Veri güzergahları ve yeni güç dengesi / Kamran Yeganegi
Enerji güzergahları hala küresel gücün temelini oluşturuyor. Ancak artık bunun yanında daha az göze çarpan başka bir ağ da işliyor ve nüfuz kullanımını sessizce yeniden şekillendiriyor.
Tek bir gemi tüm sistemi durdurduğunda
Dünya, 23 Mart 2021 sabahında o güne kadar inşa edilmiş en büyük konteyner gemilerinden birisi olan Ever Given’ın Süveyş Kanalı’nda sıkışıp kalmasını izlemişti. Birkaç saat içinde yüzlerce gemi kanalda mahsur kaldı. Küresel tedarik zincirleri yavaşladı, sigorta maliyetleri yükseldi ve enerji piyasaları hemen tepki gösterdi.
Tek bir gemi, altı gün boyunca bir asırdan fazla süredir uluslararası siyaseti şekillendiren jeopolitik bir gerçekliği ortaya çıkardı: Stratejik güzergahlar üzerindeki kontrol, siyasi güç demekti.
Süveyş Kanalı'ndaki aksaklık, deniz lojistiğinden çok daha fazlasını ilgilendiriyordu. Bu olay, küresel ekonominin enerji, ticaret ve endüstriyel üretimin geçtiği birkaç dar koridora olan olağanüstü bağımlılığını ortaya seriyordu.
Hürmüz Boğazı ve Bab-ül Mendeb’ten Malakka Boğazı’na kadar, dünyanın güç dengesi uzun süredir petrolün hareketiyle belirleniyor.
Ancak dikkatler mahsur kalan gemilere odaklanırken, deniz altında başka bir dönüşüm çoktan başlamıştı.
Uluslararası veri trafiğinin yaklaşık yüzde 99’u, şu anda 1,7 milyon kilometreyi aşan yaklaşık 500 adet denizaltı kablosu üzerinden iletiliyor. Bu ağ, finansal işlemleri, bulut bilişimi, hükümetlerin iletişimini, bilimsel araştırmaları, askeri verileri ve yapay zekayı (AI) sürdürülebilir kılan veri transferini sağlıyor.
Medya teorisyeni Nicholas Negroponte, 30 yıl önce, “atomlardan bitlere geçişin geri döndürülemez ve durdurulamaz” olduğunu savunmuştu. Onun bu gözlemi dijital devrimi tanımlıyordu. Bugün ise jeopolitik bir devrimi tanımlıyor.
Petrol, sanayi çağını beslediyse, veriler de yapay zeka çağını besliyor. 21. yüzyılın belirleyici rekabeti artık sadece okyanuslarda varil taşımakla sınırlı değil. Bunun yerine, kıtalar arasında bit (veri) taşımakla bağlantılı hale geliyor.
Tankerlerden fiber ağlara
Bir asırdan fazla bir süredir boru hatları, tankerler, rafineriler ve denizdeki dar geçitler küresel gücün mimarisini belirliyordu. Enerjinin taşınmasını güvence altına alanlar, ekonomik güç, siyasi nüfuz ve stratejik avantaj elde ediyordu.
Bu yapı hala geçerli, ancak artık daha kapsamlı bir sisteme yayılmış durumda.
Yüzlerce denizaltı kablo sistemi artık küresel pazarları ve kurumları birbirine bağlıyor. Bu sayede finansal sistemleri senkronize ediyor, bulut platformlarını birbirine bağlıyor, kamu hizmetlerini destekliyor ve neredeyse tüm gelişmiş yapay zeka uygulamalarını mümkün kılıyor.
İsminin aksine “bulutun” fiziksel bir ayak izi var. Bulut, elektrik şebekelerine, yarı iletken tedarik zincirlerine, hiper ölçekli veri merkezlerine, bağlantı noktaları ve karadaki istasyonlar ile dayanıklı denizaltı şebekelerine dayanıyor. Yapay zeka genellikle bir yazılım olarak tanımlansa da pratikte yine bir altyapıya dayanıyor.
Her gelişmiş yapay zeka modeli, nihayetinde güvenilir elektrik hattına, muazzam hesaplama kapasitesine, sofistike yongalara, güvenli bulut mimarisine ve kesintisiz uluslararası bağlantıya ihtiyaç duyar. Bir yapay zeka, bu fiziksel altyapı olmadan büyük ölçekte işlev göremez.
İşte bu nedenle dijital altyapı, sadece teknik düzeyde kalmadı ve stratejik bir varlık haline geldi. Uçak gemileri hala önemli. Petrol tankerleri hala önemli. Günümüzde bu unsurlar, imalat tesisleri, GPU kümeleri, bulut platformları, veri merkezleri ve denizaltı kablolarıyla birlikte teknolojik üstünlüğün belirleyicileri arasında yer alırlar.
Batı Asya’nın ikinci etki katmanı
Bu dönüşümün en belirgin şekilde görüldüğü yer Batı Asya. On yıllardır bu bölgenin jeopolitik ağırlığı, hidrokarbonlara ve deniz coğrafyasına dayanıyordu. Petrol ihracatı, Basra Körfezi’ni vazgeçilmez kılarken, Süveyş, Bab-ül Mendeb ve Hürmüz Boğazı kalıcı birer etki noktası haline geldi.
Bu dinamikler geçerliliğini korurken, ikinci bir katman şekilleniyor.
2Africa, SEA-ME-WE 6, PEACE Cable ve Blue-Raman gibi projeler, küresel iletişim coğrafyasını yeniden şekillendiriyor. Ticari telekomünikasyon projeleri olarak sunulsa da, bunlar aynı zamanda dijital ekonominin altyapısına yapılan stratejik yatırımlar.
Bu projeler, Avrupa, Asya, Afrika ve Körfez arasında veri akışını yeniden şekillendiriyor. Kızıldeniz, Mısır, Doğu Akdeniz ve Basra Körfezi, enerji taşımacılığındaki rollerinin yanı sıra artık veri güzergahları olarak da işlev görüyor.
Avrupa ile Asya arasındaki iletişimin yüzde 90’ından fazlası Mısır’dan geçerek Kızıldeniz veri kablo sistemine ulaşıyor. Mart 2024’te, birkaç kablonun kopması, Asya, Avrupa ve Afrika’yı birbirine bağlayan telekomünikasyon trafiğinin yaklaşık dörtte birini kesintiye uğrattı.
Devletler bu duruma uyum sağlamaya çalışıyor. Çin, telekomünikasyon ağları, kablolar ve bulut altyapısı üzerinden Dijital İpek Yolu’nu genişletmeye devam ediyor. Suudi Arabistan, BAE ve Katar dahil Körfez ülkeleri, ulusal yapay zeka, hiper ölçekli bilgi işlem ve dijital platformlara yatırım yapıyor.
Dijital darboğazların ortaya çıktığı yerler
20. yüzyıl, Süveyş, Hürmüz Boğazı, Bab-ül Mendeb ve Malakka gibi denizlerdeki darboğazlara odaklanmıştı. Günümüz koşulları, “dijital darboğazlar” adında yeni bir kategoriyi gerektiriyor.
Bunlar, kablolar, kara bağlantı istasyonları, iletişim ve veri merkezleri ile enerji altyapısının birleştiği noktalar. Denizdeki muadilleri gibi, bu merkezler de bir bağımlılığı yoğunlaştırıyor.
Herhangi bir çatışma, sabotaj, siber saldırı, doğal afet veya kaza sonucu meydana gelen kesintiler, finans piyasalarına, lojistik sistemlerine, devlet platformlarına ve bulut hizmetlerine dalga dalga yayılabilir. Bu, halihazırda tekrarlayan bir risk. Dünya çapında her yıl, genellikle gemilerin demirlemesi veya balıkçılık faaliyetlerinden kaynaklanan 150 ila 200 defa kablo arızası meydana geliyor. Güvenlik sorunları yaşanan bölgelerde onarım işlemleri daha yavaş ve karmaşık hale geliyor.
Körfez bölgesi buna bir örnek. Gerginliklerin artmasıyla birlikte dikkatler, Hürmüz Boğazı ve çevresindeki sulardan geçen denizaltı kablolarının savunmasızlığına yöneldi. İran’ın Tasnim Haber Ajansı, Nisan 2026’da birçok sistemde yaşanabilecek kesintilerin potansiyel etkisini vurgulayarak, bölgesel iletişimde ortaya çıkabilecek ciddi sonuçlara dikkat çekti.
Körfez jeopolitiği uzmanı Kristian Coates Ulrichsen, hem Basra Körfezi’nde hem de Kızıldeniz’deki denizaltı bağlantılarının aynı anda kesintiye uğraması durumunda ortaya çıkabilecek potansiyel bir “çifte darboğaz etkisi” konusunda uyarıda bulundu. Böyle bir senaryo, Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayan en önemli iki güzergah üzerinde baskı yaratacaktır.
Bu uyarı çok önemli. Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanacak bir çatışma artık sadece petrol ve deniz taşımacılığını tehdit etmeyecek. Aynı zamanda Körfez genelinde finansal işlemler, bulut hizmetleri, devlet platformları ve ticari faaliyetleri de etkileyebilir.
Bu anlamda Hürmüz Boğazı, hem bir enerji darboğazı hem de bir dijital darboğaz haline geliyor.
Dalgaların altındaki mücadele
Bu risklerin üstesinden gelmeye yönelik çabalar devam ediyor. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) ve Uluslararası Kablo Koruma Komitesi (ICPC), bu alandaki güvenlik önlemlerini artırmak için bir danışma kurulu oluşturdu.
Portekiz Ulusal İletişim Otoritesi Başkanı Sandra Maximiano, hiçbir ülkenin kıtalar arası dijital altyapıyı tek başına koruyamayacağı gerçeğine dikkat çekerek, kabloların daha iyi korunmasının daha fazla uluslararası işbirliğini gerektirdiğini belirtti.
Bu nedenle hükümetler, enerji güvenliğini ve dijital güvenliği artık ayrı birer politika alanları olarak ele alamazlar.
Enerji güvenliği ve dijital güvenlik artık birbiriyle sıkı sıkıya bağlantılı. Yapay zeka elektriğe bağlı. Elektrik, veri merkezlerine güç sağlar. Veri merkezleri ise küresel iletişime dayanır. Bu iletişim, görünmez bir şekilde deniz tabanından sağlanır.
Ever Given gemisi Süveyş Kanalı’nı bloke ettiğinde, kesinti anında ve gözle görülür bir şekilde ortaya çıktı. Gelecekteki kesintiler ise böyle olmayabilir. Bunlar, deniz tabanında kopan bir kabloyla başlayabilir.
Bir asırdan fazla bir süredir güç, petrolün taşındığı rotaları güvence altına alma yeteneğiyle ölçülüyordu. Günümüzde ise güç, veriyi taşıyan ağları kurma, kontrol etme, çeşitlendirme ve koruma kapasitesiyle bağlantılı hale geliyor.
Küresel güç mücadelesi okyanuslardan çekilmedi. Sadece okyanusların altına taşındı.(Kamran Yeganegi/The Cradle)

















