Kışa girdik...

11 Ocak 2016 Pazartesi, 10:36

Yine bir kış mevsimine girmek üzereyiz.Her mevsimin kendine özgü güzellikleri olduğu gibi bir takım zorlukları da var.Kış mevsiminin de öyle. İşte bu yüzden kışa girerken şöyle bir düşünelim. Bizler belki bu zorlu mevsimi sıcak evlerimizde, üzerinde çeşit  çeşit nimetlerin bulunduğu sofraların başında geçireceğiz. Peki ya yoksul ve muhtaç kardeşlerimiz? Onlar kışı bu kadar rahat geçirebilecekler mi?

Malumdur ki kışın gelmesiyle birlikte yaşam şartları daha da zorlaşır. Bununla beraber yoksulların sıkıntıları daha da artar.Bu nedenle bu zamanlarda bu kardeşlerimizin halini daha fazla düşünüp onlara yardım etme konusunda daha duyarlı olmaya gayret etmeliyiz. Ama maalesef toplum olarak  bu konularda yetersiz olduğumuz apaçık bir gerçektir. Bu durumun sebeplerinden  biri kendimizce üretmeye çalıştığımız geçersiz bahanelerimizdir.

Bahaneler şeytanın insana verdiği etkili vesveselerden biridir. Bu yüzdendir ki bazı insanlara muhtaçların hâli hatırlatılıp onlara yardım etmeleri gerektiği söylenildiğinde hemen savunmaya geçip bahaneler sıralamaya başlarlar.’ Efendim eskisi gibi değil. Halkın refah seviyesi yükseldi, çevremizde yoksul ve muhtaç insan yok. Olsa tabi ki yardım ederdik’ gibi sözlerle kendilerini kandırmaya  ve bu sayede vicdanlarını  rahatlatmaya çalışırlar. Ama şu bir gerçek ki, maalesef günümüzde hala bir lokma ekmeğe muhtaç insanlar var. Onları belki oturduğumuz apartmanda veya yaşadığımız sokakta bulamayabiliriz. Ama birkaç sokak aşağımızda olmadıklarını nerden biliyoruz? Hadi diyelim kendi imkânlarımızla yardım edecek muhtaç bulamadık.Yine de bu, vebalden kurtulduğumuz anlamına gelmez. Çünkü bu konularda  hassasiyet gösteren, fakir insanları tespit edip onlara yardımlar ulaştıran birçok dernek ve yardım kuruluşları var. Onlarla irtibata geçip kolay bir şekilde yardımlarımızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırabiliriz.

Bu seferde ‘Maddi durumum iyi değil, ben zar zor geçinirken başkasına nasıl yardımda bulunabilirim?’ diyebilirsiniz. Ama inanın imkânlarımız ne kadar kısıtlı olursa olsun, eğer gerçekten istersek  muhtaç kardeşlerimiz için bir şeyler yapabiliriz. Bir yakınımın Fatma Teyze adında yaşlı bir komşusu vardı.  Bu teyzenin geliri yok denecek kadar azdı.  Buna rağmen eline geçen birkaç kuruşla örgü ipleri alır, bunlarla kazak, yelek vs. örerdi.  Bu ördüklerini kışın yoksul ailelerin çocuklarına gönderirdi. Bu da gösteriyor ki birilerine yardım etmek için illa zengin olmak gerekmiyor.  Bu güzel davranış,  içinde yoksullara yardım etme isteği olan ama maddi imkânsızlıklar nedeniyle bu isteğini gerçekleştiremeyen bayan kardeşlerimize örneklik teşkil edebilir. Mesela onlar da uzun kış gecelerini yoksul ailelerin çocuklarına bir şeyler örerek ya da yeteneklerine göre farklı türde şeyler yaparak değerlendirebilirler.

Artık iyice kavramamız gereken bir şey var ki, yoksul ve muhtaç kardeşlerimizin bizim üzerimizde hakları  vardır. Bu yüzden bahanelerin arkasına saklanmaktan vazgeçelim. Özellikle bu soğuk kış aylarında elimizi taşın altına koyup bu kardeşlerimize karşı olan sorumluluklarımızı yerine getirme gayreti içerisine girelim.  (Arzu AŞKIN)