İsrail-Hizbullah gerilimi topyekûn çatışmaya yol açar mı?

03 Ocak 2017 Salı, 14:12

İsrail Ulaştırma Bakanı Yisrael Katz 14 Aralık’taki açıklamasında hükümetin Donald Trump yönetimi göreve başlayınca Golan Tepeleri’nde İsrail egemenliğinin ABD tarafından tanınması için çalışacağını söyledi. Bu açıklamanın öncesinde ise İsrail Suriye ve Hizbullah hedeflerine alışılmışın ötesinde cüretkâr saldırılar düzenledi.

İsrail ordusu 7 Aralık’ta Suriye’nin iç kesimlerini hedef alarak Mezze hava üssünü karadan karaya füzelerle vurdu. Şam’ın güneybatısında bulunan üs, Suriye Hava Kuvvetleri’nin istihbarat karargahına ev sahipliği yapıyor. Aynı gecenin ilerleyen saatlerinde ikinci bir saldırının da Şam yakınlarındaki Zabadani bölgesinde Hizbullah noktalarını hedef aldığı bildirildi. Bu, Suriye topraklarında bir hafta içinde İsrail’e atfedilen ikinci hava saldırısıydı.

30 Kasım’daki saldırıda Şam yakınlarında silah taşıyan bir konvoyun hedef alındığı bildirilmişti. Uluslararası medyaya göre konvoy, Suriye savaşında Devlet Başkanı Beşar Esad’ın güçlerini destekleyen Hizbullah’a silah taşıdığı için İsrail tarafından vurulmuştu. Saldırılar, Hizbullah’la İsrail arasında epeydir devam eden örtülü savaşa işaret ediyor.

Washington Eisenhower Enstitüsü’nde İsrail uzmanı olan Avi Melamed, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede peş peşe gelen bu saldırıların İsrail’in Suriye’deki ana önceliklerine ışık tuttuğunu belirtti. Melamed’e göre “İsrail kitle imha silahları, gelişkin karadan havaya füzeler gibi ‘denge bozucu’ diye tanımladığı silahların Hizbullah’ın eline geçmesini kabul etmeyeceğini ortaya koyuyor.”

30 Kasım saldırısının ardından Avrupa Birliği temsilcilerinin katıldığı bir toplantıda konuşan Savunma Bakanı Avigdor Liberman, İsrail hükümetlerinin her zaman ülkenin egemenliğini korumaya çalıştığını vurgulayarak “Suriye’den Hizbullah’a gelişkin silahların, askeri teçhizatın ve kitle imha silahlarının kaçırılmasını engellemeye çalışıyoruz.” dedi. Liberman’ın bu sözleri, İsrail’in Suriye topraklarında gerçekleştirdiği saldırıları açıkça üstlendiği nadir bir örnek teşkil ediyordu.

Melamed’e göre “İsrail, Golan Tepeleri dâhil kendi sahasına Suriye topraklarından saldırı düzenlenmesine müsamaha etmeyecek veya başka bir deyişle İran’ın Golan Tepeleri’nin Suriye tarafında İsrail’e karşı yeni bir askeri cepheyi faaliyete geçirmesine izin vermeyecek.”

Lübnanlı askeri uzman General Emin Hoteit de aynı fikirde. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Hoteit, İsrail’in Suriye’deki kırmızı çizgilerinin iki yönlü olduğunu vurgulayarak şöyle dedi: “İsrail, Lübnan’da olduğu gibi Golan bölgesinde bir direniş hareketinin ortaya çıkmasına izin vermeyecek. Suriye’nin sınır bölgelerinden İsrail’e saldırı düzenlenmesine de müsamaha etmeyecek.” İsrail, Hizbullah’la yıllar süren yıpratma savaşının ardından güney Lübnan’daki işgaline 2000 yılında son vermişti.

İsrail’in Suriye’deki operasyonlarında bu kırmızı çizgilerin belirleyici olduğunu söyleyen Hoteit saldırıların üç gruba ayrılabileceğini belirtti: “Birinci tip saldırılar güç dengesini koruma amaçlı güç gösterilerinden ibaret. Suriye savaşı başladığından beri Şam bölgesinde bu türden en az altı saldırı gerçekleştirildi, Hizbullah noktaları hedef alındı ancak örgüte herhangi bir zarar verilmedi.”

Hoteit’e göre ikinci tip saldırılar üst düzey Hizbullah mensuplarını hedef alan savunma amaçlı saldırılardır. Örneğin aralık 2015’te Suriyeli kaynaklar, terör suçlamasıyla uzun yıllar İsrail’de hapis yatan Samir Kuntar’ın İsrail’den atılan karadan karaya füzelerle öldürüldüğünü iddia etmişti. Aynı yılın ocak ayında ise Hizbullah komutanı İmad Muğniye’nin oğlu ve örgütün Golan komutanı Cihad Muğniye Kuneytra’da öldürüldü. Aynı saldırıda saha komutanı Muhammed İsa, Golan’da görev yapan İranlı komutan Ebu Ali El Tabtabai ve İsmail El Aşhab da öldürüldü. Saldırının meydana geldiği bölgede Hizbullah’ın milislere ve Suriye hükümet güçlerine eğitim verdiğine inanılıyordu.

İsrail’in üçüncü tip saldırıları ise kritik isim ve kaynakları hedef alan gizli operasyonlardan oluşuyor. Bunların hem İsrail hem Suriye ve Hizbullah tarafından hasıraltı edildiğini söyleyen Hoteit “Şam ve Tartus bölgelerini hedef alan ve kamuoyuna duyurulmayan birkaç operasyon yapıldığına inanıyorum.” dedi.

Hizbullah, İsrail’in son operasyonları karşısında sessizliğini koruyor. Örgüt daha önceki saldırılara da ölçülü tepkiler vermişti. En cüretkâr misillemeyi Muğniye’nin öldürülmesinden sonra yapan Hizbullah, Şeba Çiftlikleri bölgesinde bir İsrail sınır devriyesini el yapımı patlayıcılarla hedef almış ve iki askeri öldürmüştü.

Suriye savaşı Hizbullah’ın kapasitesini zorluyor. Kimliklerinin gizli kalması kaydıyla bilgi veren kaynaklara göre Suriye savaşının başlangıcından bu yana Hizbullah’ın Suriye’deki farklı cephelere 7 binden fazla savaşçı gönderdiği tahmin ediliyor. Önemli bir müttefik olan Esad rejimini ayakta tutmaya odaklanan örgüt, görüldüğü kadarıyla İsrail’e yeni bir cephe açma gibi bir önceliğe sahip değil.

Melamed bu konuda şöyle diyor: “Suriye ve Lübnan’daki mevcut koşullar ve buradaki menfaat ve faktörler dikkate alındığında İsrail ile Hizbullah arasında öngörülebilir gelecekte büyük bir çatışmanın çıkması düşük bir ihtimal olarak görünüyor.”

Hotei de Hizbullah’a karşı askeri operasyonla sonuçlanacak unsurların bulunmadığını düşünüyor: “Operasyonun başarılı olacağı garantisi, yani örgütü vurma ve daha da önemlisi bunu siyasi alanda zafere dönüştürme olasılığı şu an İsrail tarafında mevcut değil.”

Dolayısıyla İsrail son dönemde gerilimi tırmandırmış olsa da Hizbullah-İsrail çatışmasının şu an kontrol altında olduğu görülüyor. Topyekûn savaş ihtimali yakın gelecek için askıda.

(Mona Alami - Al-Monitor)