Golan Tepeleri, İsrail, Petrol ve Trump

11 Nisan 2017 Salı, 12:31

Olaylar hızla, İsrail, Amerika Birleşik Devletleri, Suriye ve Rusya'yı içine alacak olası bir yeni savaşa doğru yol alıyor. Eğer gerçekleşirse – ki dürüst bir şekilde gerçekleşmemesini umuyorum – bu, petrol için yürütülen yeni bir ahmakça savaş olacaktır. Fakat bu savaş, ABD'nin Irak'a veya Libya'ya karşı veya daha önceki örneklerde yürüttüğü petrol savaşlarından çok daha tehlikeli olacak gibi görünüyor. Bu savaş, Suriye'nin Golan Tepeleri isimli bir parçasıyla ilgilidir.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu 16 Şubat günü Donald Trump'la görüşmeye giderek, Trump'ın başkan seçilmesi sonrasında Amerika Birleşik Devletleri'ni ziyaret eden ilk hükümet liderlerinden biri oldu. Görüşme sonrasında önde gelen medya kuruluşları, Batı Şeria'daki İsrail yerleşimleri, İran'la yapılan nükleer anlaşması veya Filistin'de iki devletli çözüm gibi temalara odaklandı.

CNN ya da ABD'deki herhangi bir başka ana akım medya kuruluşu, iki isim arasında tartışılan en stratejik noktadan hiçbir şekilde bahsetmedi. Görüşmede Netanyahu ABD Başkanı'ndan İsrail'in Suriye'ye ait Golan Tepeleri'ndeki yasadışı işgalini tanımasını istemişti ki bu, İsrail'in 1981 yılında bu bölgenin kendine ait olduğunu açıkça iddia ettiğinden beri hiçbir ABD başkanının yapmadığı bir şeydi.

Netanyahu'nun 16 Şubat'ta Trump'la görüşmesinden bu yana bölgede yaşanan gelişmeler, ABD ve Netanyahu'nun gizlice, Suriye “iç savaşının” büyüyen kaosu olarak adlandırdıkları şeyin içinde Trump'ın İsrail'i Golan Tepeleri'nin fiili hakimi olarak tanımasına olanak verecek bir strateji üzerinde anlaştıklarına inanmak için zemin yaratıyor.

Netanyahu'nun Washington'daki görüşmelerinden iki hafta sonra Jerusalem Post gazetesi, iki lider arasında tartışılan gerçek meseleyi yazdı: “Başbakan Benyamin Netanyahu'nun Washington ziyaretinden gelen en büyük haber, manşetlerin çoğunda yer alan şey değil. Bu haber, onun ABD'den İsrail'in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanımasını istemesi.”

İsrail gazetesi, devamında şu ifadelere yer verdi: “Golan Tepeleri'nin geri verilmesi riski, İran'ın aktif olarak İsrail'in Suriye sınırında yeni bir ileri komuta noktası kurmasının eşiti olarak görülmelidir… Netanyahu'nun fikrinden yararlanmak, ABD'nin 40 yıllık bir yokluğun ardından Rusya'nın yeniden Ortadoğu'da bir ağırlık merkezi haline gelmesini sınırlamasına da yardımcı olacaktır.”

İsrail, 1967'deki Altı Gün Savaşı'nda İsrail ordusunun Golan Tepeleri'ni alması sonrasında BM Şartı'nı ihlal ederek bölgeyi yasadışı şekilde işgal etti. 1981 yılında İsrail Golan Tepeleri'ni fiilen ilhak edecek şekilde bu bölgede kendi kanunlarının uygulanabileceğini ilan edip yerleşim birimleri kurmaya başladığı zaman BM Güvenlik Konseyi 497 sayılı kararı aldı. Kararda, “İsrail'in Suriye'de bulunan işgal altındaki Golan Tepeleri'nde kendi kanunlarını, yargısını ve idaresini uygulama kararı hükümsüzdür ve uluslararası hukuki geçerliliği yoktur” deniliyordu.

Şu ana kadar ABD hükümetinin resmi pozisyonu, İsrail'in Golan Tepeleri'ndeki işgalinin, güç yoluyla toprak elde etmeyi yasaklayan Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'ni ihlal ettiği ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Kasım 1967'de alınan ve “İsrail silahlı kuvvetlerinin son (yani 1967'deki) çatışmada işgal edilen topraklardan çekilmesi” hükmünü getiren 242 sayılı kararına aykırı olduğu şeklindeydi.

Netanyahu Washington'dan ayrıldıktan birkaç gün sonra Rupert Murdoch'un Wall Street Journal gazetesinin serbest kürsüsü için bir yazı kaleme alan, Washington'daki İsrail yanlısı düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı İcra Direktörü Mark Dubowitz, Amerika'nın Golan üzerindeki İsrail kontrolünü tanımasının “bir yandan İsrail hükümetine diplomatik bir kazanç sağlayacağını, diğer yandan Trump yönetiminin Rusya ve İran'a, ABD'nin Suriye'de yeni bir yol çizdiği sinyalini vermesine yardımcı olacağını” savundu. Dubowitz, Trump yönetimine İran ve Ortadoğu konusunda danışmanlık sunuyor. Başka yeni-muhafazakâr yazılar da aynı temayı işledi. Washington'da büyük bir değişim mayalanıyor ve bu durum, İsrail'in Golan Tepeleri için ABD desteğiyle, Rusya'nın müttefiki Suriye'ye karşı savaşa girme olasılığı bakımından çirkin görünüyor. Bu ise hemen, bunun somutlanması halinde Rusya'nın ne yapacağı sorusunu gündeme getiriyor. 

Tillerson'un tuhaf “küresel koalisyonu”

Netanyahu'nun ABD'nin Golan Tepeleri'ndeki İsrail ilhakını tanıması hakkındaki görüşmeler bağlamında, birbirini izleyen olaylar stratejik anlam kazanmaya başlıyor, hem de bunlar çılgınca olabilse de. 

22 Mart günü Washington'da ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Trump Yönetimi'nin IŞİD'i Yenmek İçin Çalışan Küresel Koalisyon adını verdiği şey için bir konferans topladı. Dışişleri Bakanlığı, 68 ülke ve kuruluşun bu konferansa katıldığını açıkladı. Washington açıkça, IŞİD'in Suriye'de yenilgiye uğratılmasında derin çıkarları olan en önemli üç devletin ve IŞİD'i bu ülkeden çıkarma yönündeki her türlü adım için temel önemde olan üç tarafın – Rusya, İran ve Suriye – davet edilmediğini ifade etti. Sebebi sorulduğu zaman Dışişleri Bakanı, “onlar küresel koalisyonun parçası değil” diye latife yaptı. Gerçekten tuhaf.

Tillerson konuşmasında Trump Yönetimi'nin politikasının “askeri güç yoluyla IŞİD'in bölge çapında ortadan kaldırılması” olduğunu açıkladı ve “IŞİD tiranlığından tamamen kurtulmanın koşullarının yaratılması için, koalisyonun askeri gücü, bu düzmece halifeliğin var olduğu yerlerde kalacaktır” ifadelerini kullandı Bir başka deyişle strateji, Suriye'deki IŞİD kontrolündeki bölgelerde ABD öncülüğünde daimi bir işgal üzerine kurulu. Bu, kısa süre önce Pentagon'un RAND kuruluşu tarafından hazırlanan ve Suriye'nin Türkiye, Suriye “muhalefeti” ve ABD tarafından kalıcı olarak bölünmesi çağrısı yapan bir raporu çağrıştırıyor.

İsrail istihbaratı yakın zamanda yaptığı bir yıllık değerlendirmede, Hizbullah'ın 2017 yılında bir savaşın kıvılcımını çakma eğiliminde olmadığını söylemekle birlikte, çatışmaya yol açacak bir “tırmanış dinamiği” tehlikesi ikazında bulundu. Times of Israel gazetesi de Netanyahu hükümetinin, Güvenli Mesafe Operasyonu adını taşıyan ve “250 bine varan sayıda sivilin, Hizbullah tarafından büyük bir saldırı düzenlenmesi halinde sınır bölgelerinden tahliye edileceği” bir şeye hazırlandığını bildirdi. Bu “tırmanış dinamiği”, tam da İsrail ordusunun Golan Tepeleri'nde içine girdiği şey gibi görünüyor.

Netanyahu'nun açık bir şekilde, Suriye'deki Esad rejiminin koruyucusu olarak Rusya'yı izole etmek üzere sahnelediği Golan Tepeleri tiyatrosundaki bir sonraki sahne, İsrail hava kuvvetlerine ait F-16 jetlerinin Şam'ın dış kısımlarındaki büyük bir alana düzenlediği yasadışı hava saldırısı oldu. İsrail, bu alanın Hizbullah'ın silah deposu olduğunu iddia etti. 19 Mart günü birkaç saat sonra bir İsrail insansız hava aracı, Golan Tepeleri'nde Yasser el-Seyyid'i taşıyan bir aracı vurdu. Olay yerinde ölen el-Seyyid, söylendiğine göre rejim yanlısı bir milisti ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'a yakındı. Beşar Esad Suriye içindeki İsrail saldırılarına, İsrail hava kuvvetlerine ait uçaklara S-200 füzeleri fırlatarak karşılık verdi.

İsrail'in Arrow hava savunma sistemi Suriye tarafından, ülkeden çıkmakta olan istilacı İsrail hava kuvvetleri jetlerine atılan bir SA-5 füzesini engellediği zaman İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman basına, Suriye'nin İsrail ordusuna ait savaş uçakları bir kez daha hedef alması halinde İsrail'in Suriye'nin hava savunma sistemlerini imha etmekten “çekinmeyeceğini” söyledi. Bu elbette, Suriye'nin hava savunma sistemlerinin tedarikçisi olan Rusya'yı da büyüyen arbedenin içine çekecektir.

İsrail ordusuna ve istihbaratına yakınlığı bilinen DebkaFile.org sitesi, Yaser el-Seyyid'in İran'ın talimatıyla İsrail'e karşı tam bir savaş için Golan Tepeleri'nin Lübnan-Suriye kısmında bir araya gelen “Hizbullah güçlerine katılma yolunda” olduğunu iddia etti. DebkaFile sitesindeki yazıda, “İsrail'in, Rusya-İran-Hizbullah tarafından uygulanan, İsrail düşmanlarının Suriye'de ileri hücum pozisyonlarına yerleşmesine izin vermek için Suriye'deki karmaşadan istifade etme üzerine kurulu bu tehlikeli taktiğe son vermek için yeniden müdahale etmesi beklenebilir” ifadeleri kullanıldı.

Moşe Dayan'dan ifşa edici bir itiraf

İsrail titizlikle, Rusya, İran, Suriye ve Hizbullah'tan oluşan bir koalisyonun Golan Tepeleri'ni yasadışı İsrailli işgalcilerden güç yoluyla geri almaya hazırlandığı iddiasına zemin oluşturan bir propaganda sahnesi hazırlıyor. Bu test edilip sınanmış bir İsrail ordusu yöntemidir: bir düşman – burada Suriye – provoke edilir, ardından düşmanın provokasyona vereceği öngörülebilir tepki, kendilerinin başlattığı bir çatışmayı tırmandıracak askeri saldırılar için bahane olarak kullanılır.

1967 Savaşı'nda Golan Tepeleri'ni alma emri veren İsrailli General Moşe Dayan, 1976 yılında ölümünden önce bir İsrailli gazeteciyle girdiği kayıt dışı bir tartışmada, İsrail'e bölgeyi istila ve işgal etme bahanesini veren şeyin kasıtlı İsrail provokasyonları olduğunu kabul etmişti.

Dayan'ın röportajı verdiği gazeteci Rami Tal, Dayan'ın ölümünün ardından 21 yıl boyunca notlarını gizli tuttuktan sonra Dayan'ın kızını ve başkalarını, bu itirafları yayınlamanın önemli olduğuna ikna etti. İsrailli gazetecinin yazdığına göre kendisi Dayan'la konuşurken Golan Tepeleri'nin İsrail'in güvenliği için hayati önemde olduğunu iddia ettiğinde Dayan sözünü kesmiş ve şunları demişti: “Boş ver bunu. Ben oradaki çatışmaların en az yüzde 80'inin nasıl başladığını biliyorum. (…) Bu şöyle gelişti: Silahsızlandırılmış bölgede, hiçbir şey yapmanın mümkün olmadığı bir yere toprak sürmek üzere bir traktör gönderecektik ve Suriyelilerin ateş açmaya başlayacağını önden biliyorduk. Ateş açmazlarsa, traktöre daha da fazla ilerlemesini söyleyecektik ve bu Suriyeliler rahatsız olup ateş açıncaya kadar devam edecekti. Biz de bundan sonra top ateşi, arkasından da hava gücü kullanacaktık ki böyle de oldu.”

Bugün, Şam yakınlarındaki illegal ve provokatif jet saldırılarıyla ve Golan Tepeleri'ndeki insansız hava aracı saldırılarıyla benzer bir provokasyonun sahnelendiği açıktır. Bu dönemdeki yeni unsur ise Trump yönetiminin, Obama yönetimine kıyasla daha İsrail dostu olan duruşudur.

Ancak Dayan'ın Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nde haberdar olmadığı başka bir unsur daha mevcut. Hiç kimsenin açıkça tartışmadığı şey, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Golan Tepeleri'nde göz koyduğu hazinedir: Petrol – Golan Tepeleri'nde yakın zamanda keşfedilen dev kara altın rezervleri.

Genie Energy ve Golan petrolü

Newark, New Jersey'li bir petrol firması olan Genie Energy'nin İsrailli alt kuruluşuna, Golan Tepeleri'nde petrol sondajı yapma izni verildi.

NEO sitesinde 2015 yılında yayınlanan bir makalede belirttiğim gibi Genie Energy, küçük hisselere sahip, alelade bir petrol şirketi değildir. Danışma Kurulu'nda Dick Cheney de vardır. Eski CIA şefi ve yukarıda bahsedilen Demokrasileri Savunma Vakfı Başkanı James Woolsey de vardır. Londra bankacılık hanedanından Jacob Lord Rothschild ve mahkum olmuş Rus petrol oligarkı Mikhail Khodorkovsky'nin eski bir iş ortağı da vardır. Khodorkovsky tutuklanmadan önce Yukos Oil firmasındaki hisseleri gizlice Rothschild'a aktarmıştı.

Newark, New Jersey merkezli bu az bilinen petrol şirketinin yöneticileri arasında ABD'nin eski Enerji Bakanı Bill Richardson ile İsrail yanlısı medya patronu ve Trump'ın favorisi Fox News TV'nin sahibi Rupert Murdoch da bulunuyor. Yönetim kurulu üyeleri arasında eski Hazine Bakanı Larry Summers ve koruma fonu milyarderi Michael Steinhardt da var. İsrail'in ve Marc Rich'in cömert bir dostu olan Steinhardt aynı zamanda Woolsey'nin neo-con Demokrasileri Savunma Vakfı'nın yönetim kurulu üyesi, bu vakıf ise Trump'a, başka şeylerin yanında, Washington'un İsrail'i 1967 Savaşı'nda Dayan tarafından alınan Golan Tepeleri'ndeki toprakların meşru sahibi olarak tanımanın iyi olacağı yönünde tavsiye veriyor.

Komplo gerçekten de yoğunlaşıyor

Genie Energy, Netanyahu'yla, Trump'la, yasadışı şekilde işgal edilmiş Golan Tepeleri'nde bulunduğu aktarılan dev miktarda petrolle bağlantılı. Washington ve Tel Aviv ile Newark arasında çok çirkin bir şeyler mayalanıyor.

Genie Energy firmasına 2013 yılında Netanyahu hükümeti tarafından, Golan Tepeleri'nin güney kısmındaki 153 mil karelik bir alanda münhasır petrol ve doğalgaz arama hakkı verildi.

8 Ekim 2015'te, Rusya'nın Beşar Esad'ın seçilmiş hükümetinden kendisine gelen, IŞİD, El Kaide ve Suriye'deki diğer terör örgütlerine karşı askeri müdahalede bulunma talebini kabul ettiği şeklindeki sürpriz açıklamasından sadece günler sonra Genie Energy büyük bir açıklama yaptı. Genie Energy'nin İsrail'deki alt kuruluşu Afek Oil & Gas firmasının baş jeologu Yuval Bartov, İsrail devlet kanalı Channel 2 TV'ye, firmalarının Golan Tepeleri'nde büyük bir petrol rezervi bulduğunu söyledi: “Golan Tepeleri'nin güneyinde 350 metre kalınlığında bir petrol tabakası bulduk. Dünya ortalamasında tabakalar 20 ila 30 metre kalınlığındadır, bu ise bu ortalamanın 10 katı. Bu yüzden oldukça büyük miktarlardan bahsediyoruz.”

10 Ocak 2017 tarihinde Genie Energy Ltd., başka yerlerin yanı sıra Golan Tepeleri'nde de petrol sondajı yapmak üzere, İsrail merkezli bir kıyı sondaj hizmetleri girişimi olarak çalışacak Atid Drilling Ltd. isimli yeni bir şirket kuracağını açıkladı. Bu şekilde, Ekim 2015'teki açıklamasından bu yana Golan Tepeleri'nde beş keşif kuyusu açmış olan Genie Energy'nin alt kuruluşu Afek Oil & Gas'ın yaptığı sondaj çalışmalarını genişletecekler. 

Genie tarafından Atid Drilling'in kurulması, ön sondaj sonuçları itibariyle Golan'da “büyük” bir şeylerin olduğuna ikna olduklarını doğruluyor. Bir ay sonra, Şubat ortasında, Trump'ın başkanlık yemini etmesinden kısa süre sonra da Netanyahu, ABD'nin İsrail'den Golan Tepeleri'ndeki ilhakını tanımasını tartışmak için Washington'a uçtu. 

Birkaç hafta sonra İsrail, bir savaş fiili olarak Suriye hava sahasını ihlal etti ve Golan Tepeleri üzerindeki gerilimleri arttırdı. Ardından 22 Mart günü ABD Senatosu Savunma Tahsisatları Komitesi önünde bir konuşma yapan Savunma Bakanı James Mattis Kongre'ye, Suriye'de IŞİD'e karşı ABD'nin askeri güç kullanması için resmi izin istedi.

Eğer Washington ve İsrail bir şeyleri titizlikle yeniden düşünüyor değilse, kendimizi Golan Tepeleri'nin her yerinde petrol için yürütülen bir savaşla, bir tarafta Suriye, Rusya, İran ve Lübnan Hizbullah hareketinin, diğer tarafta ise Rex Tillerson'un 68 ülkeden oluşan “IŞİD karşıtı koalisyonunun” olduğu, amacı petrol üzerinde kontrol sağlamak olan yeni bir savaşla karşı karşıya bulabiliriz.

(F. William Engdahl - New Eastern Outlook / Medyasafak)