyla beraber kişilik ve onurlarının da çoktan eriyip kaybolduğunu bir görseler!

Diğer bir dikkat çeken nokta da muhafazakâr basının bu saldırılar karşısında adeta kör-sağırı oynaması. Gazetelerinin arka sayfalarında olayı karşılıklı bir dövüş olarak göstermenin ötesine geçmemelerinin yanında günün köşe yazılarına bakıldığında da Lice saldırısına yer veren tek bir kalemin olmadığını görmek şaşkınlık veriyor.

Yıllardır değişik alanlarda yapılan onca hizmet ve gerçekleştirilen etkinlikler, onca vahdet ve kardeşlik proje ve söylemleri, onca saldırıya gösterilen soğukkanlılık ve sabır hala yeterli gelmiş gözükmüyor. Olması kesinlikle düşünülmeyen ve istenmeyen bir karşılık verme veya misilleme olayında ise korkarım ki camiaya ilk ve en büyük tepkiyi verecek isimler bugün bu yaşananlar karşısında suskun kalıp kalemlerini oynatmayanlar olacaktır! (Emrullah CAN)