Diktatörler ve Aydın Kisveliler

26 Nisan 2011 Salı, 17:29

Tarihi tecrübe son iki asırda diktatörlerin ve aydın kisvelilerin sömürgeci kapitalist sistemin iki önemli oyuncusu olduğunu ortaya koymaktadır. İki asır boyunca her iki kesim adeta halkla alay ettiler. Nihayetinde İran’da gerçekleştirilen İslam inkılabı, Batının önemli dayanağı olan diktatör rejiminin yıkılmasına, aydın kisvelilerin ise uzlete çekilmesine sebep oldu. İslam inkılabı Müslüman milletlerin önüne yeni ufukların çıkmasına yol açtı. Ümitleri diriltti. İslam dünyasında İslami uyanış dalgası her geçen gün daha fazla yükselmeye başladı. Amerika ve Siyonist rejim karşısında Müslümanların direniş cephesi gün geçtikçe gelişme gösterdi.

İslami direniş cephesinin her geçen gün güç kazanması ve İslami hareketler arasında yeni ümit dalgalarının yükselmesi, istikbarın bir kere daha çıkmazla yüzyüze gelmesine yol açtı. Bunun üzerine istikbar güçleri direniş cephesine karşı bir araya gelip yeni birliktelikler oluşturdular. Aydın kisvelilerin perde arkasından direnişin gövdesini hançerlemeleriyle İran ve Lübnan’da renkli inkılaplar için operasyonlar yapıldı. Ancak bu hançerler, bu seferliğine direnişin gövdesini sıyırmayı başarmıştı.

Batının zulüm ve istibdadına karşı İslam dünyasının farklı yerlerinde direniş hareketlerinde kıpırdamalar başladı. İslami uyanış dalgasından endişelenen ikinci el askeri heyulayı oluşturan diktatörler halkaların kıpırdanışına karşın sert duruşlarını her ortamda göstermeye çalıştılar. Bütün engelleme çabalarına rağmen Müslüman halklar ayağa kalkmayı başardı. Buna hazırlıksız yakalanan Emperyalist güçler, halkın kıyamıyla yüzleşmenin tek yolunun, onu bozmak için gayret etmek ya da en azından onun yayılmasını en aza indirmek olduğuna kanaat getirdiler. Bundan dolayı pragmatist projeler üreten Amerika’nın düşünce odaları bütün gün çalışıp nasıl bir yöntem izleyeceklerini tespit etmeye çalışıyorlar;

1- Mısır ve Tunus: Her ne kadar Mısır ve Tunus’ta değişim hızı istenilen modele ulaştıramadıysa da, diktatörün değişimine razı olmaları ve işleri aydın kisvelilere devretmeleri tecrübe kazandırdı ve gelecek için itminanın oluşmasına yol açtı. Değişimin hızını düşürmek ve Batı yanlısı aydın kisvelilerin işlerin başına getirilmesine gerekli zemini hazırlama Batılıların gelecekteki stratejinin odak noktasını oluşturmaktadır.

2- Yemen: Yemen’de henüz Ali Abdullah Salih’i bırakmayla ilgili şartlar oluşmuş değil. Bu ülkede aydın kisvelilerin kulüpleri yeterince güçlü sayılmazlar. Salih gibi yeni bir diktatörü başa getirmenin yolları aranıyor. Yeni bir yol bulana kadar son noktaya kadar Salih üzerinde diretme çabasını sürdürecekler. Salih’in korunması için Suudi rejimi de yoğun çaba harcıyor. Suudiler bir kez daha savaş makinesini Yemen’e yönlendirebilirler. Ancak bunun arkasında büyük risklerin bulunduğunu çok iyi biliyorlar.

3- Bahreyn: Bu küçük ülke Fars Körfezinde Amerika için oldukça stratejik önem arzediyor. Al-i Halife krallığının yıkılması, büyük ihtimalle İran’a fazlaca ilgi duyan Şiilerin iktidara gelmesine zemin hazırlayacak. Öyleyse tek çare ne pahasına olursa olsun Al-i Halife’nin korunmasıdır. Bundan dolayı halkın kıyamını mezhepsel kıyam şeklinde lanse ettiler. İran ve Hizbullah’ın herhangi bir müdahalesi Suudi Arabistan askerlerinin bu ülkede daha fazla kalması için yeni bir bahanelere dönüşebilir. Diğer ülkeleri bu işin içine çekmekle, Suud ailesine yönelik eleştirilerin hacminin düşürülmesi istenecek.

4- Libya: Bu yıllarda evcilleştirilmiş bir diktatör olan Muammer Kaddafi’nin gitmesiyle ilgili henüz bir karar verilememiş. Her ne kadar İsrail ve Batı ile muamele yolunu öğrenmişse de, yerini doldurulacak uygun birinin bulunması durumunda onu kurban etmekten çekinmeyecekler. Kaddafi’nin Batının eliyle kurban edilmesiyle, inkılaplardaki Batı aleyhtarlığı büyük ölçüde zayıflayabilir. Bu da Yemen ve Bahreyn’deki katliamlara karşı medya araçlarının iyi bir perdeye dönüşmesine yol açabilir. İnkılapçılar ile Kaddafi arasında dengenin oluşturulması, siyasi ve iktisadi yapının devamı için medya araçları perde haline dönüşebilirler.

5- Suriye: Bu arada Suriye’de inkılap dalgasının ortaya çıkışı uygun bir sapma zemini oluşturabilir. İnkılap seyri, direniş cephesine güç kazandırmaya doğru hareket halindedir. Beşar Esad’ın İran ile işbirliğini zayıflatma ile ilgili ciddi pazarlıklara zemin hazırlayabilir. Bu arada İran’ın dikkatleri daha çok içe, yani İran’daki aydın kisvelilerin renkli dalgasına yöneltilmiş olur.

Diktatörler ve aydın kisveliler bu aylarda tam mesai ile çalışıyorlar. Kapitalist sistemlerin askeri, mali ve propaganda yardımlarından faydalanarak yerlerinde kalmak için yoğun çaba harcıyorlar. Bütün bunlara rağmen, askeri teknolojik devlerin döneminin sona erdiği bir dönemin arefesinde bulunuyoruz. İslami direniş ve uyanış dalgası ileride çok daha büyük ve muhteşem olacak. Ve büyük değişimlerin oluşmasına zemin hazırlayacak.

Kaynak: Pencere Dergisi

Çeviren: Hanefi Aydın

(Doğruhaber Gazetesi)