Tiranlar ve Saltanat

04 Haziran 2015 Perşembe, 14:30

Ne kadar güzel değil mi? Çevremizde her tondan renk var. Yeşil, mor, sarı, kırmızı… Sadece renkler değil tabi bir de süslü yalanlar, küçük insanlardan büyük vaatler.

“Büyük insanlığa oy ver”

“Bizler genciz.”

“Bizler çocuğuz.”

Ne kadar da kuyruğu uzun yalanlar değil mi? Hele “Bizler çocuğuz” sloganı...

İş sadece renklerle de kalmıyor. Taksim’de cinsiyeti belirsiz mahlûkatlar, Amed’te erkekliğe soyunmuş etekli kahramanlar… O kadar yapmacık hareketler, o kadar yalan dolu sözler ki, yalan parayla olsa bunlar Kandil dağını satsa da ödeyemezler borçlarını. İmralı’dakini eşantiyon verseler yine de silinmez yalan dolu veresiye defterleri.

Tabi bunları söylerken, el-hak doğruları da söylemek gerek. Maalesef, akıl tutulması yaşayanlar hâlâ süslü notalarla sırıtan şarlatanlara inanıyorlar. Eh… “Cahillik gelip geçicidir, eşeklik bâki kalır” der büyüklerimiz.

Siyasetten pek anlamam doğrusu, kalemim de bu yönde çalışmaz. Fakat bir şeyin gerçek ya da yalan olduğunu anlamak için de süper zekâ olmaya gerek yoktur. Bir senesi dolmadı daha yürekleri burkan Yasin’in şehadeti. Acıydı, ıstırap vericiydi, yürek burkucuydu. Gencecik fidanlar, binaların üçüncü katından atıldılar, yetmedi arabayla çiğnendi cesetleri, o da yetmedi başları ayrılmak istendi gövdelerinden. Hem de zılgıt eşliğinde…

Bu milletin aklıyla alay etmeyin derim!

Korku ile sindirilen Kürdistan halkının uykulu hali çoktan geçti. Eskisi gibi artık memur karşısında el pençe duran millet de yok. Tamam, bir yere kadar korku saltanatı ile hâkimiyet sürersiniz ama yüreğinde acı olan bu millet silkinir de Yasin’e yapılanları idrak etmeye başlarsa, halk için hazırladığınız tabutlara girmek için yol ararsınız da bulamazsınız!

(Muhammed Yusuf Şehitoğlu)