Suudi Arabistan Filistin Yönetimi'ne yardımı niçin kesti?

15 Kasım 2016 Salı, 17:12

Mali açıklar ve Filistin halkının ekonomik ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı meselesi Filistin hükümetinin değişmeyen konusu. Son olarak Başbakan Rami Hamdullah 24 Ekim’de Filistin Yönetimi’nin ciddi bir mali krizle karşı karşıya olduğunu söyledi, ülkelerin ve bağışçıların 1993 Oslo Anlaşması gereğince Filistinlilere karşı yükümlülüklerini yerine getirmesini istedi.

Maliye Bakanlığı Bütçe Şube Müdürü Ferid Ghannam da 30 Ekim’de Suudi Arabistan’ın nisandan beri Filistin Yönetimi’ne karşı mali yükümlülüklerini yerine getirmediğini, yedi aydır gelmeyen ödeneklerin yaklaşık 140 milyon dolar tuttuğunu söyledi. Filistin Yönetimi’ne daha önce ayda 14 milyon dolar katkı yapan Suudi Arabistan, ocak 2013’ten başlayarak bu rakamı 20 milyon dolara çıkarmıştı.

Suudi Arabistan’ın mali yardımı kestiğini teyit eden FKÖ Yönetim Komisyonu üyesi Ahmed Mecdelani, bu durumu Suudi Arabistan’ın Yemen savaşının maliyeti ve düşen petrol fiyatları nedeniyle yaşadığı ekonomik sıkıntıya bağladı.

Al-Monitor’un Ghannam’a ulaşma çabaları başarısız oldu. Ancak Filistin Yönetimi’nin mali durumuna vakıf olan ve ekonomi bakanlığı yapmış bir isim kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Filistin Yönetimi, Suudi Arabistan’la gerilim yaratmamak adına mali desteğin kesildiğini medyaya yansıtmak istemedi. Yetkililer ödeneklerin niçin geciktiğini öğrenmek için Suudi muhataplarıyla temasa geçti ama henüz cevap alabilmiş değiller.”

Suudi Arabistan’ın mali yükümlülüklerini yerine getirmemesi dışında ikili ilişkilerde başka pürüzler de yaşanıyor. Bunların temelinde Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın Hamas’la uzlaşmaması ve 2011’de El Fetih’ten ihraç ettiği Muhammed Dahlan’ı geri alması için Arap Dörtlüsü’nden gelen talepleri karşılamaması yatıyor. El Fetih’teki iç çekişme Filistin Yönetimi’nin Ürdün, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri ile de ilişkilerine olumsuz yansıyor.

Filistin Yasama Meclisi Bütçe Komisyonu Başkanı Cemal Nasır Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Suudi Arabistan’ın Filistin Yönetimi’ne yapması gerektiği katkıyı yapmaması ağırlıklı olarak siyasi nedenlerden, ikili ilişiklerdeki soğukluktan kaynaklanıyor. Suudi desteğinin ortadan kalkması Filistin Yönetimi’nin bütçesini mutlaka etkileyecek. Bu durum, ileriki günlerde Maliye Bakanı’nın memur maaşları ve faaliyet giderleri gibi kritik alanlarda kamu harcamalarını kısma kararlarıyla somutlaşacak.”

Filistin Yönetimi’ne yardımları kesen sadece Suudi Arabistan değil. İngiltere de 7 Ekim’de Filistin Yönetimi’ne sağladığı 25 milyon sterlinlik yardımı (yaklaşık 31 milyon dolar) askıya aldı. Bu tutar İngiltere’nin yıllık yardımının üçte birine tekabül ediyor. Askıya alma nedeni ise bu paranın İsraillileri hedef alan silahlı Filistinli örgütlerin eylemlerinde kullanılacağı kaygısı.

Dünya Bankası 15 Eylül tarihli raporunda Filistin Yönetimi’ne yapılan dış yardımların son üç yılda yüzde 50 azaldığını, bunun büyük bir bütçe baskısı oluşturduğunu ve Filistin ekonomisinin kaynak kriziyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

Filistin Dışişleri Bakanı Riyad El Maliki ise 9 Eylül’de Filistin Yönetimi’ne yapılan dış yardımların 2014-2015 dönemine göre yüzde 7o azaldığını kaydetmişti. Mali sıkıntıların yeni kaynak arayışını gerektirdiğini belirten Maliki, Arap ülkeleri tarafından bir emniyet ağının oluşturulmasını ve buradan Filistin Yönetimi’ne ayda 100 milyon dolar aktarılmasını istedi.

Birzeit Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan iktisatçı Nasır Abdül Kerim ise durumu Al-Monitor’a şöyle değerlendirdi: “Suudi desteğinin kesilmesi Filistin bütçesini olumsuz etkilemeyebilir. Yardımın aylardır gelmemesine rağmen Filistin Yönetimi’nin memur maaşlarını normal şekilde ödemeye devam etmesi de bunun kanıtı. Filistin Yönetimi giderek artan ölçüde vergilerden, gümrük vergilerinden, harçlardan ve denklik ücretlerinden gelen kaynakları kullanıyor. Bunlar ayda yaklaşık 250 milyon dolar ediyor. Yani Suudi Arabistan'ın 20 milyon doları Filistin’in kendi kaynaklarının yüzde 10’una bile tekabül etmiyor. Dolayısıyla Suudilerin kararı büyük bir etki doğurmaz. Ancak Filistin Yönetimi, mali istikrarı korumak adına kemer sıkma önlemlerine, harcamaları azaltmaya yönelebilir.”

Filistinliler şunun pekâlâ farkında: Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinden gelen mali yardımlar dolaylı da olsa koşula bağlı. Bu koşul, Filistin Yönetimi’nin Suudi krallığının genel siyasi çizgisine uymasıdır. Bu çizgiden sapıldığında Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerinin yardımları kesilir. Örneğin merhum Filistin Devlet Başkanı Yaser Arafat 1990’da Irak’ın Kuveyt işgaline destek verdiğinde yardımlar hemen kesilmişti. Körfez yönetimleri, ülkelerinde yaşayan Filistinlileri sınır dışı etme ve FKÖ’ye sağladıkları mali desteği durdurma kararı almıştı. Filistin Yönetimi o yıllarda henüz yoktu ve daha sonra 1993’te kuruldu.

Masarat Politika Araştırmaları ve Stratejik Çalışmalar Merkezi Başkanı Halil Şahin konu hakkında Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Suudi Arabistan Filistin Yönetimi’ne yardımları durdururken açık bir şekilde ikili ilişkilerdeki gerileme ve soğukluğu ifade emiş oldu. Bu gerileme, Filistinli yetkililerin Filistin’in iç meselelerine karıştıkları için (isim vermeden) kimi Arap başkentlerine yüklenen ve bu müdahaleleri Filistinlilere vesayet dayatma arayışı olarak niteleyen sözlerine da yansımıştı. Bu tip açıklamalar muhtemelen Suudi Arabistan’ı rahatız etti ve mali yardımı durdurma kararı alındı.”

Filistin Yönetimi, sessizliğini bozup Suudi Arabistan’ın yardımı kestiğini kamuoyuna duyurmuş olsa da Riyad bu durumu henüz ne yalanlamış ne de teyit etmiş durumda. Dolayısıyla Filistin Yönetimi’ne karşı bundan sonra nasıl bir adım atacağını tahmin etmek zor. Yardım kesintisi devam edecek mi? Yoksa geri adım atılarak yardımlara tekrar mı başlanacak? Yardımların tekrar başlaması Abbas’ın Hamas ve Dahlan’la uzlaşması gibi Filistin’in iç meselelerine yönelik Suudi taleplerinin karşılanmasına mı bağlı olacak?

(Adnan Abu Amer - Al Monitor)