Durduğumuz yer

27 Mart 2019 Çarşamba, 12:17

Sadece Golan Tepeleri ve Kudüs değil; Akka, Hayfa, Mecdel, Tiberya, Yafa gibi İslam beldeleri de Siyonist işgali altındadır. Durduğumuz yer yalnızca burasıdır.

Bugün İslam âlemi parçalanmış, Müslümanlar birbirine düşmüş olabilir. Elbet bu zor zamanlar da geçecektir. Bize ümitsizlik değil, gayemiz için gayret etmek yakışır.

Vaktiyle Antakya, Trablus ve Urfa’da Haçlı kontlukları vardı. Filistin topraklarına Kudüs Krallığı kurulmuştu. Onlara ne oldu? İnanıyoruz ki aynı akıbet Siyonist işgalcileri de bulacaktır.

Gücü ele geçirenler, bir gün ellerinden gideceğini de bilmelidir. Dünya tarihi boyunca bu hep böyle olmuştur.

Çaldığınız bir şeyi korumak için utanma duygunuzu yitirmeniz ve iyice arsızlaşmanız gerekir. Hukuk sizi ilgilendirmez artık. Siyonist işgalcilerin durumu tam olarak budur. Hırsız ve katil olan, kendini savunma hakkından bahsediyor.

Ömer Lekesiz, 22 Mart tarihli yazısında iki soru soruyor: Bir zamanlar İslam ümmeti içinde kendi inançlarıyla var olmaya çalışan Yahudilerin zihinsel yönelimleri, bugün ne olmuştur da Müslümanların tümünü yok etme saplantısına evrilen bir düşmanlığa bağlanmıştır? Yahudileri Müslümanlara karşı tipik birer caniye; merhametten, insaftan, izandan, şuurdan yoksun birer zalime dönüştüren siyasi değişimin inançlarıyla ilgili boyutu nedir?

Hıristiyan Avrupa’daki Yahudiler türlü eziyetlere maruz kalırken, İslam coğrafyasında yaşamayı tercih edenler huzur ve güven içindeydi. Bu şartlar altında ve kesin bilgiler ışığında, Yahudi ırkının Batı düşmanı olması gerekmez mi? Roma devrinden bu yana Yahudilere zulmedenler kimlerdi? Fıtrat, işte burada devreye giriyor.

TARİHTEN GELEN MESULİYET

Yazıya başlamadan evvel elimdeki Kudüs kartpostallarına baktım. Osmanlı döneminden kalma. Kartların arkasında “Kudüs Türkiye” yazıyor. Üzücü olduğu kadar ilham verici bir durum...

Türkiye, Filistin davasında tarihî bir mesuliyetten hareket ediyor. Filistin topraklarını yüz sene önce cephede savunuyorduk. Şimdi ise Filistinlilerin hak ve hukuklarını uluslararası arenada savunmaya gayret ediyoruz. Pervasızca alınan tek taraflı Kudüs ve Golan kararlarında, en haysiyetli duruş ülkemizden ve milletimizden gelmiştir. Her şey gelip geçer, geriye sadece tavrımız kalır.

Rahmetli Erbakan Hocamız, Siyonizm belasını, İslam âlemi için en büyük tehlike ve birinci tehdit olarak görürdü. Olaya bölgesel değil, daha geniş çaplı bakardı. Bugün Pakistan – Hindistan geriliminin arka planında bile İsrail işgal devletinin kirli politikasını görebiliyoruz. Çünkü Pakistan, nükleer silaha sahip olan tek İslam ülkesi…

Yeri gelmişken bir hassasiyetimizin de altını çizelim. Karşısında durduğumuz şey, istila ve haksızlık üzerine kurulu Siyonizm’dir. Ülkemizde çok sayıda Musevi yaşıyor. O vatandaşlarımızdan biri, daha geçen yıl, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü. Bunu hatırlatmakta fayda görüyoruz. (Yenişafak)