Krizden Katliama

11 Mart 2011 Cuma, 16:56

Libya halkının kıyamı başlamadan önce bu ülke uluslararası arenada iki yönüyle tanınıyordu. Kaddafi ve petrol. Kaddafi, Libya’yı hiçbir diktatörün yapmayacağı şeyleri yaparak yönetti. Libya herhangi bir anayasaya sahip olmayan bir ülkedir. Bu ülkede resmi olarak medeni ya da siyasi hiçbir parti ya da kuruluş bulunmamaktadır. Kabile reisleri Kaddafi’ye biat etmekte ve onun emirlerine tabi olmaya çalışmaktadır. Petrolün bütün gelirleri Kaddafi’ye aittir. Petrolün inanılmaz derecedeki gelirlerini istediği gibi istediği yerlere harcamaktadır.

Libya’yı bölgenin ve dünyanın değişikliklerine kapatma Kaddafi ve oğlu Seyfülislam Kaddafi’nin önemli uygulamalarından biridir. Kaddafi, Seyfülislam’ı varisi olarak tayin etmiş, kendisinden sonraki yönetici olarak seçmişti. Uluslararası toplantılarda ya da Arap konferanslarında kendisini inkılab rehberi olarak takdim edip sürekli şov yapıyordu. Aynı zamanda kendisini Batı ve özellikle de Amerika karşıtı olarak yansıtıyordu. Ancak pratikte işler farklıydı. Libya petrolleri Batının en büyük petrol şirketleri tarafından işletiliyordu. Özellikle de Libya’nın petrolü İngiltere’nin en büyük petrol şirketi Petrolyum, İtalya ve Belçika petrol şirketleri tarafından paylaşılmış, bu şirketler Kaddafi’yi razı ederek ülke petrollerini talan ediyorlardı.

Kendisini Siyonistlere karşı mücadele eden bir savaşçı olarak yansıtan Kaddafi, Siyonist rejimin gerçekleştirdiği terör saldırılarının bir kısmında bu rejimle işbirliğinde bulunuyordu. İmam Musa Sadr’ın ve Fethi Şikaki’nin şehid edilmesinden Hizbullah’a muhalefete ve Lübnan’daki muhaliflerine yardımlar Kaddafi’nin işlerinden sadece birkaçıdır.

Arap toplumundan münzevi edildiği son yıllarda bir konuşmasında şunları dile getiriyordu. “Libya ve ben her ne kadar Arap sayılsak da, Afrikalıyız. Bundan sonra Arapların Ortadoğu sınırlarına dahil değiliz. Arap ülkeleri ve halkıyla hiçbir işimiz yok. Benin yönüm Afrika’ya ve onun problemlerine dönük olacak”

Bundan sonra yeni şovlarını Afrika ülkeleri topluluklarında göstermeye başladı. Onun dolar hediyeleri Afrika ülkeleri yöneticileri tarafından hoş karşılansa da bütün uğraşılarına rağmen Kaddafi Afrika’da nüfuz sahibi bir lider konumuna ulaşamadı.

Libya halkı yıllardır Kaddafi’nin diktatörlüğünde ekonomik ve kültürel fakirliğe duçar olmuş durumda. Bugün Libya’da demokrasi sloganı atan Batılılar, petrol kaynaklarını hizmetlerine sunması için Kaddafi’yi her zaman desteklediler. Halkına karşı büyük suçlar işleyen Kaddafi hükümetinin karnesi oldukça kabarıktır. Onun diktatör yönetimi Libya’da ve Sudan’da albayların darbesinden ve Cemal Abdunnasır zamanından beri devam etmektedir. Nasır iki genç albaydan, Libya’da Muammer Kaddafi’yi ve Sudan’da Cafer Numeyri’yi yetiştirmişti. Arap nasyonalizminin zirvede olduğu dönemde bu iki albayın ülkelerinde gerçekleştirdikleri darbeler Libya ve Sudan’da inkılap şeklinde takdim edildi. Her iki albay mutlak gücü ortadan kaldırma sloganlarıyla başa gelirken yönetimi diktatörlüğe dönüştürdüler. Sudan’dan kaçıp Arabistan’a sığınan Albay Numeyri bu ülkede öldü. Arkasından ise muhalefeti ortadan kaldırma ve Sudan halkını fakirleştirme karnesi bıraktı. Her aşamada canını kurtaran Kaddafi ise kırk yıldan fazladır Libya’yı yönetmektedir. Ülkeyi dış dünyaya kapatıp aşiret reislerini koruyarak Libya’yı bir aşiret gibi idare etmeye çalıştı.

Bugün gençlerinin caddeleri tutmasıyla Libya halkı diktatöre karşı büyük bir kıyam başlattı. En azından bu merhalede Kaddafi tarafından Libya’da örülen demirden duvarlar ve setler yerle bir edildi. Artık mazlumiyet nidaları dünya halkları tarafından rahatlıkla duyulabiliyor.

Kaddafi ve oğlu Seyfülislam halkı ateşten mermililerinin hedefi haline getirdiler. Aynı zamanda Libya’nın bütün iletişim sistemini ve haber gönderme kanallarını güçlerinin yettiği kadar kapattılar. Uluslararası insan hakları kurumları Kaddafi taraftarlarının saldırılarıyla çok sayıda Libyalının hayatını kaybettiğini haber vermektedirler. Bunların büyük bölümü Kaddafi aleyhtarı gösteri yaptıkları için kurşunlara maruz kaldılar. Haber kaynakları Libya’nın çok sayıda asker ve polisinin halk kıyamına katıldığını haber vermektedirler. Libya’nın başkenti Trablus’ta ve diğer yerleşim birimlerinde şiddetli çatışmaların yaşandığı da gelen haberler arasında.

Libya halkı Kaddafi’nin hakimiyetinin sona ermesini, onun ve ailesinin sorgulanmasını istiyor. Televizyonda görünen Kaddafi’nin oğlu, gösteriler tamamıyla sona erene kadar silah kullanacaklarını halkı tehdit ederek dile getirdi. Bazı insanları Kaddafi’nin taraftarları olarak gösterip şov yapma taktiği ise başarılı olamadı.

Bugün Libya halkının öfkesi zirveye vurmuş durumda. Bu ülkeyle az bir irtibatı olan dünya, halka karşı yapılanlardan ve dökülen kanlardan endişe duymaktadır. Batıdan doğuya dünya ülkeleri hatta Arap ülkelerinden Kuveyt ve Arabistan bile Libya halkının öldürülmesini resmi olarak kınadılar. Bir bildiri yayınlayan Arap Birliği Başkanı Amr Musa, Arap halklarının ıslahat, gelişim ve değişim isteğinin meşru ve kanuni olduğunu ileri sürüp “Bütün Arap dünyası, bu önemli süreçte ve tarihinin bu önemli aşamasında bunları istemektedirler” dedi. Libya’da halkın kanının akıtılmasıyla ilgili endişelerini dile getirip bu ülkedeki çatışmaların sona erdirilmesini istedi.

Libya’lı petrol işçileri greve gittiler. Petrol şirketleri çalışanlarının çoğu, özellikle de İngilizler, Belçikalılar ve İtalyanlar Libya’yı terk ettiler.

Bir bildiri yayınlayan Avrupa Birliği, Libya’daki katliamları kınadı. Birkaç Avrupa ülkesi, özellikle de Almanya ve İngiltere bu ülkedeki vatandaşlarını ülke dışına çıkarttı.

Amerikalılar, son resmi açıklamalarında Libya’da stratejik menfaatleri bulunmadığını bildirdiler. Halkın öldürülmesini kınayıp Kaddafi hükümetinin halkın isteklerine karşı temkinli olmasını istediler.

Batılı tahlilciler konuyla ilgili kaleme aldıkları değerlendirmelerinde, Kaddafi’den sonraki dönemin belirsiz olduğunu, Libya’da herhangi bir muhalif partinin hatta siyasi partinin bulunmadığını bildirdiler. Kaddafi’ye muhalif bütün şahıslar ya onun tarafından öldürülmüş ya da yıllardır ülkeyi terk etmek zorunda kalmışlardı. Libya’da ne basın özgürlüğü var ne de küçük bir medeni teşkilat bulunmaktadır. Kaddafi’nin diktatörlüğü bu ülkedeki her medeni hareketin kökünü kurutmuştur. Öyleyse Libya’nın geleceği nasıl olacak?

Bugün Libya’da halka dayatılan katliamlardan dolayı kriz derinlerden kaynaklanmakta ve kıyamı gün geçtikçe bütün ülkeye yayılmaktadır. Barajları yıkan Libya halkı Kaddafi’nin diktatörlük duvarlarını yerle bir etti. Bundan sonra Mısır gibi Libya’da da hiç kimse eski diktatörlerin varisi olarak halka tahakküm edemeyecek. Arap dünyasında ağaya kalkıp diktatör rejimlere karşı halkın kıyam ettiği ülkeler arasında Libya’nın apayrı bir yeri var. Libya ile ilgili haberlerin çoğu Kaddafi için geri sayımın başladığını, bundan böyle diktatörlüğünün sona erdiğini haber vermektedir.

Yazan: Ebulkasım Kasımzade

Kaynak: İttelaat Gazetesi

Çeviren: Hanefi Aydın

(Doğruhaber Gazetesi)