CIA'nın uzun kolu

11 Nisan 2019 Perşembe, 00:24

Libya savaşı bitmek bilmiyor,  G-7 ülkeleri “Libya'daki gerginliğin tırmanmasına bir son verme” çağrısında bulunuyorlar.

Dönemin Libya Cumhurbaşkanı Muammer el Kaddafi'yi devirmek hedefiyle, G-7 ülkeleri arasında 2011 yılında Kaddafi karşıtlarını destekleyen, Libya iç savaşına karışan ve bunu körükleyen ülkeler var.

Batı medyasında Kaddafi, alelacele diktatör ilan edildi. Ardından da acil bir şekilde özgürlük ve demokrasi gibi hedefler ilan edilip süreç hızlandırılarak 19 Mart 2011'de ABD, İngiltere ve Fransa, Libya'daki iç çatışmalara hava ve denizden müdahale ederek savaşa destek verdi. Kaddafi’nin devrilmesi ve sonrasıda yaşanan olaylar yaklaşık 50.000  insanın ölümüyle sonuçlandı ve savaş halen devam ediyor.

ABD dış istihbaratı olan CIA’nın o dönemlerde dahi kuklası ve uzun kolu olan General Khalifa Hafter önemli bir rol oynadı: Eski Libya Ordusu subayı, 1987 yılında CIA yardımı ile Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleşip Amerikan vatandaslığı verildi, CIA için birkaç yıl çalıştı.

Hafter şu anda Libya’da yaşanan savaşta güçlü bir çetebaşı ve Tripoli'de uluslararası olarak tanınan bir hükümete başkanlık eden Fayiz as-Sarac'in rakibi halinde.

Sarac hükümetine halihazırda Misrata milisleri, Müslüman Kardeşler, Türkiye ve Katar destek veriyor. Eski Kaddafi karşıtı koalisyon da şu anda mevcut hükümetin tarafıni tutuyor.

Başta iddia edildigi gibi  sözde batı özgürlüğü ve demokrasisinin  ne zaman gerçekleşeceği meçhul.

ABD’nin  Libya ve çevresinde istediği gibi hareket ederek bölgeyi yönettiği/yönlendirdiği zamanlar sona ermiş gibi görünüyor.

ABD’nin uzatılmış kolu olan Khalifa Hafter ve çeteleri son aylarda önmeli sondaj kuleleri, pompa istasyonları ve petrol terminalleri gibi kayda değer petrol altyapısını ele geçirmiş durumda. Hafter’in artık patronu Amerikaya ihtiyacı kalmamis gibi kendi başına hareket edebilmekte.

Hafter’in Amerikadan kurtulma arayışı, Ocak 2017'de Rusya'nın uçak gemisini ziyaret ettiğinde ve oradan Rusya Savunma Bakanı Sergei Shoigu ile bir video konferans düzenlediğinde çok net bir şekilde anlaşıldı.

Şu an G-7 ülkelerinin bir barış gücü olduklarını iddia edip Libya da sükunete çağrı yapmaları aldatmadan başka bir şey değildir. Bunlardan bazıları nispeten Libya'nın imhasında yer aldıklarını ve 2014'ten beri Rusya'yı işbirliğinden dışladıklarını unutturmak istiyorlar. Anlaşılan o ki, sükunet çağrılarında pek ciddi degiller.

Onlarin aksine bu sefer Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov Libyada savasan tarafları ön şartlar olmadan müzakere etmeye çağırması ve sahneye çıkarak ağırlık kazanma çabası dikkate alınmalı.

Suriye savaşında olduğu gibi, Libya da Rusya’nın Arap dünyasındaki  rölüne geri döndüğünü gösteriyor.

Sosyalist Libya-Arap Halkı Kaddafi yönetimindeki Cumhuriyet döneminde, Libya Afrika kıtasının kişi başına en yüksek gelirinden birine sahipti. Libyalıların sosyal güvenceleri arasında ücretsiz tıbbi bakımın yanı sıra dul, yetim ve emeklilik maaşları vardı.

Kaddafi yönetiminde, kadınlar diğer Arap ülkelerine kıyasla yüksek öğrenim gördü. Boşanmada hak ettikleri miras veriliyordu. Çalışan kadınlar için polis memurları veya bayan pilotlar gibi klasik “erkek mesleklerde” kadınlar vardı. Libya, müreffeh ve büyük ölçüde barışçıl bir ülkeydi ve ham madde kaynaklarından elde edilen kâr, ilerici, neredeyse eşitlikçi sosyal politikaları ilerletmek için kullanıldı. Bunun temeli, Exxon, Shell ve Texaco gibi yabancı petrol şirketlerinin millileştirilmesinden geldi.

Batı medyasının büyük bir çoğunluğu 2011 yılında ABD liderliğindeki ittifakın Libya askeri başkanını alkışladı. NATO’nun, ülkenin yıkımına, acılar yaşatmasına, ölümlerdeki rolüne göz yumarak katliamlara tek bir söz dahi etmediler. Tabiiki, 70. Kuruluş yildönümü günü vesilesiyle bu askeri ittifak Libya'daki katil rolüyla hatirlanmak istenmez.

Bir kez daha Batı medyası, tarihi gerçeklere karşı dilsiz bir kartel olduğunu tasdik etti.
 

(Ulrich Gellermann, Berlin - Çeviri: Veysel Yiğit - HÜRSEDA)