Kuzu Postuna Bürünmüş Kurt: BDP

03 Mart 2014 Pazartesi, 06:33

Parti binalarına atılan bir ses bombasını bahane ederek yapmış oldukları basın açıklamasında Hüda Par'ı hedef gösteren ve halkı Hüda Par'a karşı kışkırtan Ahmet Türk'ün konuşmaları ardından Urfa Caddesi'nde yürüyüşe geçen, sağa sola saldıran BDP çetesi, Hüda Par binasına da saldırmak isterken engellenmeye çalışıldığından üç Hüda Parlıyı ağır yaralamalarına rağmen yalan ve fitne makinesi olan haber ajansları olan Dijle Haber Ajansı'nın aracılığıyla yayınlamış oldukları haberde "Hüda Parlıların emniyet güçleriyle işbirliği içinde kendilerine saldırdığını" suya sabuna karışmadıklarını(!), ak-pak(!) olduklarını söylemeleri pes dedirtir insana...

Kendisinden başka her oluşumu-yapıyı, kendi emirleri altına girmeyip, emir erleri olmadıkça, muhalif olarak gören ve kendilerini Kürdistan'ın hakimi, lideri, otoriter gücü derin devleti olarak düşünen BDP çetesi  başka oluşumların varlığından rahatsızlığını, onlara saldırarak, bina ve derneklerine molotof atarak, parti bayraklarını yerlerinden sökerek yırtıp atarak, karalamaya çalışarak, iftira atarak, yalan habercilik yaparak göstermektedir.

Bir iğneyi deve yapma cinsinden kıllandığı ve kendi lehine kullanabileceğini düşündüğü her olay ve durumu büyüterek sağa sola saldıran ,etrafı kırıp dağıtan, mütedeyyin bildikleri kişi ve kurumların bina, dernek ve araçlarına hatta mütedeyyin kişilerin kendilerine bile saldıran BDP çetesi tam bir eşkıyalık tipi sergilemekte, hak ve hukuklara saldırma noktasında, azı dişlerini yavru koyunun boğazına geçirmiş vaziyette yakalandığında bunun bir sevgi gösterisi olduğunu, kötü niyetinin bulunmadığını belirten gözü dönmüş bir kurt rolünü üstlenmektedir.

Çok iyi birer tiyatrocu olduklarını düşünen yetkilileri ve yalancı medyası, yüzlerindeki maskenin düştüğünün farkında bile olmadan halen halka kanlı gülücükler dağıtmakta, yaptıkları her saldırının, kepenkleri kapattırdıkları her günün, yakıp yıktıkları, kırıp döktükleri her kamu malının, millete yapılan hizmetin aksamasına sebebiyet verdikleri her eylemin, Müslüman halkın inançlarına her dil uzatışının, dini tahrif etmeye her çalışının hesabını bir gün vereceklerini  düşünmemekte olacaklar ki yaptıkları her şeyin yanlarına kar kaldığını düşünerek yaptıklarına yenisini ama daha kötüsünü, iğrencini, çirkefini eklemekteler.

Halkta bir uyanış, farkındalık ve bilinç oluşmuş durumda. BDP ve uzantılarının kendilerine hiç bir hizmetlerinin bulunmadığını, hiç bir hizmet getiremeyeceğini, yıllarca belediyeleri ellerinde bulundurmalarına rağmen göz boyamalar dışında gerçek anlamda halka hiç bir hizmette bulunmadığını, aksine çalıp çırptıklarını, yerleşim proje ve planları rüşvet, heva ve heveslerine göre sınırsız sayıda değiştirebildiklerini, menfaatlerini halkın çok çok üstünde tuttuklarını, kayırmaların alasını yaptıklarını, dini değerleri önemsemediklerini, hatta her fırsatta dine saldırdıklarını, İslama ve Müslümanlara düşman olduklarını, bunlara tahammüllerinin bulunmadığını, komünizmin bir gereği  olarak kadını orta malı yapmaya çalıştıklarını, aileyi parçalamak istediklerini, dolayısıyla Kürt halkının kimliğini tamamıyle bitirmeye çalıştığını görmüş bunlara bizzat şahit olmuş durumda... Bu yüzden halkın vicdanlarında bir kıpırdanma söz konusu ve halk er veya geç , ama korku psikolojisini üzerinden atacağı bir zamanda gür bir sesle haykıracaktır. Kendilerine , namuslarına, mallarına, örf ve adetlerine uzatılan kirli ellerin de birer asalak olduğunu fark edecek ve bu parazitleri kendi vücut ve ruh sağlık ve gelişimi için vücudundan çekip koparacaktır.

Bu haykırış bir çığlık olup Kürt halkının kanıyla beslenmesine rağmen bir kene gibi halkın kanını emen BDP'yi ve emellerini bitirecektir. (Abdussamet Demir)