FENA-FİR RESUL PLATFORMU
FENA-FİR RESUL PLATFORMU
Ehl-i Tarikat, kendini kimi mertebelerle ifade etmiştir. Bu mertebelerin yücelerinden biri de birçok tarikatın ilkelerine göre, “FENA” makamıdır. Bu makam da kendi içerisinde 4 mertebeye ayrılmıştır.
Malumunuz Cemreler bir biri ardınca düşüp âlemi bahara taşımakta. Baharın müjdecisi olan bu cemreler beraberinde bahar kadar güzel ve umut dolu olan bir mevsimi daha getirmektedir. Adına, “KUTLU DOĞUM” dediğimiz bu mübarek mevsim, adeta mevsimlerin sayısını arttırarak her yıl yeni müjdeler ve yeni umutlarla coğrafyamızı, meydanlarımızı, evlerimizi, ekranlarımızı, yüreklerimizi, gözyaşlarımızı şereflendirmektedir.
İşte bu mevsimi bizlere taşıyıp bizleri bu mübarek mevsimin meyveleriyle lezzetlendiren “PEYGAMBER SEVDALILARI PLATFORMU” şemsiyesi altında çaba sarf eden kardeşlerimiz de Ehl-i Tasavvuf gibi mertebeleri, makamları kat ederek “FENA” mertebesine ulaşmışlardır.
“Fani olmak, yok olmak demektir. Yani kendisinde hiçbir varlık görmemesi, yok olduğu zatın emrini, isteğini kendisine tercih etmesi demektir. Yani (Ben yokum, o var) diyebilmek ve buna göre yaşayabilmektir. Yukarda da belirtmiştim; bu yüce mertebe, dört kademeden ibarettir. Ehl-i Tasavvuf bunları şöyle sınıflandırmıştır.
Fena-fil-ihvan: Arkadaşında yani mümin kardeşinde fani olmak demektir. Onu çok sever. Her hususta onu kendine tercih eder, malını ve canını ondan esirgemez. Maddi bir ihtiyacı olduğunda kendi ihtiyacını hiç düşünmeden yardım eder. Özür dileyince haklı olsa bile özrünü kabul eder. Ona karşı vefalı olur, kusuru var diye terk etmez, ondan kesinlikle bir menfaat veya hizmet beklemez, aksine ona hizmet etmek için arkadaşlık yapar. Arkadaşta fani olmadan, fena-fiş-şeyhe kavuşulmaz. Hocasında fani olmadan fena-fir-resule ve fena-fillaha kavuşmak imkânsızdır.
Fena-fiş-şeyh: İnsanın dinini öğrendiği hocasını, cemiyetini, cemaatini, derneğini çok severek onda fani olması demektir. Bunun için de, her hususta onun yol göstericiliğine ihtiyaç duyup itaat etmesi, dertlerini sorunlarını o yapı içinde çözmesi, o yapının faaliyetlerinde büyük bir gayretle yer alması demektir. Bu olmadan, fena-fir- resule kavuşulamaz.
Fena-fir-resul: Resulullah Efendimizi çok sevmek ve onda fani olmak demektir. Peygamberimizi malından ve canından daha çok sevmek demektir. Bu sevgisinin bir alameti, sünnetleri yapıp mekruhlardan kaçınmaktır. Bu sevginin alâmeti Resulullah’ın (SAV) hayatı gibi bir hayat yaşayıp tüm insanlığın da o hayata ulaşması için çaba sarf etmektir. Bu sevginin alâmeti Sünnet-i Seniyye için çaba sarfetmektir. Bir mümin, bütün bunları yaptıktan sonra kâmil ve olgun bir Müslüman olur. Allah-u Teâlâ’ya, o derece yakın, yani sevgili olur. Bu olmadan, fena-fillaha kavuşulmaz.
Fena-fillah: Allah-u Teâlâ’yı her şeyden, canından, malından çok sevmektir, kalpten mâsivayı yani Allah-u Teâlâ’dan başka her şeyi çıkarmak, tek arzusunun Allah-u Teâlâ’nın rızasını kazanmak olması demektir. Kalpten mâsiva çıkınca, oraya marifetullah girer. Marifetullah, Allah-u Teâlâ’yı tanımaktır. İnsan bu dereceye kavuşunca, ömrü boyunca, Allah-u Teâlâ’dan başka şeyleri hatırlamak istese bile hatırlayamaz.”
Şimdi bu mertebeleri “KUTLU DOĞUM” için bir araya gelen mü’minlere uyarlayalım.
FENA-FİL İHVAN : Hayır kuruluşlarının, İslami derneklerin çatısı altında bir araya gelen Mü’minler, bir birleri için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan “İ’sar” kavramının gölgesinde çabalayarak Mazlumların, Mustaz’afların sesi olmak için gayret sarf ederler. Kendileri muhtaç bile olsalar kardeşlerinin, tüm Müslümanların ihtiyaçları için bir “Umut Kapısı” olurlar. Benliklerini kardeşlerinin benliğinde eritip hep beraber Hakkın yüce sesi olarak FENA-FİL İHVAN mertebesinde telezzüz ederler. Zulme ve küfre inat Mustaz’afların sesi ve Hakkın Çağrısı olurlar.
FENA-FİŞ ŞEYH: İslam alemi, özellikle de coğrafyamız nice Seydalar, alimler, şeyhler yetiştirip Ümmet-i Muhammed’in hizmetine sunmuştur. İslam Dini’nin günümüze kadar arı duru bir şekilde gelmesinde bu değerli insanların çabaları, rolleri tartışılmaz bir olgudur. Elhemdulillah günümüzün Şeyhleri bir araya gelip hayır kuruluşlarına öncülük ediyorlar. İşte Resulullah’ın (SAV) yüce adını daha da yüceltmek ve kutlu doğumunu selamlamak için oluşturulan PEYGAMBER SEVDALILARI PLATFORMU, saygın âlimlerin, hocaların, şeyhlerin platformudur. Ülkenin en ücra köylerine kadar MUHAMMEDİ SEVDA tohumları saçan bu platformda yer almak, onun sesine ses, çabasına çaba olmak elbette ki, “FENA-FİŞ ŞEYH” olmaktır. Bu gayrette olanların, bu yüce mertebelerini Rabbim daim kılsın…
FENA-FİR RESUL: "Andolsun, içinizden Allah’ı ve Ahiret gününü umanlar ve Allah’ı çokca zikredenler için Allah’ın Resulü’nde güzel bir örnek vardır." (Ahzap 21)
Bu iki Ayet-i Celile’nin emrine istinaden, O’nu sevip O’nun gibi yaşayanlar ve O’nun Sünnetini âleme hakim kılmak için çaba sarf edenler FENA-FİR RESUL mertebesine ulaşanlardır. Her yıl milyonlarca insan, O’nun sevgisi için meydanlara dökülüp tekbirler, Salâvatlar eşliğinde “Nefsim, anam babam, evlad-u i’yalim, malım mülküm sana feda olsun YA RESULULLAH” diye haykırıp gözyaşı döküyor. İşte o milyonları bir araya getiren Muhammed Sevdalılarının adıdır PEYGAMBER SEVDALILARI PLATFORMU. Bu kadar gayret ve çabayı ancak “FENA-FİR RESUL” olanlar sarf edebilir. Zaten bu yüce gaye için çalışmak nimeti de ancak Fena-fir Resul kullara nasip olur.
FENA-FİLLAH: Hayatın temel gayesi, Allah Azze ve Celle’yi razı etmek olmalıdır. Allah Azze ve Celle’yi sevmek ve O’nun (cc) tarafından sevilmeyi ummak hayata hem anlam katmakta hem de yön vermektedir. Yukarıdaki ayeti kerime bu konudaki tüm soruları sarih bir şekilde açıklıyor. Ayet bize açıkça diyor ki; Fena-fir resul olmadan asla Fena-fillah’a ulaşamazsınız.
“De ki : Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin. Ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır, Esirgeyendir. (Al-i İmran 31)
Aslında sözün burasında durup nefsime ve herkese “Sen bu mertebelerin hangisindesin” diye sorasım geldi. Herkes kendisiyle ilgili en iyi cevabı verecektir. Ama ben inanıyorum ki; bu hayır kervanından, bu hayır platformundan geri kalmak imkân sahipleri için büyük bir kayıp olacaktır. İşte kısa yoldan mertebeleri aşmak için bir fırsat…
Elbette ki; biz olsak da olmasak da KUTLU DOĞUM için varını yoğunu ortaya koyacak milyonlarca insan meydana çıkacak ve “LEBBEYK YA RESULULLAH” diye haykıracaktır. Ne mutlu bu MUHAMMEDİ ZEMZEM’den bir katre içenlere…
Muhaceretlerde, zindanlarda olup da, yaşlı gözlerle programları izleyenlerin dediği gibi de olmak var kaderde: “SALİHLERİ SEVERİM SALİHLERDEN OLMASAM DA”
SELAM VE DUA İLE
(HÜRSEDA HABER)












