İsrail’in direniş hareketlerine karşı muhbir devşirme savaşının iç yüzü
İsrail istihbaratı, maddi çaresizlik, kişisel tavizler, güvenlik açıkları ve gizli hoşnutsuzluklar yoluyla, direniş hareketlerinin içine sızmak üzere tasarlanmış bir militan kazanma sistemini geliştirdi.
Casusluk meselesi, 1970’lerde Filistinli ve Lübnanlı direnişçilerin zihninde, özellikle de İsrail’in Münih operasyonuna bir suikast dalgasıyla yanıt verdikten sonra önem kazanmaya başladı.
Suikast, doğal olarak istihbarata ve istihbarat da insan kaynağına dayanır. Askeri veya güvenlik operasyonlarının planlamadan uygulamaya ve ötesine uzanan her aşamasında, birileri bilgi sağlamakla görevlidir.
Ajanlar her zaman vardı. Uzmanlara göre 1970'lerde değişen durum, bu faaliyetlerin ölçeği ve yapısıydı. Eskiden dağınık olan yapı, artık organize, sistematik ve yerleşik hale getirilmişti.
Ölçeğin ötesinde, istihbarat çatışması devlet kurumlarının sınırlarını aşarak, İsrail kurumları ile Mısırlı ve Suriyeli muadilleri arasındaki rekabetten, devlet dışı aktörleri de içeren geniş bir alana yayıldı: El-Fetih ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) gibi Filistinli gruplar, Kara Eylül gibi operasyonel kolları ve daha sonra Filistin İslami Cihat Örgütü (PIJ) dahil İslamcı gruplar, ardından da İkinci İntifada sırasında ortaya çıkan oluşumlar.
Bu genişleme, İsrail’i bu yeni duruma uyum sağlamaya zorladı. İstihbarat çalışmaları artık alışılmış hiyerarşilere veya merkezi yapılara dayanamaz hale gelmişti. Artık, bazıları yerel, bazıları dış kaynaklı, diğerleri ise her ikisinde de faaliyet gösteren hareketli ağlarla uğraşıyordu.
Bu durum, rollerin farklı bir şekilde dağıtılmasını ve farklı ortamlarda işe alımın nasıl işlediğine dair yeni bir yaklaşım gerektiriyordu.
İşe alım pratikte nasıl işliyor?
Eski Mossad direktörü Yossi Cohen, The Sword of Freedom (Özgürlük Kılıcı) adlı kitabında muhbir kazanma yöntemlerini özetliyor. Hem eski hem de yeni uygulamalarda, işe alım süreci zayıf noktaları tespit etmeye, bunları istismar etmeye ve zaman içinde kontrol ve baskıyı sürdürmeye odaklanıyor.
Cohen, işe alımı bir kaynak üzerinde tam kontrol kurma süreci olarak tanımlıyor. “Bu bir sahiplik meselesidir. Bu kişinin istihbaratına ihtiyacım var. Onun bana ait olmasını istiyorum… Onu kullanacağım” diye belirtirken, başka bir yerde “ihanet bilinçli bir eylem olmalıdır” vurgusunu yapıyor.
Filistinli ve Lübnanlı kaynaklar bu konuyu genellikle para, kadınlar ve şantaja indirgiyor. Saha raporlarından ortaya çıkan tablo ise daha kapsamlı. Bu durum, beş tekrarlanan yöntemle özetlenebilir.
Farkındalık eksikliği
Muhbir devşirme ve eğitim sırasında güvenlik bilincini geliştirmeye yönelik çabalara rağmen, bu konudaki anlayış hala yetersizdir. Askeri kadrolar operasyonel rollere odaklanma eğilimindeyken, medya, kültür ve kurumsal sektörler genellikle güvenlik disiplinine sınırlı düzeyde maruz kalıyorlar.
Bu durum güvenlik açıklarına yol açar. Bunun nedeni, bireylerin bir mesajın veya temasın ciddiyetini hafife almaları değil, etkileşimi işe alıma dönüştüren süreci fark edememeleridir. Muhbirleri işe alan kişiler, davranışları hızlıca yorumlayıp zayıf noktaları tespit etmek üzere eğitilmiştir.
The Cradle’a konuşan bir Lübnanlı güvenlik kaynağı durumu açıkça şöyle ifade ediyor:
“Küçük bir hata felakete yol açabilir. Bu dünyada yapılan ilk hata, aynı zamanda son hata da olabilir. Skandal korkusu ya da düzeltici adımların -önleyici tedbirlerden bahsetmeye bile gerek yok- bilinmemesi bile hedefi hızla bataklığa sürükleyebilir.”
Merak da bu süreçte rol oynar. Belirli platformlarda gezinmek, bilinmeyen kişilerle iletişim kurmak veya uzaktan çalışma tekliflerini denemek, işe giriş yolunu açabilir. İşe alanlar genellikle eksiksiz senaryolar oluşturur ve amaçlarına ulaşana kadar hedef kişiyi adım adım yönlendirir.
Bazı durumlarda, kişiler İsrailli yetkilileri atlatmaya çalışır. Örneğin, hiçbir hizmet sunmadan parayı alıp daha sonra kendilerini ihbar etmeyi veya çift taraflı ajan olarak hareket etmeyi planlarlar. Ancak bunun sonucu garanti edilemez ve kaynağın da belirttiği gibi “İsrailli yetkililer ne saf ne de sıradan kişilerdir”
Maddi baskı ve teşvik
Çoğu durumda başlangıç noktası paradır. Ya kolay para kazanma arzusu ya da ihtiyaç baskısı.
Bu tür koşullarda ekonomik durum genellikle oldukça zorludur. Sınırlı fırsatlar, zayıf işgücü piyasaları ve uzun süren istikrarsızlık, sürekli bir maddi baskı yaratır. Bu koşullar, kişilerin savunmasız kalmasını açıklamaya yardımcı olsa da, çevreleyen toplumun gözünde bu durumu meşrulaştırmaz.
Birçok kaynak, The Cradle’a İsrailli sorumluların cömert olmaktan ziyade seçici davrandığını bildiriyor. Ödemeler başlangıçta yüksek olabilir, ancak daha sonra kademeli olarak azalabilir. Bazı Filistinli casusların durumunda, bu ödemeler aylık 50 ila 100 dolar arasında oluyor. Daha büyük meblağlar ise belirli roller, yüksek değerli bilgiler veya uzun vadeli casuslar için ayrılıyor.
Bazı casuslar on yıllarca aktif kalır. Çok azı 25 yılı aşkın bir işbirliğinin ardından operasyonel ömürlerinin sonuna gelir.
Dönüm noktası genellikle bir kişinin işi bırakmaya çalıştığı anda gelir. Ödemeler, uygulanan baskıdan daha az önem kazanmaya başlar ve ilişkiler daha da gerginleşir. Ardından tehditler ve ifşa olma tehlikesi gelir ama bu durumdan kurtulmak için yapılabilecek çok az şey kalır.
Bazıları için tek çıkış yolu, durumu tersine çevirip direniş yapılarıyla işbirliği yapmaktır. O durumda bile, özellikle söz konusu kişi silahlı operasyonlara karışmışsa, her iki tarafta da ortaya çıkan güven sorunu nedeniyle sonuç belirsizdir.
Şantaj ve skandal korkusu
Çoğu durumda, şantaj sürece yön verir ve muhbirleri bağlı ve kontrol altında tutar.
Bu kişiler ekonomik tuzaklara, borç ilişkilerine veya itibarlarını zedeleyecek türden ilişkilere sürüklenir. Bu tür durumlar daha sonra itaat sağlamak için kullanılır. Bu yöntem, ikna etmekten çok alternatifleri kısıtlamaya dayanır.
Filistin toplumunda, sosyal muhafazakarlık bir zamanlar bir engel oluşturuyordu. Bu engel, ekonomik baskı altında, özellikle de COVID dönemindeki sıkıntılar ve devam eden ekonomik kriz sonrasında giderek zayıfladı.
Benzer dinamikler başka yerlerde de gözlemleniyor. Suriye’deki uzun süren çatışma, Lübnan’daki ekonomik çöküş ve Irak, İran ile Yemen’deki ekonomik zorluklar, hepsi casus kazanımının kolaylaştığı ve buna karşı direnmenin zorlaştığı koşullar yaratıyor.
Özellikle hassas konulardan birisi, Filistinli işçilerin 1948’de işgal edilen bölgelere yasal ya da yasadışı yollarla giriş yapmaları. Her iki senaryo da, genellikle çalışma izinleri veya ceza tehdidi yoluyla yeni muhbir kazanımı için fırsatlar yaratıyor.
Direniş grupları da zaman zaman aynı yollar üzerinden kurye veya istihbarat edinme faaliyetleri yürütüyorlar. İsrail, El-Aksa Tufanı Operasyonu’nun ardından güvenlik endişeleri nedeniyle işgücünün bu bölgelere erişimini büyük ölçüde kısıtladı.
Sosyal yakınlık ve kuşaktan kuşağa geçen yöntemler
Filistin ve Lübnan toplumlarının işbirlikçilere karşı tutumlarındaki farklılıklar tartışmalara yol açmıştır.
Filistin’de, ailelerin sosyal olarak dışlanması da dahil olmak üzere sert önlemler, zaman zaman işbirlikçilerin çocuklarının damgalanma ve topluma yeniden entegre olamama nedeniyle benzer yollara itildiği bir kısır döngü yaratmıştır.
Çözülmemiş vakalar, yıllar sonra intikam veya yenilenen suçlamalar şeklinde yeniden gündeme gelmiştir. Tutarlı bir hukuki veya sosyal yapıların olmaması, sorunun devam etmesine yol açmıştır.
Lübnan ise farklı bir model sunuyor. Lübnan'da sorunlar mevcut olsa da sonuçlar genellikle daha hafiftir.
Ayrıca İsrail, bazı durumlarda mevcut ajanlara sosyal veya örgütsel çevrelerinden başkalarını tavsiye etmelerini talep ederek, güvene dayalı bir işe alım ağı oluşturmuştur.
Belgelenmiş bir vakada, El-Aksa Tufanı Operasyonu öncesinde Hamas'a bir sızma olayı meydana gelmiştir. Bir kişi, izole edilmiş bir sunucuya bir taşınabilir bellek yerleştirerek, on yılı aşkın süredir biriken önemli verileri dakikalar içinde kopyalamıştır. Bu güvenlik ihlali, teknolojiden çok erişim imkanı ve pozisyona bağlıydı.
Motivasyon olarak hoşnutsuzluk
En tehlikeli vakalarda, bireyler bazen maddi bir motivasyon olmaksızın İsrail'deki irtibat görevlileriyle kendileri iletişime geçerler.
Bu kişilerin davranışlarının ardındaki nedenler, üstlerine veya örgütlerine karşı kişisel şikayetlerden, dışlanma, kıskançlık veya kin duyma gibi hislere kadar çeşitlilik gösterir.
İç hesap verebilirliğin eksikliği, liderlik pozisyonlarındaki rotasyonun sınırlı olması ve demokratik süreçlerin yokluğu gibi yapısal sorunlar, bu dinamikleri daha da artırabilir.
Kaynaklara göre, en çok zarar veren güvenlik ihlallerinden bazıları bu tür kişilerden meydana gelmiştir, çünkü bu kişiler genellikle son derece deneyimlidir ve kritik alanlarda faaliyet gösterirler. Bu kişiler genellikle, önemli bir hasar meydana geldikten sonra ortaya çıkar.
Soruşturmalar sıklıkla daha derin psikolojik faktörleri ortaya çıkarır, ancak bu, tüm ağların ifşa edilmesi veya üst düzey suikastlar gibi sonuçlar ortaya çıktıktan sonra gerçekleşir.
Bir örnekte, kişinin yaşadığı sorunlar ve hoşnutsuzluğu, sorumluluğu altındaki stajyerlere karşı davranışını etkilemiştir. Bu kişinin eylemleri fark edilip suçlu olduğu tespit edilene kadar, birçok ölüm vakalarına yol açmıştır.
Muhbir işe alım sürecinin devamlılığı
Beş yöntemin hepsinde de tutarlı bir model ortaya çıkıyor. Casusluk eylemi, zorlama, erişim ve zamanlama yoluyla başlar.
Direniş hareketlerinin faaliyet gösterdiği ortamlar, çeşitli kısıtlamalarla şekillenir. Ekonomik sıkıntılar, toplumsal gerilimler, iç bölünmeler ve sürekli gözetim, küçük boşlukların büyük sonuçlar doğurduğu bir ortam yaratır.
İlk bakışta bireysel bir başarısızlık gibi görünen durumlar, genellikle geniş kapsamlı bir yapısal zafiyeti yansıtır. Muhbirliğin nedeni, sadece bireyin eylemleri değil, aynı zamanda onu çevreleyen sistemin buna imkan vermesidir.
İstihbarat savaşının devamlılığını sağlayan da budur.(The Cradle)

















