İyiliğin ve iyilerin yanında olmalıyız

23 Nisan 2019 Salı, 12:44

İyilik kıymetli, kötülük kıymetsizdir. Furkan Türkmen’den ödünç alıp söylersek; değerli olan saklanmak, korunmak ister.

Ortak nasihatlerden biridir bu: “İyilerle birlikte olunuz.” Çünkü insan insanın rengine bürünür.

Herkes kendine göre iyidir. Kimse “ben kötüyüm” demez.

İyiliği kendimizden, kötülüğü başkalarından biliriz hep.

Anladığımız: Kötünün, kötülüğün mazereti çok olur. İyinin, iyiliğin ise kaynağı tektir. Kötülük maddiyat, iyilik maneviyat gibidir. Dünyevî ve uhrevî.

Peki, iyileri nasıl bulacak, tanıyacağız?

Mesela: Normal ilişki kuramayan, sürekli muhit ve istikamet değiştiren, kardeşlik hukukunu gözetmeyen, dostlukta sebat etmeyen, insanları çok kolay karalayan, başkasının nasibini kıskanan, mahreme özen göstermeyen, hiç durmadan kusur arayan bir kimse ne olabilir?

Mesela: Merhamet etmeyen, halden anlamayan, hırs yapan, sadece kendisini düşünen, itimat vermeyen, emeğe hasımlık eden, emanete titremeyen bir kimseye ne diyebiliriz?

Bazen hiçbir izahı, gerekçesi olmayan düşmanlıkla, kötülükle karşılaşırsınız. Ne yaparsanız yapın ikna olmaz, çünkü peşinde olduğu şey farklıdır. Daima zıt gider. Hakikate yanaşmaz.

Yazmıştık, yine yazalım: Kötü kimselerin ortak özelliklerinden biri de kendilerine haksızlık yapıldığına inanmalarıdır.

İyinin, iyiliğin çilesi çoktur. Kıymeti ayrıca buradan gelir.

Hem teselli, hem teminat: İyilik daima çoğunluğu sağlar. Böyle bir ilâhi dengenin olduğuna inanıyoruz.

***

Eski insanların söylediğidir: “İyi söz gönül yaylasıdır.” Biraz açmaya teşebbüs edelim. Demek ki gönül, vücut şehrimizin yaylasıdır. Yayla ferahlık, temizlik ve serinlik anlamına gelir. Ona inilmez, çıkılır. Yüksektedir. İyi olan her şey, insan veya amel, davranış yahut söz, tatlı bir esinti oluşturur yaylamızda. Orayı korumak, kirlenmeyi engellemek için çaba göstermek gerekiyor. Çer çöp atan, hor gören ve kullanan kimselerden uzak durmak icap ediyor.

İyilerle birlikte olmak, biraz da buradan başlıyor. Vefalı, sadık, merhametli, yardımsever, paylaşmasını bilen, toprağa ve tabiata düşkün insanları bulmak.

Neyin peşinden gidiyorsak zamanla ona dönüşürüz. Neyi arıyorsak sonunda onu buluruz. Örneğin gücün peşinden gitmek, bizi ferah bir yere çıkarmaz. Ona ulaşmak, kavuşmak için türlü fenalıkların içine girebiliriz. Dünyaya şartlanmak, hakiki şartları zayıflatır. Evet; ‘hesap ile kitap’ diyelim.

İşlerin ve ilişkilerin birbirine girdiği bir dünyada, ortamda yaşıyoruz. Beraber yola çıktığımız insanların bazılarıyla yolculuk sırasında dertlerimiz ve önceliklerimiz ayrılabiliyor. İyi insan olmanın ölçülerinden biri de ayrılık esnasında ve sonrasında ortaya koyduğumuz tavır, sergilediğimiz duruştur. Ayrıldığımız insanla ilgili sözlerimiz, onu değil, evvela bizi ele verir. Mahremiyetin, yani gördüklerimiz ve yaşadıklarımızın bizde kalması gerekir. Bu, şahsiyetimiz hakkında önemli bir delildir. Ne yazık ki edebiyattan siyasete kadar bol miktarda sıcak ve kötü örnek var.

Buraya, konumuzla ilgisiz gibi görünen bir bölüm ilave etmek isterim. Genellikle böyle oluyor: Sevdiğimiz insanların iyiliğini düşünmekten, onlara iyilik yapmaya vakit ve fırsat bulamıyoruz.

***

İyiyi bilmenin, bildirmenin ve iyiliği unutmamanın güzelliği bütün dünyevî kazançların üstündedir. Ne mutlu bunu daima aklında ve gönlünde tutanlara… (Yenişafak)