Afganistan’da İşgal Karşıtı Öfke

26 Mart 2011 Cumartesi, 01:18

Birkaç gün günce aniden Afganistan’a giden Amerika Savunma Bakanı Robert Gits, Cumhurbaşkanı Karzai’yi, bu ülkenin bazı ileri gelenlerini ve ABD askeri üslerini ziyaret etti. Amerika askerlerinin son zamanlarda sivil halka yönelik yaptığı katliamlar ve geçen gün Kener bölgesinde gerçekleştirilen saldırılarda 80 kişinin hayatını kaybetmesi üzerine sokaklara dökülen halk Amerika’ya karşı nefretini haykırıyordu.

Amerikalı yetkililer ve başlarındaki Barack Obama, Afgan halkının tepkisi üzerine saldırıları durdurma ve özür dileme yerine, ölenlerden dolayı üzgün olduğunu söylemekle yetindi. Küstahça açıklamalarda bulunan Amerika’nın Afganistan’daki güçlerinin komutanı David Petraeus  kadın ve çocukları yakıp küle çeviren bu bombalamaların ABD’ye ait olmadığını, Afganistan halkının kendi eliyle çocuklarını öldürüp işi Amerika güçlerinin üzerine atarak isimlerini lekelemeye çalıştıklarını söyledi.

Afganistan hastane ve mahkeme kaynaklarının yayınladıkları haber ve raporlar, Amerika’nın saldırılarda yasaklanmış silah kullandığını, bu durumun Afganistan halkını ciddi şekilde endişelendirdiğini, zira Amerika’nın Afgan halkını kobay olarak kullanmak için yeni geliştirdiği silahlardan istifade ettiğini ileri sürmektedir.

Gits’in Afganistan’a ani ziyareti, Beyaz Saray makamlarının içte ve dışta bu saldırıların yansımalarından ve işgalcilere karşı tepkilerin artmasından endişe duyduklarını göstermektedir. Bunun için harekete geçen Amerikalılar, Afganistan hükümetiyle müzakereler gerçekleştirip onların bakışlarını değiştirme ve baskın rol almaya çalışmaktadırlar.

Afganistan’da halkın işgalcilerden duyduğu rahatsızlıklar ve yaptığı itirazlar karşısında Afgan hükümetinin pasif tavrı, bu hükümete karşı kamuoyu baskısını arttırmaktadır. Bu durum hükümeti, Amerika ile ilişkilerine yeni şekil vermeye ve ülkenin güvenliğine el atmaya zorlamaktadır. Hükümete çağrıda bulunan Afganistan halkı, Amerika ve NATO’nun sivil halka karşı saldırılarına engel olmasını istemektedir. Oysa Kabil hükümeti bugüne kadar saldırıların önüne geçmede başarılı olamadı.

Şu ana kadar tepkilere önem vermeyen Amerikalılar, Afganistan’ın farklı bölgelerine yönelik saldırıları arttırmak için çabalamakta, hatta bazen bu ülkenin sınırlarını bile aşmaktadır. Yabancı güçlerin Afganistan’ı terk etmeye başlama tarihi olan Haziran ayının yaklaşmasıyla, bu ülkedeki askeri varlıklarını süreklileştirme ve sürekli kullanabilecekleri askeri üsler oluşturma peşinde olmaları bölgedeki endişeleri daha fazla arttırmaktadır.

Kabil’de yaptığı açıklamalarda Robert Gits, NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesiyle bu ülkede emniyet boşluğu doğacağını ve güvensizliğin artacağını dile getirdi. Bu durum Amerika’nın krizi idare siyasetine terk ettiğini göstermektedir. Bir taraftan örgütlü karışıklıkları daha fazla arttırmaya çalışan işgal güçleri, kendilerini Afganistan kurtarıcısı ve bu ülkede güvenliği temin edici makamında göstermeye çalışmaktadırlar. Bu arada Taliban bahanesini ileri sürüp burada kalışlarının zaruri ve hayati olduğunu göstermek için çabalamaktadırlar.

General McChrystal’in yerine General Petraeus’un getirilmesiyle birlikte NATO’nun sivil halka karşı yaptığı saldırıların şiddet kazanması üzerine Afgan halkının duyduğu öfke ve kızgınlıktan dolayı ciddi endişeler duymaktadırlar. Ancak işin ilginç yanı bu öfkeyi dindirmek için çabalama yerine, Afgan halkına karşı öldürme, evlerini başlarına yıkma ve katliamdan geçirmeye devam etmekte, her türlü muhalefeti etkisiz hale getirmektedir.

Son gelişmeler, Amerika’nın Afganistan’da çok sert ve zor şartlarla yüz yüze olduğunu göstermektedir. NATO ve Amerika üst makamlarının bu ülkeyi üst üste ziyareti, Amerika’nın Afganistan ve Pakistan işleri özel sorumlusuyla Savunma Bakanı Gits’in ziyareti, Afgan halkının kabaran öfkesinden duydukları kaygılarından kaynaklanmaktadır. İşgalciler, Afgan halkının patlayacak öfkesinin Afganistan’da bulundurdukları güçlerin geleceğini büyük tehlikelerle yüz yüze bırakacağından korkmaktadırlar.

Amerika ve Avrupa’da Afganistan işgaline karşı gün geçtikçe artan protestolar, Batı makamlarını baskı altına almakta ve kendi kamuoylarına cevap vermeye zorlamaktadır. Ve onları Afganistan’da daha uzun müddet kalmalarıyla ilgili programlarından haberdar etmeye zorlamaktadır.

Amerikalılar bu doğrultuda Afgan makamlarına bir güvenlik anlaşmasını dayatmaya çalışıyorlar. Böylece Afgan hükümetinin onlardan askerlerini bu ülkede bulundurmalarını istediklerini ortaya koymak istiyorlar.

Bugünlerde Amerikalılar Afganistan’da genel havayı yumuşatmak için yoğun çaba harcıyorlar. Afganistan’da yabancı güçlere karşı kamuoyunun tutumu şiddetlendikçe hem bu ülkenin hükümeti böyle bir anlaşmayı kabul etmemek için büyük baskı altına girecek hem de işgalcilere karşı savaş Taliban’ın mücadelesi için ortamı daha müsait hale getirecek. Ancak, bu konu iki taraflı keskin bir kılıç gibidir. Hem onların askeri varlığını sorunlu hale getirmekte hem de bu ülkedeki iç karışıklıkları arttırmaktadır.

Afganistan’da İngiltere’nin ve Sovyetler Birliğinin perişan şekilde yenilgi tecrübesi Afganistanlıların normal şartlarda Amerikalıları topraklarından kovmaya ve yenmeye güç yetirebileceklerini anlamaya başladıklarını göstermektedir. Oysa bu güçler Afganistan’da kalmak için bahane uydurma çabasındadırlar. İşgalcilerin işledikleri savaş suçları, Afganistan’da uzun müddet kalmalarıyla ilgili siyasetleri ve güçlerinin burada kalmasıyla ilgili anlaşmanın sağlanması onları ciddi ve büyük sorunlarla yüz yüze bırakacak gibi görünmektedir.

Yazan: Mecid Vakari

Kaynak: Kuds Gazetesi

Çeviren: Hanefi Aydın

(Doğruhaber GAzetesi)