Ayetullah Hamenei'nin ardından İran'ın toplumsal dengeleri
Haziran savaşının ardından Tahran'da fiziki yıkımdan çok toplumsal, siyasal ve kurumsal dengelerin öne çıktığı yeni bir dönemin şekillendiği değerlendirildi.
El-Ahbar gazetesinde yayımlanan analizde, İran Devim Lideri Ayetullah Hamenei'nin cenaze töreni öncesinde Tahran'daki atmosferin, Haziran ayında yaşanan savaşın izlerinden çok, ülkenin toplumsal ve siyasal yapısındaki karmaşık dengeleri yansıttığı değerlendirildi.
Yazıda, savaşın fiziki izlerinin büyük ölçüde giderilmiş olmasına rağmen, yaptırımların etkisinin günlük yaşamın her alanında hissedilmeye devam ettiği belirtildi.
Analizde, Tahran'a gelenleri İmam Humeyni Havalimanı'nda, Minab'da hedef alınan okul saldırısında hayatını kaybeden çocuklara ait okul çantaları ve ayakkabıların karşıladığı ifade edildi. Haziran savaşının ardından kentte ağır bombardıman izlerinin büyük ölçüde onarıldığı, kameralara yansıyan Kudüs Meydanı saldırısının gerçekleştiği bölgede dahi hızlı restorasyon nedeniyle belirgin bir hasar kalmadığı aktarıldı. Buna karşın yaptırımların ekonomik ve sosyal etkilerinin şehir genelinde hissedildiği kaydedildi.
Yazıda, cenaze töreni dolayısıyla Tahran sokaklarının Ayetullah Hamenei'nin fotoğraflarıyla donatıldığı, ancak bunun İran'da alışılmış bir durum olmadığı vurgulandı. Analizde, bölgedeki bazı ülkelerin aksine Ayetullah Hamenei'nin fotoğraflarının yaşamı boyunca kentte yaygın biçimde kullanılmadığı, hatta Tahran'da adına verilmiş bir cadde dahi bulunmadığı, ölümünün ardından Azadi Caddesi'ne adının verilmesinin gündeme geldiği ifade edildi.
Toplumsal tablo tek boyutlu değil
El-Ahbar'a göre cenaze törenleri, İran'daki toplumsal ve siyasal farklılıkları ortadan kaldırmadı. Analizde, kent meydanlarında milliyetçi sloganların yer aldığı duvar resimlerinin bulunduğu, buna karşın özellikle savaşın başlamasından bu yana düzenli olarak sürdürülen gece toplantılarında daha farklı bir atmosferin hakim olduğu belirtildi.
Saadetabad'daki Hasan Tahrani Mukaddem Meydanı'nda toplanan kalabalıkların duygusal sloganlar attığı, Lübnan Hizbullahı bayrakları taşıdığı ve üzerinde "İntikam" yazılı kırmızı pankartlar açtığı aktarıldı. Yazıda ayrıca, Ayetullah Hamenei'nin fotoğrafını taşıyan küçük bir İranlı kızın, kendisine "İran'a zafer" dileğinde bulunanlara "Ben İslam'ın zaferini istiyorum." diye karşılık verdiği anlatıldı.
Buna karşılık Sanat Meydanı'nda düzenlenen toplantılarda konuşmacıların İran ile İsrail ve ABD'nin doğum oranlarını karşılaştıran tablolar göstererek nüfus politikalarını tartıştıkları, bu toplantıların siyasi seferberlik ve devrimci söylemin yeniden üretilmesinde önemli rol oynadığı ifade edildi.
Analizde, buna rağmen İran toplumunun tamamının aynı düşüncede olmadığı vurgulandı. Bazı kesimlerin ekonomik şartları dış politikadan daha öncelikli gördüğü, bazılarının ise kişisel özgürlükleri ve daha liberal bir yaşam tarzını savunduğu belirtildi. Ancak savaş sırasında bu kesimlerin önemli bölümünün de ülke yönetiminin yanında yer aldığı ifade edildi.
Yazıda ayrıca başörtüsü kurallarına uymayan kadınlara yönelik uygulamaların durdurulmasının, bu kesimler açısından kamusal alanda daha "normal" bir konum oluşturduğu değerlendirmesine yer verildi.
"Sürekli devrim" anlayışı
El-Ahbar analizinde, İran'ın diğer devrimlerden doğan yönetim modellerinden ayrıldığı belirtilerek, İslam Cumhuriyeti'nin kendisini "sürekli devrim" anlayışı üzerine kurduğu ifade edildi.
Yazıda, İran yönetiminin devrimin iktidara gelmesiyle görevini tamamladığını düşünmediği, meşruiyetini ise devrimci hedefleri sürdürmesinden aldığı savunuldu. Bu hedefler arasında yurt dışında "mazlumlara destek verilmesi", ülke içinde ise İran toplumunun "örnek bir İslam toplumuna" dönüştürülmesinin yer aldığı belirtildi.
Analize göre, bugün asıl tartışma konusu, savaş sırasında güçlenen ulusal birlik duygusunun savaş sonrasında nasıl korunacağıdır. Yazıda, birçok İranlının İslam Cumhuriyeti'ni ülkenin bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü koruyabilecek en uygun sistem olarak gördüğü ifade edilirken, savaş sonrası dönemde yeni yönetimin iç politikada nasıl bir yol izleyeceğinin belirleyici olacağı değerlendirmesinde bulunuldu.
El-Ahbar, savaş sona erdiğinde toplumsal uzlaşının hızla çökeceği yönündeki değerlendirmelerin ise İran'ın çok katmanlı toplumsal yapısını göz ardı eden “aceleci yorumlar” olduğunu savundu.
Karar alma mekanizmasında farklı sesler
Analizde, İran'daki kurumsal yapının da bu “karmaşık tabloyu” yansıttığı belirtildi. Devrimci kurumlarla devlet kurumlarının farklı söylemler kullandığı, aynı soruya Devrim Muhafızları bünyesindeki "Hatemü'l-Enbiya Karargâhı" sözcüsü ile Dışişleri Bakanlığı danışmanının “farklı tonlarda” cevap verebildiği ifade edildi.
Yazıda ayrıca, İranlı yetkililerin zaman zaman resmî hükümet politikalarına ilişkin değerlendirmelerini "kişisel görüşüm" ifadesiyle dile getirdikleri, bunun yalnızca diplomatik bir üslup değil, karar alma mekanizması içindeki farklı eğilimlerin ve canlı tartışmaların göstergesi olduğu savunuldu. Bu durumun özellikle son dönemde yürütülen müzakere sürecine ilişkin tartışmalarda açık biçimde görüldüğü belirtildi.
El-Ahbar, Ayetullah Hamenei'nin cenazesinin Tahran'dan doğduğu şehir olan Meşhed'e uğurlandığını, ancak modern İran'ın inşasında bıraktığı siyasi ve kurumsal mirasın ülkenin siyasi merkezi olmaya devam eden Tahran'da ve gelecek kuşaklar üzerinde etkisini sürdüreceği değerlendirmesiyle analizini tamamladı.(YDH)

















