Direniş Ekseni'nin, Golan açıklamasına verecek gerçek bir cevabı var mı?

27 Mart 2019 Çarşamba, 12:15

Bölgedeki kimse istemese de, bölge savaşa doğru bir adım daha atıyor. İsrail lobisi, Trump'ı çembere almak ve kimsenin kestiremediği maceralara doğru itmek konusunda başarılı olmuş gibi görünüyor. Ancak Tahran'dan başlayan, Irak ve Suriye'den geçerek Beyrut'un güney banliyölerine kadar ulaşan Direniş Ekseni'nin cevabının, tweetler ve açıklamalar yoluyla verilmeyeceği kesindir.

Donald Trump, geçtiğimiz günlerde bir tweet atarak, "İsrail"in Golan Tepeleri üzerindeki egemenliğini tanımanın zamanı geldiğini açıkladı. Bu şekilde Trump, 30 kelimeden kısa bir tweet ile 242 ve 338 sayılı kararların yanı sıra, Güvenlik Konseyi'nin İsrail'in Golan Tepeleri'ni işgali hakkındaki son kararına da karşı gelmiş oldu. Bilindiği üzere ABD elçiliğinin Kudüs'e taşınması, Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınması, İran ile Nükleer Anlaşma'dan çekilme kararı ve Avrupalılarla İklim Anlaşması'ndan geri çekilme karlarında da gördüğümüz gibi, Beyaz Saray lideri dünyada kopan tüm gürültülere kulağını tıkayıp, kendi bildiğini okumaya devam ediyor.

Trump'ın tweeti, Amerika'nın genel bağlamından uzaklaşmış değil. Amerikan Senatosunda Teksas, Güney Karolina ve Florida eyaletlerini temsil eden bir grup demokrat, İsrail'in Golan hâkimiyetini tanıyan bir karar sundu. Aynı şekilde ABD Dışişleri Bakanlığı da, geçtiğimiz 13 mart tarihinde "işgal" kelimesini iptal ederek, bunun yerine İsrail'in Golan hâkimiyeti kelimesini kullanmaya başladı. Geçtiğimiz hafta Lübnan'a ziyarette bulunarak Lübnan mutfağını tadan ABD Dışişleri Bakanı George Pompeo ise, İsrail'de şu ifadeleri kullanmıştı: "İsrail halkının bilmesi gerekiyor ki, girdikleri savaş ve verdikleri canlar, Golan tepesinde boşa gitmedi."

Amerika'nın Kudüs kararı ile başlayan ve tırmanarak artan saldırılarla karşı karşıyayız. Bu saldırılar, FKÖ'nün Washington'dan kovulması, UNRWA'den geri çekilme ve geri dönüş hakkının iptal edilmesi hamleleri ile devam etti, daha sonra yerleşimci kanserini yasallaştırmak ve İngiltere'nin Hizbullah'ı siyasi ve askeri kanadıyla terör örgütü olarak tanıması ile devam etti ve son olarak Golan yasasına kadar ulaştı. ABD ve İsrail, Arapların alkış sesleri yankılanırken yüzyılın anlaşmasını ilan etmek için gün sayıyor. Ne var ki, anlaşmanın final aşamasından önceki bu son adımlar kapsamında Amerika ve Araplar arasında Filistin'in sonunu ilan etmek için düzenlenecek olan toplantılar sırasında, Arap liderlerin tıka basa dolmuş karınlarının üstüne ve tombul yanaklarına sevinç gözyaşları süzülmesini bekleyenler hüsrana uğrayabilirler.

Başkan Ronald Reagan'ın, Golan Tepeleri'nde hâkimiyet kurma kararı nedeniyle İsrail ile stratejik müzakereleri sonlandırdığı Amerikan çağı sona erdi. Şimdiye kadarki ABD yönetimlerinin gizlice sürdürdüğü politikalar artık açıkça ortaya dökülüyor. Amerika'nın İsrail için stratejik bir müttefik olduğu ve bölgede sadece İsrail hükümetine boyun eğenler ile ittifak sağlanacağı açıkça ifade ediliyor.

İsrail seçimlerinden iki hafta kadar önce ve Netanyahu ile Trump'a karşı ülkelerindeki yargı saldırıları sürdürülürken, Trump'ın attığı bu adımın hiç şüphesiz politik ve seçimlere dair açık sebepleri vardır. ABD Başkanı'nın Amerika'daki İsrail yanlısı lobiye ihtiyacı olsa da, öte taraftan bu iki adamın Arapların sevgisinden hoşnut olduğu su götürmez bir gerçektir.

Direniş Ekseni ne yapacak?

Netanyahu, Golan kararı ile sadece Suriye Ordusu'na değil, İran ve Hizbullah'a karşı da açık bir işaret vermiştir. Beyaz Saray'ın lideri, İran'ın İsrail'e saldırmak için Suriye'yi bir üs olarak kullandığını düşünüyor. Bundan dolayı, Amerikan uçakları ve füzeleri Suriye'de İran'ın mevkileri ile fabrikalarını vurmaktan ve Suriye topraklarındaki Hizbullah liderlerine karşı suikast düzenlemekten hiç çekinmiyor. Bunun yanı sıra, Amerika'nın İran ve Hizbullah'ı ekonomik darboğaza sokarak yıldırma çalışmaları da hız kesmiyor. Amerika ve İsrail, kendi ellerinde rehin kalması için Suriye'ye ekonomik, toplumsal ve güvenlik alanlarında şantajlar yapılmaya devam ediyor.

Rusya, bu zoraki işgale karşı görüşünü açıklamak için müdahale ederse, Amerikalı ve İsrailli taraflar buna karşı açık bir cevap hazırlamış gibi görünüyor: "Siz de kırım adasını ilhak ettiniz. Siz Kırım'dan vazgeçtiğinizde, biz de bu işi düşüneceğiz." Bu durum, uluslararası çatışmanın hala güçlü bir seçenek olduğu anlamına geliyor.

Direniş ittifakı ve beraberinde Rusya, Suriye savaşını tamamıyla kazanır ve Golan'ı kaybederse, bu 8 sene boyunca meydana gelen her şeyin Trump'ın tek bir tweeti ile sona erdiği anlamına gelir.

Direniş ittifakı ne yapacak?

Elbette açıklamalar yeterli değildir. Arap rejimleri, vetosunu ve masa altında imzaladığı gizli işbirliklerini açık bir şekilde ifade edecektir. Uluslararası kararlar, bu bağlamda işe yaramaz, çünkü neredeyse yarım yüzyıldan beri hiçbir fayda sağlamadılar. Suriye'nin Güvenlik Konseyi'ne şikâyette bulunması ise, sadece kahkahalarının daha fazla yükselmesine sebep olacaktır.

Golan halkı her zamanki gibi hareket edecek ve işgal güçlerine karşı dik başları ve onurları ile kafa tutacaklardır. Ancak bu yeterli midir?

Görünüşe bakılırsa, bölgedeki kimse istemese de, bölge savaşa doğru bir adım daha atıyor. İsrail tarafından desteklenen Amerikan lobisi, Trump'ı çembere almak ve nasıl biteceğini Allah'tan başka kimsenin kestiremediği maceralara doğru itmek konusunda başarılı olmuş gibi görünüyor. Ancak Tahran'dan başlayan, Irak ve Suriye'den geçerek Beyrut'un güney banliyölerine kadar ulaşan Direniş Ekseni'nin cevabının, tweetler ve açıklamalar yoluyla verilmeyeceği kesindir.

Trump'ın yaptıkları, Suriye'deki savaşı iç savaş olmaktan çıkararak gerçek boyutuna yani İsrail ile çatışmaya dönüştüreceği için, Suriye liderliğine fayda sağlayabilir. Ayrıca, Şam'ın Arap Birliği'ndeki koltuğuna geri dönüşünü de hızlandırabilir. Ancak gerçek şu ki, Direniş Ekseni Amerika'nın kararları ve bunun İsrail'deki sonuçlarını hazmedemiyor. Peki, ne yapacak?

Kuşkusuz, Direniş kritik bir durumun ortasındadır. Bu savaş ne kolay olacaktır, ne de sözlü açıklamalar ile sonlanacaktır. Direnişe “Savaşı kazandınız, ancak Golan'ı kaybettiniz” demeyi bekleyen bir güruh vardır. Pompeo'nun ziyareti, kutlamaların başladığının sinyallerini verecektir.

Geriye sadece, çelikten sinirleri bulunan Golan halkının zilleti asla kabul etmediğini söylemek kalıyor. Yakında bunu göreceğiz.

(Sami Kuleyb, El-Alem, Çeviri: Merve Soydaş, intizar)