İslami Uyanış ve Müslümanların Kıyamı

08 Nisan 2011 Cuma, 11:59

Son zamanlarda İslami uyanışla birlikte gelişen kıyamın yeni ve gittikçe büyüyen dalgalarla kollarını dört bir tarafa açtığı görülmektedir. Bu bereketli dalgalar zulüm ve cehalet perdelerini ortasından parçalamakta, istikbara bağlı kuklaların ve dünyamıza musallat sömürgeci güçlerin ağlamaklı çehrelerini bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır. Bütün bunlar bir taraftan işkence ve azap tümürü gibi halkın tepesine dikilen eski rejimlerin ve diktatörlüklerin yıkılacağını ve müstekbir güçlerin yok olacağının müjdesini vermektedir.

Dünyada istibdat ve istikbar güçlerine karşı yükselen nefret ve öfke şuleleri kolay kolay sönecek gibi görünmüyor. Her gün daha fazla yükselmekte olan bu şuleler, zulüm ve cinayet ehlinin eteklerini tutuşturmakta ve sonunu her gün biraz daha yaklaştırmaktadır.

Tunus’ta filizlenen İslami diriliş coşkusu, Mısır’dan sonra Libya, Bahreyn ve Yemen’e ulaştı. Ürdün, Arabistan, Suriye ve diğer İslam ülkelerinde de Müslüman halkın İslami kıyamının ayak seslerini duymaktayız. Uzun yıllar Müslüman halkların emeklerini sömüren ve sermayelerini talan edenler, koltuklarını kaybetmemek için Müslümanların kanlarını akıtmaya başladılar. Acımasızca katliamlar yapıyor, caddeleri Müslümanların pak kanlarıyla suluyorlar. Oysa yaptıklarıyla sonlarını hazırlayan bu zalimler döktükleri kanlarla Müslümanların kıyamını güçlendiriyor, ayaklarının muhkem bir şekilde yere basmasına ve acı sonla devrilmelerine zemin hazırlıyorlar. Mutmain bir kalple söylemek gerekirse Allah’ın takdiri olan bütün bunlar, Allah Teala’nın iradesinin bu şekilde işlediğini göstermektedir. İstikbar ve zalim güçler tarafından aşağılanan Müslümanlar, izzet ve onur savaşı vermekte, zalimler için zillet ve yok oluşu hazırlamaktadırlar. İşte bu gelişmeler, Allah Teâla’nın mustazafları müstekbirlere karşı muzaffer kılacağıyla ilgili büyük vaadinin gerçekleşmekte olduğunu göstermektedir.

İslam coğrafyasında yaygın bir şekilde karşılaşılan İslami uyanışla birlikte Müslüman halkların kıyamının ortaya çıktığı bugünler, son yıllarda çağdaş dünyanın karşılaştığı en önemli olaylardır. Beklenmedik bir esnada ortaya çıkan bu coşkun hareketin ve bu ilahi sedanın nasıl devam edeceğiyle ilgili sorular zihinleri meşgul etmektedir. Amerika’nın dünyadaki meşru olmayan sultasının ortadan kaldırılması, bölgede İsrail varlığının sona erdirilmesi ve dünya Siyonizm’inin ortadan kaldırılması bir buçuk milyar nüfuslu Müslüman dünyanın beklentilerinin birkaçını oluşturmaktadır. Ancak manzara, gelecekte ilahi değerlerin hâkim olacağının ipuçlarını vermektedir.

Bugün dünyada maddi hâkimiyeti ellerinde bulundurup şeytani oyunlarla zulümlerine devam edenlerden şikâyetçi olanlar sadece Müslüman halklar değil. Dünyanın diğer milletleri de adaletsizliklerden ve rejimlerin ardı arkası kesilmeyen zulümlerinden yorulmuş durumdalar. Böyle bir zulmün sembolü olarak gasıp ve işgalci siyonist rejimin savunmasız ve kuşatılmış mazlum Gazze halkına yaptıkları karşısında dünyadaki ülkelerin ve rejimlerin tutumları örnek olarak gösterilebilir.

Müslümanların bir bütün olarak kıyama kalkması çağdaş dünya için yeni mesajlar içermektedir. Bugün İslam, zalim ve diktatör rejimlere karşı milletlerin coşkun feryadına dönüşmüştür. İmam Humeyni’nin otuz-kırk yıl kadar önce saf ve katıksız Muhammedi (sav) İslam diye ileri sürdüğü İslam, Amerika’nın rahatsızlık duymadığı ve hatta sömürüsünün devamı için yaşatmaya çalıştığı İslam’ı reddediyordu. Amerika’nın varlığından rahatsız olmadığı İslam o zamanlar İran’da da geçerliydi. Bugün Müslüman halkların kıyamına tanık olan ülkelerde de aynı İslam varlığını sürdürmektedir.

Müslümanların müstekbir güçlerin fesadına karşı duruşunun ve bunlardan kurtuluşunun biricik yolu ümmetin uyanışı ve İslam’a yönelişidir. Yakın zamanlarda tanık olduğumuz diktatör Mübarek’in yıkılışı bu uyanışı ve ittihadı göstermektedir.

Geçiş dönemlerinin sancılı olacağı görülmektedir. İstikbar güçleri, kudretlerinin dağılmaması ve sömürülerinin devam etmesi için imkânlarını sonuna kadar kullanacaklar. Ancak İslam ümmetinin uyanışı ve vahdeti onların oyunlarını bir bir bozacak. Amerika ve siyonist rejim İslam topraklarından el çekmeye mecbur kalacak ve İslam dünyasının geleceğini kendi eliyle çizmesini zorunlu olarak kabul edecekler. Bu meyanda Allah Teala’nın Mü’minlerin yanında olduğu, güçlerini birleştirip O’nun yolunda mücadele eden Mü’minleri yalnız bırakmayacağı ve zalimlerin hesaplarını en kısa zamanda göreceği unutulmamalıdır.

Otuz kusur yıl kadar önce İran’da da aynı şeyler olmuştu. Halkın kıyamına karşı tutunamayan Şah, İran’da derin kökleri bulunan Amerika ve siyonistler bu ülkeden kaçmak zorunda kalmışlardı.

Çağdaş dünyada, mahrum ve mustazaf halkların uyanışı ve beklenmeyen İslami kıyamı, dikkatleri üzerine çeken ve hayretler içinde bırakan asrın önemli gelişmelerindendir. Yeni olması, yeterli tecrübeye sahip olmaması, zalimlerin kıyamı bastırma çabaları ve emperyalist güçlerin mesirinden uzaklaştırma gayretlerine rağmen yüreklerinden akan tevhidi sedayla harekete geçen Müslüman halklar zahmetli ve zaman alıcı da olsa, bu büyük kıyamı İslam’ın rengine çevirecekler. Bu arada hem bu hareketlere öncülük yapacak rehberler yetişecek ve hem de bu hareketleri İslami mesirde yürüten kadrolar ortaya çıkacak. Kısaca İslam ümmetinin uyanışı ve kıyamı Müslümanların gelecekteki zaferinin müjdelerinden haber vermektedir.

Yazan: Muhammed Nazımi

Kaynak: Resalet Gazetesi

Çeviren: Hanefi Aydın

(Doğruhaber Gazetesi)