Batı, Ortadoğu'da sivil ölümlere rağmen silah pazarını koruyor

20 Ocak 2016 Çarşamba, 01:32

Birleşmiş Milletler- Batı, Orta Doğu’daki en eski müttefiklerinden birine -Suudi Arabistan- komşusu Yemen’de sürmekte olan savaşta işlediği aşırılıklara rağmen, güçlü askeri ve siyasi destek vermeye devam ediyor.

Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, yasak misket bombaları kullanmak, sivil hedefleri bombalamak ve özellikle ABD, Fransa ve İngiltere tarafından sağlanan silahları kullanarak -bilerek ya da kazara- hastaneleri yerle bir etmekle suçlanıyor.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi geçen hafta, Yemen’deki askeri ihtilafın, aralık ayında en az 81 sivilin ölmesi, 109’unun da yaralanmasıyla siviller üzerinde korkunç kayıplara yol açmaya devam ettiğini açıkladı.

26 Mart ile 31 Aralık 2015 arasında kaydedilen sivil kayıplarının, yaklaşık 2.800 ölü ve 5.300’den fazla yaralıyla 8.000’den fazla olduğu tahmin ediliyor.

Ama sivil katliamları ile suçladığı ülkeleri kınayıp onlara yaptırım uygulamakta hızlı olan Batılı kuvvetler, Suudi Arabistan ya da Mısır, Ürdün, Fas, Sudan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve Bahreyn’in de içinde olduğu koalisyon kuvvetlerine karşı sert bir eylemde bulunmaya yanaşmadılar.
Suudilerin gücü büyük ölçüde milyarlarca dolarlık muazzam silah pazarıyla bağlantılıdır. İngiliz, Fransız ve özellikle de Amerikan askeri tedarikçiler tarafından bu ülkeye en son model savaş uçakları, helikopterler, füzeler, savaş tankları ve elektronik savaş sistemleri de dahil gelişmiş silahlar temin edildi.

Silah tedarikçisi ülkeler, belli sebeplerle bilhassa Suudi Arabistan olmak üzere pazarlarını tehlikeye sokmak istemiyorlar.

Suudilerin sahip olduğu silahlar arasında Boeing F-15 savaş uçakları (ABD temin etti), Tornado taarruz uçağı (İngiltere), Aerospatiale Puma ve Dauphin savaş helikopterleri (Fransa), Bell, Apache ve Sikorsky helikopterleri (ABD), Boeing E-3A Havadan Uyarı Kontrol Sistemi (ABD), Sidewinder, Sparrow ve Stinger füzeleri (ABD) ve Abrams ve M60 savaş tankları (ABD) da var.
Georgetown Üniversitesi Edmund A. Walsh Dışişleri Okulu’nda Güvenlik Araştırmaları Programı araştırma görevlisi olan Dr. Natalie J. Goldring, IPS’ye ABD hükümetinin, Dışişleri Bakanlığı dahil raporlarında yıllardır Suudilerin insan hakları ihlallerini belgelediğini söyledi.

O, “Amerika Birleşik Devletleri buna rağmen Suudi hükümetine açık uçlu olarak büyük silah sevkiyatı yapmaya devam ediyor. ABD hükümetinin, Silah Ticareti Antlaşması (ATT) ve kanunlarına uygun davranması ve Suudi Arabistan’a silah transferlerini durdurmasının zamanı gelmiştir" dedi.

O, Suudi Arabistan’a büyük miktarda silah satışına devam etmek isteyen Amerikan silah imalatçılarının kâr dürtülerinin ABD ordusu ve dış politikasını yönlendirmemesi gerektiğini savundu.

Aynı zamanda Birleşmiş Milletler’de konvansiyonel silahlar ve silah transferleri konusunda faaliyet gösteren Acronym Institute kurumunu temsil eden Goldring, “ABD Savunma Bakanlığı, bazı silahları yabancı siparişlere açık tutmaktan kısa vadede fayda sağlayabilir. Ama ABD askeri personeli ve çıkarlarına yönelik risklere, karar verme sürecinde çok daha ağırlık verilmelidir” dedi.

Time dergisinin son sayısında Suudi Arabistan’ın ekonomisinden savunmaya diğer tüm ülkelerden daha fazla pay ayırmaya devam ettiği ifade ediliyor (ABD gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 3,5’unu savunmaya harcarken Suudi Arabistan yüzde 11 harcıyor).

Time’da, “Suudi Arabistan Yemen’i bombalamak için ayda 6 milyar doları yakıyor. Bu, bir sene önce tahta geçtiğinde Kral Selman’ın gerçekleştirdiği hızlı değişimi gösteren düşüncesizce yapılmış bir savaştır” denildi.

Ama petrol fiyatlarındaki hızlı düşüşten dolayı bu askeri harcamalar ileride büyük ihtimalle azalacak. Petrolün varil fiyatı 2014 başında 110 dolarken bu hafta 30 doların altına düştü.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Kurumu’na göre, 2010-2014’te Suudi Arabistan’ın en büyük silah tedarikçileri İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’ydi.

İngiltere Suudi Arabistan’a yapılan silah sevkiyatının yüzde 36’sını oluşturarak az bir farkla da olsa Amerika Birleşik Devletleri’ni geride bıraktı. ABD, Suudi Arabistan’ın silah ithalatının yüzde 35’ini oluştururken Fransa yüzde 6 ile büyük bir aranın ardından üçüncü sırada geldi.

Uluslararası Siyaset Merkezi Silah ve Güvenlik Projesi yöneticisi ve Monitor Güvenlik Yardımı’nın baş danışmanı William D. Hartung, kasım ayında Counter Punch’ta yayımlanan makalesinde, ABD’nin Orta Doğu’ya silah sevkiyatında görülen artışın, Başkan Barack Obama yönetiminde ABD silah satışlarında görülen beklenmeyen patlamanın bir parçası olduğunu ifade etti.

“Obama yönetiminde büyük silah satışlarının çoğu Orta Doğu ve Basra Körfezi’ne gitti. Suudi Arabistan, yaptığı 49 milyar dolarlık yeni anlaşmalarla listenin ilk sırasında geldi.”

Hartung, “Bu, tüm bölgeyi kaplayan karmaşık ihtilaflar dizisi göz önüne alındığında ve Suudi rejiminin ABD tarafından sağlanan silahları Yemen’deki askeri müdahalesinde kullandığı göz önüne alındığında özellikle rahatsızlık vericidir” dedi.

O aynı zamanda Obama yönetiminin silah satışlarını dış politikasının ana vasıtası yaptığına ve buna, Bush yönetiminin Irak’ta yaptığı gibi -ki bunun felakete yol açan sonuçları oldu- bir yerlere çok sayıda “asker göndermeksizin” askeri nüfuz elde etmenin bir yolu olarak başvurduğuna işaret etti.

Hartung, “Obama yönetiminin Orta Doğu’ya daha fazla silah satmaya çalışması, Amerikalı silah şirketleri için adeta talih kuşu oldu. Bu şirketler, Pentagon harcamaları azaltırken ihracatı artırmayı birinci hedefleri yapmışlardı. Dışarıya satışlar sadece şirketin kârlarını arttırmakla kalmıyor aynı zamanda üretim hatlarının açık kalmasını da sağlıyor. Dışarıya satışlar olmasa Pentagon’dan gelen siparişlerde azalma olması sebebiyle üretim dururdu” dedi.

Mesela o, sene başında Boeing’in Kuveyt’e 40 F-18 satışı konusunda yaptığı bildirilen anlaşmaya işaret etti. Programın ömrü, planlanan 2017 başından sonra bir sene ya da daha fazla uzatılabilecek.

Benzer şekilde, General Dynamics de Suudi Arabistan’la tank satışı ve tank modernizasyonu konusunda anlaşma yaptı.

Hartung, “Ama mesele sadece parayla ilgili değil. ABD tarafından sağlanan silahlar bölgedeki ihtilafları körüklüyor. Son zamanlarda en rahatsız edici silah satışı, Suudi Hava Kuvvetleri için bir milyar dolar ya da daha fazla değerde bomba ve füze sağlayan anlaşmadır. Tabii bunlar yine Yemen’deki savaşta kullanılacak” diye de ekledi.

Bu arada geçen ay Kanada’nın başşehri Ottawa’da yüzlerce protestocu, Suudi Arabistan’la hafif zırhlı askeri araçları da ihtiva eden 10,5 milyar dolarlık dev silah anlaşmasının iptali talebiyle sokaklara döküldü.

Önceki hükümet tarafından imzalanan anlaşma, Kanada ile Suudi Arabistan arasında en büyük silah satış anlaşmalarından biri olarak gösteriliyor.

Protestoyu, Şii bir din adamı da dahil 47 tutuklunun terörizm suçlamalarıyla idam edilmesi tetikledi.

Protestoya tepki gösteren Dışişleri Bakanı Stephane Dion’un “Yapılan yapılmıştır. Anlaşma gözden geçireceğimiz bir şey değildir” dediği aktarıldı.

Thalif Deen- All Africa
Dünya Bülteni için çeviren: Mehmet Şeyhoğlu