KCK Tüm Kürtleri Hedef Aldı

16 Şubat 2014 Pazar, 23:26

Kendileri gibi düşünmeyen tüm Kürtleri hedef alan KCK Toplumsal Alan Koordinasyon Üyesi Cemal Şerik İslam dininin sosyalizm ile aynı olduğunu söyleme garabetinde bulundu.

Şerik yaşananlara tersten bakmayı seçiyor ve başlıyor konuşmaya : "Şoven ve faşist saldırılar önce üniversitelerde Kürt öğrencilere karşı gelişti. Daha sonra yine aynı süreçte Alevilere yönelik saldırılar başlatıldı. Alevilerin evleri işaretlendi, tehdit edilmeye başlandılar. Seçim süreci başladığında da bu saldırılar BDP’ye yöneldi. BDP’nin çeşitli illerde Elazığ, Erzurum ve Erzincan’da, bağlı ilçelerdeki seçim bürolarına yönelik saldırılar, kundaklanmalar yaşandı"

Şimdi biz haklı olarak soruyoruz; Bölgede İslami faaliyetlerde bulunan yüzlerce derneğe ve HÜDA PAR’a düzenlenen saldırıları nereye koyacaksınız? Hem de parti başkanlarınızın saldırıların hemen ardından ateşe benzin dökercesine yaptıkları açıklamalar orta yerde dururken. Size bağlı YDG-H çeteleri güneşten korkan gece yarasaları gibi saldırılar düzenlemekte ve bu saldırıları facebooklarda üstelenmekte. Bölgede yaşanan olaylar bu kadar açık ve net iken böyle bir açıklama bu ne turşu bu ne perhiz dedirten türden.

Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki 90’lı yıllarda yaşamıyoruz. Teknoloji çok gelişmiş ve atılan yalanlar kısa sürede yalancıların yüzüne şamar gibi geri dönüyor. Tabi utanılacak yüz kalmışsa…

Şiddeti kim körüklüyor?

Bölgede gelişen son olayları da anlatma zahmetinde bulunan Şerik, Van, Batman, Amed ve Lice’deki saldırılarda daha çok ‘Kürdün Kürtle’ karşı karşıya getirilmesinin hedeflendiğine işaret ederek, "Kürtlerin çeşitli biçimlerde karşı karşıya getirilmesi, Kürtler arasında bir savaşın başlatılması hedefleniyor. Bu hedef de tamamen MİT ve AKP projesidir. Yani Kürtlerin kendi aralarındaki bir sorundan kaynaklı bir çatışma ve savaş değil, tamamıyla MİT’in, AKP’nin projelendirdiği bir çatışma ortamının yaratılmasıdır” diyerek kendi yüzüne ayna tutmaya çalışmış.

Şimdi BDP ile HÜDA PAR arasında yaşanan olayları incelediğimizde kimin saldırgan olduğu ortada. Şerik isterse yaşanan olayları bir daha tekrar izlesin. Hangi partinin "baroniçesi" provakatif açıklamalarda bulunmuş veya hangi partinin başkanları sağduyu açıklamaları yapmış.

Eğer gerçekten bu olanlar bir MİT projesiyse, o zaman Şerik’in partisi BDP yaptığı saldırılarla, başkanları ise yaptığı şiddet çığırtkanlıklarıyla bu değirmene su taşımış olmuyor mu?

Şerik’in provakatörleri polisin koruması altında HÜDA PAR üyelerinin araçlarını yakmadılar mı?

Aslında Şerik bunları söylemekle kendi bindiği dalı kesiyor, ama kendi dışındakilere tahammülsüzlüğü onu kör etmiş. Ama Şerik’in derdi doğruları ortaya çıkarmak değil, huy edindiği yalanlarla her zaman olduğu gibi kamuoyunu saptırmak. Yani masum ayağına yatmak. Dedim ya bu palavralar artık para etmiyor başka kapıya…

Kendileri gibi düşünmeyen her Kürt asimile olmuş

Kürdistan’da PKK’nin karşısına faklı yapılanmalar çıkartılmak istendiğini belirten Şerik, "Kürtleri, ‘kendi aralarında çatışıyorlar" biçiminde yansıtarak, "Kürt halkının ilk defa yakalamış olduğu kendi aralarındaki ulus birliğini parçalamak istiyorlar, bunun basın ve medya ayağını da Rudaw TV oluşturmaktadır. Bu çevrelerin özellikle AKP’yle ilişkileri var. Bu ilişkiler nedeniyledir ki kendilerini AKP içerisinde konumlandırıyorlar. İşte Abdurrahman Kurt, Galip Ensarioğlu gibi kişiler bunlar. Çevrelerinde Haşim Haşimi gibiler de var. Wan’da da harekete geçirdikleri de böyle bir kişiliktir, Amed’de harekete geçirdikleri de böyle bir kişiliktir. Bunların Kürtlükle hiçbir alakaları kalmamış, asimile olmuş kesimlerdir." diyor.

Burada Şerik PKK’nin gerçek yüzünü ortaya seriyor. Kendi dışında başka bir sesi kabullenmemek, tekçi bir zihniyetle hareket etmek. Yani Cumhuriyetin ilk yıllarındaki CHP gibi… Bunun için Barzani’ye, Ak Parti’deki Kürtlere ve HüDA PAR’a saldırıyor.

Farklı renkler kabullenmeli

Acaba PKK/BDP Şanlıurfa’da farklı düşünceleri gül bahçesi sayarken, başka yerlerde neden farklı bir yol izliyor. Hangisi onların gerçek yüzü?

Bir kere PKK şunu iyi bilmeli Kürtlerin içerisinde kendisi gibi düşünmeyen çok sayıda yapılanma var. Bu yapılanmalar PKK gibi düşünmek zorunda değiller. PKK bu yapılara bu şekil düşmanlık yaptığı sürece kaybedecek. Ve şu an bu saldırganlığın sebebi de budur.

HÜDA PAR’ın siyasi parti çalışmasını engelleme hakkını PKK’ye kim verdi?

Bu saldırıların üçüncü boyutunun ise "HÜDA-PAR denilen grubun saldırıları olduğunu" ifade eden Şerik, devamında; "HÜDA-PAR Hizbul-kontra geleneğinden geliyor. Kürt halkı, Hizbul-kontra partisini 90’lı yılların başında gerçekleştirmiş olduğu kanlı cinayetlerle tanıyor. Kürt toplumunda oluşan algı budur. O algıyı tersine çevirmeden HÜDA-PAR Kürdistan’da bir siyasi parti olarak çalışma yürütemez" diyerek ahkam kesiyor.

Aslında Şerik’in bu sözleri birçok faili meçhul saldırının kimin tarafından yapıldığını ortaya koyuyor. Şerik, az önce bahsetmiş olduğu ‘başlatılmak istenen savaşa’ kimin alet olduğunu ispat ediyor. HÜDA PAR’ın siyasi parti çalışmasını engelleme hakkını PKK’ye kim verdi?

90’larda Perinçek’le iş tutan PKK sütten çıkmış ak kaşık mı?

Devam edelim, HÜDA PAR’ın kanlı cinayetler işlediğini söylüyor sütten çıkmış ak kaşık Şerik. Bu kadarına da pes doğrusu! Boğazına kadar masum insanların kanına boğulan bir insanın bu pişkin olması hayret verici…

Pişkinlik olur da ancak bu kadar olur. 30 bin insanın ölümüne sebep olan insanları bağımsız Kürdistan hayaliyle kandırıp hayatlarını mahveden sonra da o insanları bir belediyeye razı eden sanki kendileri değil.

Ayrıca kimin kontra olduğunu bu halk iyi biliyor. Dün devletin sahibi Doğu Perinçek'in Bekaa kampında kimi ziyaret ettiğini kime çiçek verdiğini herkes iyi biliyor. Daha düne kadar Türk ulusalcılarla iş tutup Müslümanlara saldıranların, köyleri boşaltanların, haraç toplayanların kim olduğunu bu halk iyi biliyor. Bu halk kimin liderinin sorgulamalarında nasıl bir ihanet içinde olduğunu iyi biliyor.

‘Din sosyalisttir’ sözleri İslam’ın sırtından Sosyalizm’i kurtarma projesi mi?

Şerik daha ileri giderek İslam ile Sosyalizmin aynı olduğu iftirasında bulunarak, “yaşanan savaşlar, İslamla- Sosyalizm arasında yaşanıyor, denilmesi ciddi bir saptırmadır; Dinin özü komünal, demokratik ve barışçıldır; dolayısıyla sosyalisttir.” diyor.

Şerik, tarihin çöplüğüne atılmış, Allah’ı inkar üzerine kurulan kurulduğu Sovyetlerde halka kan kusturan ve kısa bir sürede iflas eden Sosyalizmi pazarlamaya çalışıyor. Yıllardır bu halkın dini inançlarıyla alay edenlerin dinden bahsetmeleri çok manidar görünüyor. Aslında Şerik uzun uzadıya yaptığı tüm açıklamalardaki asıl niyetini burada gösteriyor. Şerik efendi PKK sosyalist bir örgüt değildir demiyor yani PKK’nin sosyalist yönünü inkar etmiyor. Bir hinlik yaparak islam’ın sosyalist olduğunu söyleme cüretinde bulunuyor. İslam’ın tertemiz mesajını küfür olan olan ideolojilerle bulandırmayı bu Müslüman halk kabul etmeyecektir. Bu cevabı kısa zamanda bir şamar gibi sosyalizm kölelerinin yüzüne çarpacaktır.

Öküz öldü ortaklık bitti mi?

Aydınlık Gazetesi'nin Öcalan ile ilgili haberlerine değinen Şerik, eski dostlarını topa tutarak, “İşte bugün Aydınlık Gazetesinin PKK’ye karşı başlatmış olduğu kara propaganda ve saldırı kampanyası da bunun bir parçasıdır” diyor. Şimdi soruyoruz 90’lı yıllarda Aydınlık çevresiyle can ciğer kuzu sarması olanlar siz değil miydiniz? Lideriniz Apo'nun Perinçek ile boy boy fotoğraflarını nereye koyacaksınız? Yoksa öküz öldü ortaklık mı bitti?

Yani konuştukça batıyorsunuz. Battıkça hıçınlaşıyor herkes iftira atmaya başlıyorsunuz. Halbu ki yalan söylemek rüzgara karşı tükürmek gibidir. Rüzgara karşı tükürüyorsan tükürüğün yüzüne çarpması muhakktır. Ve şu an okadar çok tükürüyorsunuz ki tükrükten yüzünüz görünmüyor. Dedim ya siz de yüz kalmışsa… (Osman Şanlı)