Şara’nın dostu Macron neden Şam’daydı? / Mehmet Yuva yazdı...
"Lübnan’a girme konusunda Trump’ın gazına gelme. Şam, Halep ve Lazkiye’ye Le Meridien otelleri tekrar açılsın; Şam ve Halep’te 100 sene önce olduğu gibi Fransız okulları ama özellikle liseleri yeniden hizmet versin."
Emevi hükümdarların ekseriyetinde ama özellikle Muaviye ve oğlu Yezid döneminde Şam’da tatlı dört sebepten mütevellit bedava dağıtılırdı: Hz. Muhammed’in mübarek zürriyeti, özellikle Hz. Ali ve Hz. Hüseyin şehit edildiğinde; yoldaşları ve muhabbetle bağlı olanlara zulüm ettiklerinde; nüfuzlu ve muktedir kişiler kendilerine biat ettiğinde; yeni coğrafyalar işgal edilip, o coğrafyaların zenginlikleri Şam’a taşındığında.
Şam’da bahar havası var. Yoldaşları Macron Şam’a teşrif etmiş. Şam tatlısı dağıtılmış. Ankara’da vuku bulan NATO Zirvesi öncesinde “şu anda yaşadığımız NATO’nun beyin ölümüdür” diyen Fransa lideri Macron’un ziyaretinin önemi, Şam’a getirisi, Macron’un ne muazzam bir lider olduğu propagandası, Macron’a dalkavukluk had safhada.
Görüşme öncesi
Suriye geçici hükümetinin Dışişleri Bakanı Şeybani ve lideri Şara ile görüşmüş. Emevi Camii’nde aynı renk gömlek ve pantolonları giymişler. Cami ziyaretçi defterine genelde Suriye-Fransa özelde Macron-Şara yoldaşlığına methiyeler düzmüşler. Ziyaret öncesinde Macron Şam’ı mesut edecek bir jestte bulunmuş. Fransız iddiasına istinaden SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ve yardımcısı İlham Ahmed (Kürtçe lisanına uygun düşsün diye Ehmed diye yazıyorlar. İlham’ı da İlhem yazıyorlar. Ama ne yapsalar nafile İlham da Ahmet de Arapça isimler) Fransa Dışişleri Bakanlığına gelmişler. Hem de davet edilmeden zorla girmişlermiş. Yersen. Çıkışta kendilerine resmi araba tahsis edilmemiş ve ücretli bir taksi çağırmak zorunda kalmışlarmış.
Fransa artık bölücülüğe, etnikçiliğe prim vermeyecekmiş. Suriye’nin toprak bütünlüğü, milli birliği, ekonomik gelişimi, şahlanıp arşa ulaşması Fransa’nın en öncelikli amacıymış. Macron’un bu jesti Şam ve Ankara’da takdir görmüş. Ahmed el-Şara, Fransız televizyon kanalı BFMTV’ye verdiği röportajda; “ Fransa, eski rejimin bastırdığı devrim günlerinden bu yana Suriye halkının dostudur. Kurtuluştan sonra da Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bizimle iletişime geçti. Fransa, Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılmasında yapıcı bir rol oynadı. Fransa; altyapı, finans sektörü ve bunun yanında faaliyet gösterebileceği daha birçok alanda çalışacaktır.” demiş.
Macron’un gerçek kimliği
Öncesinde önemli bir hatırlatmada bulunalım: Macron Trump’ın diğer yüzüdür. Her ikisi finans ve yatırım işindeler. Ancak Trump patron iken Macron nüfuzlu ve muktedir patronların vitrindeki yüzüdür. Emmanuel Macron, Rothschild & Cie Banque’ta yatırım bankacılığı ve yönetici ortaklık yapmıştır. Rothschild hanedanlığının finans kuruluşunda 2008-2012 yılları arasında çalışan Macron, burada büyük kurumsal satın almalar konusunda danışmanlık yapmış ve “finansın Mozart’ı” lakabıyla anılmıştır. Kendisinden 24 yaş büyük, lisede öğretmeni olan eşi Brigitte de Rothschild hanedanlığının bankasındaydı. Özellikle Nestlé’nin, Pfizer’in bebek beslenmesi bölümünü 9 milyar avroya satın alma sürecini yönetti. Bu anlaşma milyonlarca avro prim kazanmasını ve Paris’in kurumsal elitiyle derin bağlar kurmasını sağladı.
2014’te Fransa Ekonomi Bakanı, 2017’de ise Fransa Cumhurbaşkanı oldu. Genelde küresel finans tekelci kapitalistlerin ama özellikle Rothschild hanedanlığının sarsılmaz temsilcisidir. Bir başka önemli hususu da zikredelim; Macron, Suriye ile olan diplomatik ilişkileri tazelemek adına 17 yıl aradan sonra Şam’a ayak basan ilk Fransa Cumhurbaşkanı ve ilk Batılı lider oldu. Şam’daki yeni rejimin medyası Fransa’nın Suriye ile bozuk olan ilişkisinin sorumlusu olarak Esad yönetimini suçluyor. Esad’ın diktatörlüğünü tasvip etmeyen Paris’in Esad ile diplomatik münasebetleri askıya aldığını iddia ederek alenen yalan söylüyor. Paris’in hem Hafız Esad, ardından oğlu Beşar Esad ve hem de milyarlarıyla Paris’e sığınan amcası Rıfat Esad ile mükemmele yakın ilişki içindeydi.
Paris neden Esad’a küstü?
Daha sonra muhalifliğe soyunan ve Paris’e sığınan baba ve oğul Esad’ın eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abdulhalim Haddam’ın oluru ve milyonlarca dolar rüşvet karşılığında Fransa’nın tüm nükleer çöplüğünü Suriye’ye getirilmesine izin vermiş ve ülkenin çölüne gömmüştü. Peki en son 3 Eylül 2009’da Şam’ı ziyaret eden Fransa Devlet Başkanı Sarkozy’den sonra, yani henüz beynelmilel Suriye iç savaşına takriben dört sene varken Fransa neden Esad’a küstü? Esad’ın Türkiye dostluğu ve Erdoğan’a sunduğu iki prestijli imtiyaz için:
Özelde Lübnan genelde Suriye Fransa için arka bahçe konumundadır. Her iki ülkenin kurucusu ve en çok hak sahibi ülke olduğuna kanaati vardır. Fransa’nın Esad’a kırgın ve kızgın olması 2006’ya tekabül eder. Hatırlayın Temmuz 2006’da İsrail Lübnan’a saldırmış ve savaş açmıştır. 33 gün süren yıkım, katliam ve savaş sonrasında Lübnan Hizbullah’ı İsrail’in tüm hedeflerini boşa çıkartmayı başarmış ve İsrail’i sahada yenmişti. BM Lübnan-İsrail sınırına Barış Gücü göndermeyi teklif ettiğinde Esad, Hizbullah’ı ikna etmiş ve Erdoğan’a Lübnan’a TSK’nın konuşlandırılmasını önermişti. Bunun üzerine Mecliste kabul edilen tezkere sonucunda TSK Lübnan’a gönderilmişti.
Fransa’nın sabır bardağını taşıran damla ile öfkesinin kabarmasına yol açan ikinci hadise ise Esad’ın Fransa’nın en önemli sembolü olan ve yıllardır Fransa bayrağı ile otel flamasıyla Şam’da Fransa’yı temsil eden Le Meridien Oteli yerine 2009’da Erdoğan’ın önerdiği Dedeman Oteli’ne dönüştürmesiydi. Açılışa bizzat dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül katılmıştı. Dedeman 2012’ye kadar Şam’da hizmet vermeye devam etti. Kapatma kararı ardından otel Dama-Rose (Şam’ın Gülü) adıyla hizmet vermeye devam ediyor. Kıssadan hisse Fransa, şimdi Şara’nın Nusracılığı, DEAŞ’çılığı veya takım elbisesiyle ilgilenmediği gibi Esad’ın demokratlığı veya diktatörlüğü ile de ilgilenmiyordu.
Macron’un Şam ajandası
Fransa’yı ilgilendiren Lübnan ve Suriye’de bayrağının dalgalanması ve Paris’in önceliğinin nazari dikkate alınmasıdır. Macron’u ilgilendiren ise imtiyazların küresel tekelci kapitalistlerin efendisi Rothschild hanedanlığının finans ve siyaset programına uygun olmasıdır. Şam’daki Şara’ya yakın kaynaklar ve Paris kulislerinden derlediğimiz haberlere istinaden Macron, Şara’nın Esad’ın düştüğü “hatalardan” uzak durmasını tavsiye ederek Şam’dan şunları istemiş:
Lübnan’a girme konusunda Trump’ın gazına gelme. Şam, Halep ve Lazkiye’ye Le Meridien otelleri tekrar açılsın; Şam ve Halep’te 100 sene önce olduğu gibi Fransız okulları ama özellikle liseleri yeniden hizmet versin. Bunun için her iki şehirde mekân arayışları devam ediyor.
Lübnan, Beyrut limanı ile Suriye, Lazkiye ve Tartus limanlarında Fransa şirketleri var. Fransa devi TotalEnergy Irak’tan sonra Suriye petrol sahalarında olsun; Hürmüz Boğazı’na alternatif enerji güzergahları inşa edilsin, Lazkiye, Tartus ve Beyrut, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’yle birlikte Doğu Akdeniz’in Avrupa’ya ulaşan köprüsü olsun; depolama, taşıma ve dağıtım merkezlerine dönüşsün. Bunun arkasında yalnızca Suriye değil, Lübnan, Doğu Akdeniz, İsrail ve hatta Fransa’nın Afrika’da kaybettiği nüfuzu telafi etme arayışı gibi daha geniş jeopolitik hesaplar da var.
Ayrıca bu proje sadece ABD ve İran’ın Hürmüz üzerindeki tahakkümünü değil ayrıca Türkiye’nin de Doğu Akdeniz’de devre dışı bırakılmasını amaçlamaktadır. Macron, Şara’ya da nasihatte bulunmuş: “Ankara’da Trump senin kulağını çekmeye kalkışabilir, kötü nasihatlerde bulunabilir. Korkma Trump İran savaşından sonra ‘tek dişi kalmış patron’ konumunda.”
15 Eylül 2019’da ve Esad zaferini ilan ettiğinde, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov “Suriye’de savaş bitti” dediğinde “Bay Lavrov Suriye’de savaş henüz yeni başlıyor” yazısını yayımlamıştık. Tekrar okumanızı tavsiye ederiz.
Not: Bu yazımızı hazırlarken Macron’un ziyaretinden rahatsız olanların yanıtı Fransa Cumhurbaşkanı’nın ikamet ettiği otelin yakınlarında iki adet bomba patlatmak oldu.(Mehmet Yuva/Aydınlık)

















