Bir cenaze töreninden fazlası: İran dünyaya ne gösterdi?
"Hamaney'in siyasi mirası çoğu zaman ABD karşıtlığı, Filistin'e destek, nükleer program, İran’ın eğitim alanında gelişimi, füze kapasitesi ve bölgesel direniş ekseni üzerinden değerlendiriliyor. Ancak..."
Uluslararası politikada güç yalnızca füze, savaş uçağı, enerji kaynakları veya ordunun büyüklüğüyle ölçülmez. Bir devletin gerçek kapasitesi, ağır krizler karşısında kurumlarını çalıştırabilmesi, karar alma süreçlerini sürdürebilmesi, toplumu mobilize edebilmesi ve rakiplerinin hesaplarını değiştirebilmesiyle de anlaşılır.
Bu nedenle Ayetullah Seyyid Ali Hamaney'in cenaze törenini sadece dini bir merasim veya büyük bir lidere veda olarak değerlendirmek yetersiz kalır. Bu tören aynı zamanda İran devletinin Hamaney sonrasında nasıl yol alacağı sınandığı büyük bir siyasi olaydı.
Washington, Tel Aviv, bölge ülkeleri, İran'ın müttefikleri ve İran'da hızlı bir siyasi çözülme bekleyen çevreler aynı sorunun cevabını arıyordu:
Hamaney'in ölümü İran'da bir iktidar boşluğuna ve devlet krizine yol açacak mıydı?
Ortaya çıkan görüntü bu soruya net bir cevap verdi:
Lider kaybedildi, fakat devlet dağılmadı.
Tarihin en büyük cenaze töreni: Rakamlar ve kaynaklar
İran resmî haber ajansı Fars, (Tarihin En Büyük Cenaze Törenine Katılanların İlk Tahminleri) başlıklı haberinde, Ayetullah Hamaney'in naaşına veda ve cenaze merasiminin altı gün boyunca Tahran, Kum, Necef, Kerbela ve Meşhed olmak üzere beş şehirde düzenlendiğini bildirdi. Tahran'da üç gün (iki gün veda, bir gün asıl cenaze töreni), diğer dört şehirde ise birer gün süren bu merasimler, farklı şehirlerdeki katılımcıların tekrarı da hesaba katıldığında eşi benzeri görülmemiş bir kalabalığı bir araya getirdi.
Resmî kaynaklar, toplam katılımcı sayısını yaklaşık 41 ila 43 milyon olarak doğrulamaktadır. Bu rakam, birden fazla saha ve resmî kaynağın birleştirilmesiyle elde edilmiştir:
• Tören alanına toplu taşıma araçlarıyla yapılan yolculukların istatistikleri,
• Musalla ve cenaze töreninin yapıldığı caddelerde aktif olan cep telefonu sayıları,
• Tören saatlerinde her kişinin ortalama iki buçuk saat bulunması esası,
• Tahran'daki yürüyüş güzergâhındaki nüfus yoğunluğunun hesaplanması,
• Kum'da Camkeran Camii'nden kutsal türbeye kadar olan alanın büyüklüğü,
• Meşhed'de havaalanından İmam Rıza Türbesi'ne kadar olan güzergâhın uzunluğu.
Bunlara ek olarak, Irak Başbakanlık Ofisi'nden yetkililerin resmî verileri, Necef ve Kerbela'daki cenaze törenine yaklaşık 10 milyon kişinin katıldığını teyit etmiş ve bu veri bağımsız bir hesaplama unsuru olarak değerlendirilmiştir.
Tüm bu saha ve kombinasyon verilerine dayanarak, ilgili makamlar en iyimser tahminlerle bile bu törenin son yüzyıldaki tüm benzer örnekleri geride bıraktığını ve tarihin en büyük cenaze töreni olduğunu vurgulamıştır.
Savaşın ulaşamadığı siyasi hedef
Bir savaşın başarısı yalnızca vurulan tesislerle, imha edilen askeri sistemlerle veya öldürülen komutanlarla ölçülmez. Asıl mesele, savaşın siyasi hedeflerine ulaşıp ulaşmadığıdır.
Eğer ABD ve İsrail'in temel amacı İran'ın yönetim yapısını felç etmek, toplum ile devlet arasındaki çatlakları derinleştirmek, liderlik boşluğu oluşturmak ve ülkeyi içeriden çözmek idiyse, cenaze töreninde ortaya çıkan tablo bu hedefin gerçekleşmediğini gösterdi.
İran ağır kayıplar verdi. Liderini ve çok sayıda üst düzey kadrosunu kaybetti. Askeri, ekonomik ve toplumsal maliyetler ödedi. Ancak güvenlik mekanizması çalışmaya devam etti. Karar alma süreci durmadı. Liderlik geçişi yönetildi. Devlet kurumları görevlerini sürdürdü. Milyonlarca insan savaş şartları altında mobilize edildi.
Bu nedenle törenin en önemli mesajı yalnızca Hamaney'e bağlılık değildi. Asıl mesaj, İran devletinin devamlılığının tek bir kişinin fiziksel varlığına bağlı olmadığıydı.
Hamaney bir liderden fazlasını, kurumsallaşmış bir devlet bıraktı
Hamaney'in siyasi mirası çoğu zaman ABD karşıtlığı, Filistin'e destek, nükleer program, İran’ın eğitim alanında gelişimi, füze kapasitesi ve bölgesel direniş ekseni üzerinden değerlendiriliyor. Ancak onun İran'ın geleceği açısından daha kalıcı miraslarından biri devletin kurumsallaşmasına yaptığı katkıdır.
Hamaney, İran'a yönelik tehdidin yalnızca askeri olmadığını biliyordu. Bir devletin güçlü bir lidere aşırı bağımlı hâle gelmesi, lider ortadan kalktığında kurumların çözülmesi ve karar mekanizmalarının felç olması da büyük bir güvenlik sorunudur.
Bu nedenle İran'da zaman içinde çok katmanlı bir siyasi ve güvenlik yapısı oluşturuldu. Devrim Muhafızları yalnızca askeri bir güç olmaktan çıkarak güvenlik, teknoloji, sanayi ve stratejik planlamanın önemli unsurlarından biri hâline geldi. Dini ve siyasi kurumlar devletin ideolojik ve toplumsal sürekliliğini sağladı. Anayasal yapılar liderlik değişimini yönetebilecek mekanizmalarla güçlendirildi. Savunma ve dış politika tercihleri günlük siyasi değişikliklerin ötesine geçen devlet politikalarına dönüştürüldü.
Elbette İran'daki kurumlar arasında rekabet, görüş ayrılığı ve yetki çatışmaları vardır. Fakat kurumsallaşma, bütün kurumların aynı düşünmesi demek değildir. Kurumsallaşma, lider değişse bile devletin karar alabilmesi, yetki devrini gerçekleştirebilmesi ve temel politikalarını sürdürebilmesidir.
Hamaney sonrasında yaşananlar, en azından ilk aşamada bu yapının çalıştığını gösterdi.
"Devletlerin ömrü insanlar gibidir; onları ayakta tutan şey asabiyet ve kurumlardır." — İbn Haldun
Tören, İran’da devletin kişilere bağımlı olmadığını gösterdi
Batılı analizlerin önemli bir bölümü İran'ı, tek bir kişinin iradesiyle yönetilen klasik bir Ortadoğu rejimi olarak değerlendirdi. Buna göre Hamaney sistemin kendisiydi ve onun ortadan kaldırılması devletin merkezini çökertecekti. Tamda hatayı burada yaptılar.
Ancak İran'ın yapısı bundan daha karmaşıktır.
Hamaney kuşkusuz devletin en güçlü aktörüydü. Stratejik yönü belirliyor, kurumlar arasındaki anlaşmazlıklarda son sözü söylüyor ve temel dış politika kararlarında merkezi rol oynuyordu. Fakat aynı zamanda kendi liderliğini kurumsal bir yapıya dönüştürdü.
Bu nedenle onun ölümüyle birlikte devlet hafızası ortadan kalkmadı. Güvenlik kurumları başsız kalmadı. Savunma stratejisi yok olmadı. Dış politika bir gecede değişmedi. İran'ın dost ve düşman tanımları ortadan kalkmadı.
Bunun anlamı şudur:
Hamaney İran'ı güçlü bir liderlik altında yönetti, fakat devleti yalnızca kendi kişiliğinden ibaret bırakmadı.
Bir liderin başarısı sadece hayattayken ne kadar güçlü olduğu ile değil, kendisinden sonra nasıl bir devlet bıraktığıyla ölçülür. Bu açıdan bakıldığında, Hamaney'in en önemli başarılarından biri kendi yokluğunda da çalışabilecek bir yapı bırakmasıdır.
Hedef liderdi; ancak ayakta kalan devlet oldu
İran'a yönelik saldırıların arkasındaki temel beklentilerden biri, üst düzey liderliğin hedef alınmasının karar mekanizmasını felç edeceği düşüncesiydi. Bu hesap, merkez ortadan kaldırıldığında alt kademelerin ne yapacağını bilemeyeceği varsayımına dayanıyordu.
Ancak İran'ın siyasi ve askeri yapısı, tek bir komuta noktasının kaybıyla bütün sistemin çökmesini önleyecek biçimde kurulmuştu. Komutanların yerine yenileri getirildi. Kurumlar görevlerini sürdürdü. Emir-komuta zinciri dağılmadı. Devletin temel refleksleri çalışmaya devam etti.
Bu durum İran'ın caydırıcılığının yalnızca füze veya askeri kapasiteye dayanmadığını gösterdi. Bir devlet liderlerini ve komutanlarını kaybetmesine rağmen karar almaya ve mücadele etmeye devam edebiliyorsa, kişileri hedef alan saldırıların stratejik etkisi sınırlı kalır.
Bir kişiyi ortadan kaldırarak sistemi değiştiremiyorsanız, karşınızdaki sorun artık kişisel değil, kurumsal ve yapısaldır.
İnsan coğrafyası da bir güç unsurdur
Caydırıcılık denildiğinde genellikle balistik füzeler, savaş uçakları ve hava savunma sistemleri konuşulur. Ancak devletlerin bir de toplumsal dayanıklılık kapasitesi vardır.
Yıllarca süren ağır yaptırımlar ekonomik sorunları beraberinde getirse de milyonlarca insanın, ülkenin en ağır krizlerinden birinin ardından sokaklara çıkması, İran hükümetine verilen desteğin bir gerçeğidir.
Fakat başka bir gerçek daha vardır:
İran devleti dış saldırı ve ulusal tehdit anlarında hâlâ geniş kitleleri mobilize edebilmektedir.
Bir ülkede farklı seslerin bulunması ile o ülkenin dış müdahale karşısında çökeceğini düşünmek aynı şey değildir. İran konusunda yapılan temel hesap hatalarından biri ekonomik hoşnutsuzluğu otomatik olarak rejim değişikliği isteğiyle, siyasi eleştiriyi ise dış saldırıya destekle eşitlemektir.
Cenaze törenindeki milyonlar şu mesajı verdi:
İran'ın diğer gelişmekte olan ülkeler gibi muhtelif iç sorunları vardır; fakat bu sorunları kullanarak devleti kısa sürede içeriden çökertmek sanıldığı kadar kolay değildir.
Yas töreninden siyasi sermayeye
Devletler yalnızca zaferlerini değil, kayıplarını da siyasi sermayeye dönüştürmeye çalışırlar. İran bu konuda güçlü bir tarihsel ve kültürel hafızaya sahiptir.
Şii siyasi geleneğinde şehadet bir son değil, yeni bir toplumsal mobilizasyonun başlangıcıdır. Bu nedenle Hamaney'in ölümü yalnızca bir lider kaybı olarak sunulmadı. "Şehit lider" anlatısı üzerinden onun siyasi mirası yeniden üretildi.
Bağımsızlık, direniş, ulusal egemenlik, Filistin'e destek, savunma kapasitesi ve dış müdahaleye karşı dayanıklılık tek bir sembolik çerçevede birleştirildi.
ABD ve İsrail İran'ın liderini ortadan kaldırmış olabilir. Fakat Tahran bu kaybın kendi çöküşünün sembolüne dönüşmesine izin vermedi. Tam tersine, liderin ölümünü devletin devamlılığını gösteren siyasi bir sahneye çevirdi.
Lider öldü, fakat devlet ayakta kaldı
Hamaney'in cenaze töreninin gerçek tarihsel etkisi önümüzdeki yıllarda daha iyi anlaşılacaktır. İran'ın ekonomik sorunları devam ediyor. Savaşın maliyeti ağırdır. Yeni liderliğin zor bir yolu var. Devlet içindeki güç dengelerinin nasıl şekilleneceği zamanla görülecektir.
Ancak bugün söylenebilecek önemli bir gerçek vardır:
ABD ve İsrail İran'ın liderini öldürmeyi başardı; fakat İran devleti bu ölümü kendi çöküşünün sembolüne dönüştürmelerine izin vermedi ve tam tersi yeni bir lider seçerek daha güçlü ortaya çıktı.
Tahran, en ağır kayıplarından birini milyonların katıldığı bir süreklilik, toplumsal dayanıklılık ve kurumsal güç gösterisine çevirdi.
Hamaney'in mirası yalnızca füze kapasitesi, bölgesel nüfuz veya direniş söylemi değildir. En önemli miraslarından biri, İran'ın karar alma, güvenlik, savunma ve siyasi süreklilik mekanizmalarını kişisel liderliğin ötesine taşıma çabasıdır.
Nitekim, Francis Fukuyama "Devletin niteliği, yönetim biçiminden daha önemlidir." Demiş.
İran'ın rakiplerine verdiği en güçlü mesaj da buydu:
"Liderimizi öldürdünüz; fakat devleti durduramadınız. Ve mücadele devam ediyor."(Doç. Dr. Murteza Ocaklı/Aydınlık)

















