Avrupa'yı değiştirmeye ayarlı altı seçim

07 Aralık 2016 Çarşamba, 02:52

Aşırı sağ gruplar Avrupa çapında normalleşirken ve İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana hiç olmadığı kadar popüler hâle gelirken, kıtanın farklı yerlerinde yapılacak bir dizi seçim, önümüzdeki sene bu zamana kadar Avrupa Birliği’nin sonunu getirebilir. Öyle ki, eğer bu aşırı sağ partiler başarılı olursa AB içindeki insanların seyahat özgürlüğünü kısıtlamak, Avrupa’ya olan göçü zapt etmek, Euro bölgesinin parçalanmasını hızlandırmak konularında Brexit’i dahi solda sıfır bırakabilirler. Donald Trump’tan ilham alan sağ, kendi içindeki tüm farklılıklarıyla, yürüyüşünü sürdürüyor. Sol bozguna uğruyor… Dikkatle takip edilmesi gereken kilit seçimler şunlar:    

4 Aralık 2016: İtalya Referandumu ve Avusturya Cumhurbaşkanlığı Seçimleri

Bu haftasonu gözler, İtalya’da hükümet idaresini ve reformları daha kolaylaştırmayı hedefleyen referandumun üzerinde olacak. Fakat Başbakan Matteo Renzi, teklifin reddedilmesi hâlinde istifa edeceği tehdidini öne sürerek esaslı bir hata yaptı. Buna paralel olarak, bir komedyen tarafından liderlik edilen, aşırı sağcı Beş Yıldız Hareketi güçlü bir şekilde teklife karşı kampanya yürüttü.

Anketlerin yayını için son vakit olan birkaç hafta öncesinde “Hayır” bloğu öndeydi. Eğer sonuç bu şekilde çıkarsa ve İtalya taze bir politik krizin içine dalarsa, İtalya’nın kırılgan bankaları yeni bir güven kriziyle boğuşmak durumunda kalabilir.  Kriz devam ederse bu durum, İtalyan devletinin onları kurtarma imkânlarının ötesine geçebilir ve İtalyan Hazinesi muhtemelen bonolarını ulusal bankalarına satamaz duruma gelip AB’ye ve Avrupa Merkez Bankasına, Yunanistan tipi bir kurtarma paketi için yönelecektir.

Sorun şu ki, Euro bölgesindeki borçlarını ödeyebilen üyeler (Almanya, Hollanda ve Finlandiya) güneylerindeki komşularına yardım etmek için gerekli olan finansal araçlardan ve politik iradeden yoksun bir hâle geliyor. 4 trilyon Euroluk banka sistemi ve İngiltere’den çok geride olmayan gayrisafi milli hasılası ile İtalya, kurtarmak için de batmak için de çok büyük. Ve Euro’ya zarar vermeye yetecek kadar da…

Avusturya’daki Cumhurbaşkanlığı seçimi, Mayıs ayındaki ilk oylamadaki bazı teknik aksaklıklar sebebiyle tekrar edilecek bir seçim. İlk seçimde, Yeşillerin adayı Alexander Van der Bellen ile aşırı sağcı Özgürlük Partisinin adayı Norbert Hofer arasında çok az bir fark vardı (Bellen %50.3, Hofer %49.7 idi). 

Her ne kadar bu makam sembolik bir makam olsa dahi, Hofer’in zaferi, Euro bölgesindeki ve AB üyesi devletlerdeki göçmen karşıtı Europseptikler için kaydadeğer bir sonuç olurdu, zira böyle bir durumda, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez, aşırı sağın bir temsilcisi, devletin yahut hükümetin başı pozisyonuna gelmiş olacak. Bir zamanlar oldukça güçlü olan Sosyal Demokratlar ise, bu durumun aksine, Mayıs ayında %11’de kalmıştı.

15 Mart 2017: Hollanda Genel Seçimleri

Geert Wilders tarafından liderlik edilen, bir zamanların sadece gürültücü ve memnuniyetsiz çıkıntı topluluğu “Özgürlük Partisi (PVV)”, şu an Hollanda’daki anketlerde birinci çıkıyor. Hollanda’daki parti sisteminin çok parçalı olmasından ötürü PVV sadece %28 oyla, yani iktidardaki muhafazakâr partinin bir ya da iki puan önünde yer alarak hükümeti almayı başarabilir.

Bu seçimler; ekonomi, göç ve sağlık güvencesi sistemi meseleleri üzerinden bir rekabete sahne olacak. Her zaman biraz Euroseptik bir halk olarak Hollandalılar şimdi iyice o yöne direksiyonu kırmış gibi gözüküyor. Euro bölgesinin daha zayıf üyeleri için daha az destek, göçü kısıtlamak ve azınlıkları daha fazla bastırmak için için daha fazla baskı yapılması beklentisi mevcut.

4 Mayıs 2017: İngiltere Yerel Seçimleri

Bu seçimlerin kıta çapında etkisinin olması pek muhtemel değil ve, ironik bir şekilde, en çok öne çıkan Avrupa yanlısı ana akım parti olan Liberal Demokratların biraz toparlanma şansı var. Yine de Muhafazakârlar ve UKIP büyük olasılıkla iyi bir performans sergileyecek ve sonuçları Brexit referandumunun teyidi olarak görecekler. İşçi Partisince ortaya konacak zayıf bir performans ise Muhafazakârların erken bir genel seçimde kazanma şansını artıracak ve bu da bir kez daha Brexit’i kucaklamak yönünde etki edecek. 

7 Mayıs: Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimi

Anketlere göre muhafazakâr aday Francois Fillon, Ulusal Cephe’nin adayı Marine Le Pen’e galip gelecek ancak son karışıklıklar sonrasında herkes gergin. Le Pen kazanmasa bile her üç seçmenden birinin ona oy vermesi dahi olağanüstü ve daha yakın bir zamana kadar hayal edilemez bir sonuç olur. Bu da yine Avrupa karşıtı, Euro karşıtı, göçmen karşıtı dalganın Avrupa üzerindeki salınımını artıracak.

22 Ekim 2017: Almanya Seçimleri

Seçimler arasında en son yapılacak olanı bu olacak. Bu seçimler 27 Ağustos’a da çekilebilir ancak her iki ihtimalde de Angela Merkel muhtemelen görevde bir dönem daha kalacak. Fakat aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD), %13 civarında oya sahip gözüküyor ki bu da Bundestag’da (Alman parlamentosu) koltuk sahibi olmaları ve Yunanistan ile İtalya’ya yardım ve, tabi ki, göç gibi meselelerde AB’ye karşı duruşun daimi kaynağı hâline gelmeleri için fazlasıyla yeterli. Böyle bir durumda Şansölye Merkel dahi hem kendi seçmeni nezdinde (örneğin Hristiyan Demokratların göçe karşı daha düşmanca bir tavra sahip olan Bavyera kanadı) hem de ülke genelinde değişmekte olan kamuoyunu selamlamak zorunda kalacaktır. 

Kaynak: Sean O’Grady/ The Independent

Tercüme: Deniz Baran / Dünyabülteni