Kaddafi, Saddam'ın Manevrasını Deniyor

05 Mart 2011 Cumartesi, 00:05
Kaddafi belki de 'yabancı işgale karşı direnen kahraman' görüntüsü vererek, ülkesinde kaybettiği prestiji ve otoriteyi geri kazanmaya çalışıyordur.

Libya halkını sevdiğini ve onlar için ölüme hazır olduğunu söylemesi, Muammer Kaddafi’nin son şakası olmayabilir. Zira Kaddafi, manevra ve hilelerle dolu. Liderlikte olabildiğince uzun kalmak için, 1969’da yönetime geldiğinden beri bu hilelere başvurdu. Kaddafi’nin despotluğuna, dünyadan ve Libya halkından kopukluğuna dair çok şey söylenebilir, ancak bu adam, tam bir manevracı ve kamuflaj ustası. Bu özelliği, kendisine Libya’yı 40 yıldan fazla bir süre yönetme imkânı verdi. İç ve dış baskının artmasıyla birlikte imkânları azalsa dahi, iktidarda kalmak için bu manevralara başvuruyor.

‘Git’ diyecek etkin bir güç yok

Tunus ve Mısır’da devlet başkanlarını gitmeye zorlamak için kullanılan yöntem ve bu iki ülkeyle Libya arasındaki iktidar bileşiminin farklılığı dikkate alındığında, Kaddafi’nin başarılı olması uzak bir ihtimal. Tunus ve Mısır’da ordu, iktidarın belkemiği ve devlet başkanının gücünün kaynağıydı. Bu iki ülkenin orduları, devlet başkanlarına desteği çekti, halka karşı şiddet uygulanmaması ve kendi rollerini koruyacakları gelecek dönemin kurtarılması için liderleri ülkeyi terk etmeye çağırdı. Libya’daysa Kaddafi, yönetimi için tehlike olarak gördüğü orduyu küçülttü. Mevcut kriz ortamında Kaddafi, bu manevranın meyvesini topladı. Zira çevresinde kendisine ‘git’ diyecek etkin bir güç yok. Ülkenin birçok bölgesinde otoritesini kaybettiği doğru, ancak gerek ailevi ve kabile etkenleri gerekse kendisine bağlı destekçiler sayesinde Trablus’ta korunuyor. Kaddafi, hayatta kalmak için savaşmaktan bahsettiğinde, ancak askeri bir operasyonla ülkeyi terk edeceğinin farkında. Fakat muhalefetin önünde böyle bir operasyonun hayata geçirilmesi için zorluklar var. Şu ana dek organizasyon sağlanamadı. Kaddafi, bölgelerdeki otorite kaybının askeri operasyonların değil, barışçı halk direnişinin sonucu olduğunu biliyor. Bu nedenle güvenlik birimlerini, isyanı önlemek ve herhangi bir askeri operasyona karşı korunmak için Trablus’a konuşlandırdı.

Kaddafi, uluslararası tepkiyi gözlüyor ve artan gerginliğin farkında. Bu gerginlik, yaptırımlarla, Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurulmasıyla, yardım malzemelerinin gönderilmesi ve güçlerin harekete geçirilmesiyle başlıyor. İktidara tutunması da dış askeri operasyon ihtimalini körüklüyor. Kaddafi ancak bu askeri operasyonun kendisini gitmeye zorlayabileceğini düşünüyor. Belki de Trablus’ta dış güçlerle mücadele, Kaddafi’nin yabancı işgale direnen kahraman görüntüsünü kazanma amaçlı bir çaba. Saddam Hüseyin de ABD’nin Irak’a saldırısının, kaybettiği prestiji geri kazandıracağını düşünerek bunu yapmadı mı? Sonuç, halkı için ödünler verip iktidarı terk etmek yerine işgali getirmek oldu. Gerisi malum. Kaddafi’nin bel bağladığı akıbet de Saddam’ınkinden pek farklı olmayacak.

Abdullah İskender - Hayat Gazetesi
Alıntı/Çeviri : Radikal