Arabistan’da İnkılabın Ayak Sesleri

02 Nisan 2011 Cumartesi, 03:17

“Bundan sonra Amerika’nın bir müttefiki ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığı zaman, söz konusu müttefik harekete geçme kabiliyetine sahipse, Amerika derhal ona yardım etmek için harekete geçecek. Ancak Amerika bundan sonra dolaylı şekilde yardım edecek. Özel şartlar dışında Amerika askerleri bir yere gönderilmeyecek!”

İkinci başkanlık döneminin başladığı dönemde kendisine ait doktrini açıklayan Amerika başkanlarından Richard Nixon, Vietnam savaşından kaynaklanan problemlerden de etkilenerek yukarıdaki ibarelerin içinde bulunduğu yeni siyaseti belirliyordu. Bunu, dünyanın kalbinde “iki sütunlu siyaset” olarak ortaya koydu. Yeni siyasete göre, Fars Körfezinde Amerika’nın menfaatlerini korumada Suudi rejimi ile Pehlevi rejimi iki asli sütun görevini gören müttefikler olarak tanımlanıyordu.

Bu yeni siyaset projesinin üzerinden on yıl geçmeden, siyasetin ilk ve en önemli sütunu olan Pehlevi rejimi Müslüman İran halkının İslami kıyamıyla yıkıldı. Böylece dış siyasette Amerika’nın Suudi ayağı tamamen kıymete binmeye başladı. Suudi ailesi, dev petrol yatakları, jeopolitik özel konumu ve Amerika’nın Fars körfezindeki biricik dayanağı olarak, Amerika yöneticileri için büyük önem taşıyordu. Bundan dolayı Suudi yöneticileriyle ilişkilere ağırlık verildi. İran’ın her geçen gün güç kazanması, Irak’ın zayıflaması ve Filistin’deki uzlaşı politikasından dolayı Amerika’nın takip ettiği siyaset gün geçtikçe daha fazla önem kazanmaya başladı.

Suud hükümeti, uluslararası arenada yüklendiği görevi yerine getirmede oldukça gönüllüydü. Amerika’nın önemli hedeflerinden biri, Ortadoğu’da ve İslam dünyasında İran’ın nüfuzunu engellemek ve Siyonist rejimle uzlaşma/teslimiyet projesine işlerlik kazandırmaktı. Irak ve Afganistan’da İran’a darbe vurma çabaları, Müslümanlar arasında mezhep çatışmalarını körükleme ve Arap dünyasında İran karşıtı cephe oluşturma çabalarının yanı sıra, özellikle de İslami direniş hareketlerinin İran’la irtibatlarının verdiği rahatsızlıklar Arabistan yöneticilerini bu dönemde yoğun bir çabanın içerisine itmişti. Hüsnü Mübarek başkanlığında Mısır, Amerika’nın İslam dünyasındaki dış siyaset sütunu olarak bu alanda önemli oyunlarda figüranlıklar yaptı ve Ortadoğu’da uzlaşmacı/teslimiyetçi projenin gerçekleşmesi için yoğun çaba sarfetti.

Amerika ile yoğun ilişkiler içinde bulunan Mısır’da Mübarek rejimi, kıyamın yaşandığı Yemen, Bahreyn, Ürdün ve diğer ülkeler, rollerini iyi oynamak için Suudi rejimine önemli yardımlarda bulundular. Bugün Amerika’nın Suudi rejimine ihtiyacı her zamankinden daha fazladır. Suudi rejimi ise Amerika’nın İslam dünyasındaki en önemli dayanağını oluşturuyor.

Suudi kralı ve veliahdı, gün geçtikçe kötüleşen sağlık problemleriyle karşı karşıya bulunmaktadırlar. Bundan dolayı ülkenin ileri gelenleri, karşılaştıkları önemli gelişmeler karşısında hızlı karar almada büyük zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Aynı şekilde Suud hanedanının üyeleri arasında, kralın ölümünden sonra kudreti ele geçirme mücadelesi şiddetli bir şekilde devam etmektedir.

Ülkenin doğusunda yaşayan halk bir taraftan yoksullukla boğuşurken, hükümetin baskıcı ve dayatmacı tutumundan dolayı ciddi zorluklarla karşılaşmaktadır. Suudi rejiminin mezhepsel baskıları burada yaşayan halkı patlama noktasına getirmiştir. Özellikle de son zamanlarda halkın yoğun katılımıyla gelişmekte olan kıyam hareketi Suudi rejimini ciddi şekilde rahatsız etmektedir.

Suudi yöneticilerinin halkın yaşamında gerekli olan refahı teminde hiçbir çabanın içinde bulunmamaları, şehzadelerin yoğun fesatlarının yanı sıra yaygın olan işsizlik ve fakirlik, Arap dünyasındaki gelişmelerden esinlenen halkın kıyamı için uygun ortamın oluşmasına yol açtı. Gün geçtikçe yoğunlaşmakta olan halkın hareketliliği Suud yöneticilerinin gözlerinde korku bulutlarının yükselmesine sebep olmaktadır.

Siyonist rejime karşı devam eden geri çekilişin hiçbir netice vermemesi bir tarafa, bu rejime karşı direnişin olumlu başarılar elde etmesi, Müslüman halklar arasında Amerika düşmanlığının yaygınlaşması, öte yandan Suud ailesinin yoğunlaşan Amerikancılığı, ülke yöneticilerinin siyasetine karşı halk muhalefetinin gelişmesine yol açmaktadır.

Bugün, Amerika için büyük önem taşıyan Suud Hanedanının payeleri ciddi anlamda sarsılmaktadır. Bazı siyasi tahlilciler Suudi Arabistan’da İslam inkılabının ayak seslerinin duyulmaya başlandığını, bu rejimin sonunun fazla uzun sürmeyeceğini ileri sürmektedir.

Kaynak: Pencere Dergisi

Çeviren: Hanefi Aydın

(Doğruhaber Gazetesi)