Yakın şahitlik

27 Temmuz 2019 Cumartesi, 12:11

Direksiyon hâkimiyetini kaybettiğiniz zaman kime çarpacağınızı asla bilemezsiniz. O artık sizin kararınız olmaktan çıkmıştır. Kendi halinde yaşayıp giden masum bir insana çarpabilirsiniz. Çok sevdiğiniz ile pek sevmediğinize aynı zararı verebilirsiniz. İşte bu yüzden fazla hız yapmamak, dikkatli olmak ve doğru yolda gitmek gerekir.

Siyasette de böyledir. Direksiyon hâkimiyetini kaybetmiş herhangi bir siyasetçi için söyleyelim: Ne yapacağını, nasıl kararlar alacağını tahmin etmek zordur.

Saygıdan uzaklaşmış, şaşırmış ve şımarmış insanlar için de geçerlidir bu. Ne şekilde davranacağını, konuşacağını asla kestiremezsiniz. Çünkü kendisini kaybetmiştir. Böyle kimseler karşısında yapılması gereken birinci şey, takip mesafesini korumaktır.

Konu açılmışken şunu da yazmak isterim: İncelik ve nezaketle bağlarını koparmış bir samimiyetin bizi götürüp bırakacağı yer, içtenlik değil, kabalıktır.

Otuz yıldır şahitlik ediyorum. Bazı kimseler çıkıyor ve “düşmanın silahıyla silahlanmak lazım” diyor. Hayır, milli savunma konusunda söylemiyor bunu. Siyaset, ticaret ve medyayı kastediyor.

O silahlar (yöntemler) zaten bizi etkisiz hale getirmek, duruşumuzu bozmak, tavrımızın değişmesini sağlamak için üretilmiştir. Onları kullandığımız vakit, kendi kendimize zarar vermiş olmuyor muyuz? Nitekim gelinen yer neresidir? Manevi derinliği ve sağlam terazisi olan birçok insan aynı şeyi söylüyor: Bize en büyük zararı kendimiz verdik.

Onların modası var, otelleri var, bizim de olsun vesaire. Buna tecrübe değil, acı şahitlik diyebiliriz ancak.

Otuz yıldır şahitlik ediyorum: Bazen bir kişi çıkıyor ve binlerce insanın emeğini, fedakârlığını ziyan edip gidiyor. Bazen bir kişi çıkıyor ve binlerce insanın haysiyetini kurtarıyor. ‘Hangisi gönlümüzde kalıcı oluyor’ diye bir soru elbette sormayacağım.

Veballi işlerden ve çetrefilli ilişkilerden uzak durmak, kul hakkından sakınmak, yalandan kaçınmak, yükümüzü hafifletir. Huzur İslam’dadır sözü evvela bunun içindir.

Küçük bir ilave: Bir insanın yerine göz dikmek, onun nasibini kıskanmaktır. Böylece kime âsilik etmiş oluyoruz?

Otuz yıldır şahitlik ediyorum: Hiç olmayacak kimseler kul hakkından bahsediyor. Hep kendine çalışmış, nefsine hizmet etmiş, sadece kullanışlı insanlara yönelmiş bir kişinin üstümüzde nasıl bir hakkı ve hukuku olabilir?

Güzel şahitliklerim de var elbette. İşte, Kurban Bayramı yaklaşıyor. Birbirinden kıymetli kuruluşlarımız hayır ve hasenatta yarışıyor. Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, Cansuyu Derneği, Deniz Feneri, İnsani Yardım Vakfı, Kızılay, Yeryüzü Doktorları…

Bütün paramızı dünyaya yatırırsak büyük zarar ederiz. Kesin iflastır bu. Kazancımızın bir kısmını ahiret için harcamalıyız. İyilik etmek, yardımlaşmak, yoksulları gözetmek, ihtiyaç sahiplerine ulaşmak, bir mümin için en büyük yatırımdır.

Tekrarlanmasın, dikkatli olunsun diye olumsuzlukları yazıyoruz ama şunu da biliyoruz: Allah rızası için çalışan samimi ve dertli insanlar, dava ehli arkadaşlar, iyiliğin yolunda olanlar her zaman çoğunluktadır. Onca imtihandan alnımızın akıyla çıkmamız, nice musibetten sağ kurtulmamız nedensiz değildir. (Yeni Şafak)