UCM Başsavcısı: "İsrail'i yargıladığım için ABD ailemle tehdit etti!"
Uluslararası Ceza Mahkemesi Başsavcısı Kerim Han, Siyonist çetenin elebaşları Netanyahu ve Gallant hakkında yakalama kararı istemesinin ardından maruz kaldığı küresel linci anlattı.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han, el-Arabiya kanalında katıldığı özel mülakatta, görev süresi boyunca karşılaştığı sistematik baskıları, şantajları ve uluslararası hukukun emperyalist güçler tarafından nasıl ayaklar altına alındığını tüm detaylarıyla gözler önüne serdi.
İşgal rejimi İsrail’in Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında savaş suçları kapsamında yakalama kararı talep etmesinin ardından hedef tahtasına oturtulan Han, devlet gücünün sindirme aracı olarak kullanılmasının vardığı tehlikeli boyutu anlattı.
"Seni ve aileni hedef alırız, uyarıldınız!"
Röportajın en çarpıcı anlarından biri, Başsavcı Han'ın ABD'li siyasetçilerden aldığı doğrudan tehditleri kelimesi kelimesine aktardığı bölümdü. Han, Siyonist rejimin dokunulmazlığını kırmaya yönelik hukuki adımlarının ardından Amerikan devlet aygıtının nasıl mafyatik bir reflekse büründüğünü şu sözlerle ifşa etti:
"Amerika Birleşik Devletleri'nden 12 senatör yazılı bir mesaj göndererek 'İsrail'i hedef alırsan, biz de seni ve aileni hedef alırız, uyarıldınız' dediler. Bu neredeyse kelimesi kelimesine bir alıntıdır. Bunu kınıyorum. Devletin gücünü baskı kurmak ve sindirmek için kullanmak son derece tehlikelidir. Bu durum, devletlerin ahlaki otoritesini zedeliyor, uluslararası toplumu bölüyor ve nihayetinde bizi giderek daha fazla çatışmaya yaklaştırıyor; çünkü elimizde hukuk kalmazsa neyimiz kalır?"
Aklanmasına rağmen siyasi kararla görevden uzaklaştırma süreci
Söyleşide, Han'a yönelik "cinsel taciz" iddiaları etrafında kurgulanan sürecin hukuki değil, tamamen siyasi bir tasfiye operasyonu olduğu da detaylarıyla ortaya kondu. BM İç Gözetim Hizmetleri Ofisi (OIOS) tarafından yürütülen bir yıllık soruşturmada Han'ın bizzat verdiği ifadelerin de yer aldığı 5.000 sayfalık delil toplandı. UCM Bürosu tarafından özel olarak seçilen iki erkek ve bir kadın bağımsız hakim, bu devasa dosyayı inceleyerek 137 ayrı bulguya ulaştı ve tamamında Han'ın herhangi bir görevi kötüye kullanma veya yetki ihlali yapmadığına hükmetti.
Ancak Batılı ülkelerin ağırlıkta olduğu Büro, tarihte ilk kez konsensüs kuralını bozarak bu hukuki aklanmayı reddetti ve konuyu 24 Temmuz'da New York'ta yapılacak Taraf Devletler Asamblesi oylamasına taşıdı. Han bu hukuksuzluğu şu ifadelerle özetledi:
"Üç bağımsız hakim, altta yatan tüm delilleri, 5.000 sayfalık raporun tamamını inceledi ve oybirliğiyle, iddia edilen standartta bir görevi kötüye kullanma veya yetki ihlali bulgusuna rastlanmadığı sonucuna vardı. Ben de bunun meselenin sonu olacağını düşünmüştüm. Eğer hakimlerin bulgularını ve tavsiyelerini reddedecekseniz, neden onları atıyorsunuz? Maalesef Büro, hukuka saygı ilkesinden saptı. Bu şaşırtıcı, yersiz ve hukuka aykırıdır."
Tarihte yaptırıma uğrayan ilk UCM yetkilisi
Şubat ayında ABD tarafından yaptırım listesine alınan ilk UCM yetkilisi olduğunu belirten Han'ın banka hesapları donduruldu, kredi kartı kullanımı engellendi ve seyahat yasağı getirildi.
Eş zamanlı olarak Birleşik Krallık Baro Standartları Kurulu (BSB) tarafından meslekten geçici olarak men edilmesine de değinen Başsavcı, bu kararın bağımsız bir delil değerlendirmesine değil, sadece UCM Bürosunun siyasi oylamasına dayandığını vurguladı.
"Güçlü devletlerin arasında boyumu aşan bir yerdeyim"
Küresel Güney'i temsil eden Afrika grubundaki 33 ülkenin hiçbirinin kendisine yönelik yaptırım ve görevden alma sürecini desteklemediğinin altını çizen Han, meselenin hukuki olmaktan çıkıp tamamen emperyalist bir hesaplaşmaya dönüştüğünü şu sözlerle kabul etti:
"Ben basit bir insanım. Hukuk alanında biraz bilgim var ve o platformda, bağımsız hakimlerin karşısında kazandım. Ancak boyumu aşan yer; tüm dünyada büyükelçilik aygıtlarına sahip büyük, güçlü devletlerin arası. Onların bazıları belirli bir sonuç almak için yürüttükleri lobicilik faaliyetlerinde son derece gürültücü ve organize."
"Kurbanlar için verilen bu savaş kaybedilmemeli, yine olsa aynı kararları alırdım"
Ailesinin, eşinin ve çocuklarının bu zorlu süreçte kendisinin "cankurtaran botu" olduğunu belirten Han, kurumların ve makamların geçici olduğuna işaret ederek tüm bu baskılara rağmen geri adım atmayacağının mesajını verdi. Siyonist rejime karşı harekete geçmekten pişmanlık duyup duymadığı sorusuna ise net bir yanıt verdi:
"Bizler geçici emanetçileriz; sınırlı bir görev süremiz var. Gözlerimizi dünyadaki kurbanlara çevirmeliyiz. Onlar milyonlarca kat daha fazla acı çekiyorlar, çok daha fazla güvensizlik içindeler ve bizden daha iyisini hak ediyorlar. Sırf bu yüzden, onların hakları asla teslim edilmemelidir. Bu, uğruna savaşmaya değer bir mücadeledir. Bildiklerim ışığında, aldığım kararları alma anlamında her şeyi yeniden yapardım."(Ajanslar)

















