Kassam Tugayları'nın Şehit Genel Komutanı Muhammed Dayf Kimdir?
Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas'ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın Şehit Genel Komutanı Muhammed Dayf, şehadetinin ikinci yıldönümünde yad ediliyor.
Hayatı Ve Kassam Tugayları’ndaki rolü
Tam adı Muhammed Diyab İbrahim el-Mısri’dir. 12 Ağustos 1965 yılında, Gazze’deki Han Yunus mülteci kampında doğdu. Askeri yönetim altında, yeni kurulmuş yoksul bir mülteci kampının zor şartlarında büyüdü. Gazze İslam Üniversitesi'nde fen bilimleri okudu. Üniversite yılları sırasında İslami Blok’ta sanat komitesini kurdu.
1987’deki Birinci İntifada sırasında, Hamas’a katıldığı için 1989’da tutuklandı. 16 ay hapiste kaldı. 1991’de Kassam Tugayları’nın kurucu kadrosunda yer aldı. Kısa sürede ses getiren operasyonların içinde yer aldı. 1992’de İmad Akl’ın şehadetinden sonra bir süre Batı Şeria'da bulundu. Her gün başka evde kaldığı için Dayf’ın “misafir” lakabını bu süreçte aldığı söylenir.
2000 yılında Mahmud Abbas yönetimi tarafından tutuklandı. İkinci İntifada patlak verince hapishaneden kaçmayı başardı. 2002 yılında Kassam Tugayları’nın başına geçti. 2001-2004 yılları arasında birkaç kez suikasta uğradı. Ciddi yaralar aldı. 2014 yılında tekrar suikasta uğradı. Bu saldırıda ikinci eşiyle birlikte 7 aylık oğlu ve 3 yaşındaki kızı şehid oldu.
2021 yılında Kudüs’ün Kılıcı Savaşı’nın başında bir ses kaydı yayınlandı. Bu savaş sırasında da bir hafta içinde iki kez suikasta uğradı.
2023 yılında Aksa Tufanı Savaşı başında bir ses kaydı daha yayınlandı. İşgal rejimi İsrail’e karşı savaşı ilan etti. Tüm ümmeti harekete geçmeye çağırdı.
Dayf, 13 Temmuz 2024 tarihinde dünya misafirliğini tamamladı, şehadet şerbetini içti.
Şahsiyeti
Yıllarca dünyanın önde gelen istihbarat örgütlerine neredeyse hiçbir bilgi kaptırmadan ve yakalanmadan yaşamayı başaran Muhammed Dayf hakkında bugüne kadar çok az şey biliniyordu. Fakat şehadetinden sonra, başta eşi ve çocukları olmak üzere onu tanıyan arkadaşları, Dayf hakkında konuşmaya başladılar. Çünkü artık güvenlik tedbirlerine ihtiyaç kalmamıştı. Zira Dayf, dünya misafirliğini tamamlamıştı.
Eşi Gadir Siyam, Dayf hakkında “sahabe gibiydi” diyor. Zorlu hayat koşullarına rağmen ailesine vakit ayırmaya çalıştığını, çocuklarıyla arasının iyi olduğunu, onların yetişmesiyle özel olarak ilgilendiğini ifade ediyor ve şöyle devam ediyor:
“Geniş bir bilgi dağarcığı vardı. Sporu çok severdi. Dini onun için en önemli şeydi ve Filistin ile Kudüs davası hayatının merkezi meselesiydi. Tüm Gazze’yi çocukları gibi görürdü, hiçbir şahsı ve grubu birbirinden ayırmazdı. Tek hedefi, Batı Şeria'dan Gazze'ye, tüm Arap ve İslam alemine ve dünyanın özgür insanlarına kadar Kudüs'ü kurtarmak için tek bir liderlik altında bir ordu kurulmasıydı. Her zaman bunun için çabaladı.”[1]
2014’te şehit olan eşinin annesi Zeyn Asfura Dayf’ı, çok samimi ve ihlaslı biri olarak tanımlıyor. Kızı şehid olduğunda şu açıklamayı yapıyor:
“Benim kızım şehid olsun ama onun (Muhammed Ed-Deyf) saçının bir teline zarar gelmesin. Benim yüz kızım olsa ve hepsi aynı akıbete uğrasa, sırasıyla tek tek onunla evlendiririm”
Dayf’ı, daha ilk yıllardan beri tanıyan bir dostu var: Teysir Süleyman. İkili, Kassam’ın kuruluş yıllarında tanışıyor ve özellikle Batı Şeria’da birlikte bir süre vakit geçiriyorlar. Süleyman, Dayf’ın mütevazı ve kibirden uzak olduğunu vurgulayarak, “Dayf, popüler olduğu günden bu yana sakin kalmayı başardı. Halinde bir değişim olmadı.” diyor.
Dayf’ın en çok önemsediği şeyin titiz ve çok boyutlu planlama, detayları dikkatlice incelemek olduğunu ifade eden Süleyman, onun çok başarılı operasyonlar gerçekleştirdiğini söyleyerek şöyle devam ediyor:
“Kassam, onun liderliğinde gerek sayı gerek kalite gerek personel gerek silah sanayisi açısından niteliksel bir sıçrama yaptı. Bu durum Aksa Tufanı Savaşı’nda açıkça görüldü. Savaşa hazırdılar ve güçlüydüler”
“O normal bir hayat yaşamadı. Eğer eşine sorsak, evde kaç gün veya kaç saat kaldığını, çocuklarını kaç saat okuttuğunu, belki de bir gece bile kalmadığını göreceğiz. İslamın en kutsal mekanlarını savunacak bir ordu kurmak isteyen her kişi için bu durum böyledir. Bu insanlar 32 yıldır yeraltında yaşıyor, direniyor, cihat ediyor ve sonunda şehit oluyor. Ama tesellimiz şudur ki Rableri katında diri olup rızıklandırılıyorlar.”
Şehid Nizar Reyyan’ın oğlu Bilal Reyyan, Dayf ile küçüklüğünden bu yana tanışan biri. Dayf’ın şehadetinden sonra Reyyan, onun hakkındaki tanıklıklarını şöyle anlatıyor:
“İnsanlar onu yakından tanısaydı bu topraklar gözyaşlarına boğulurdu! O, ahlakı ve karakteriyle sahabeler zamanından bir adamdı. Ailecek çok acı çektiler, sıradan insanlardan daha zor koşullarda yaşadılar. Çünkü Dayf şöyle derdi: "İnsanlar kuşatmadan acı çekiyor. Biz de onlarla birlikte acının ön saflarında olmalıyız."
Çalışkan ve işinde ısrarcıydı. En zor zamanlarda Kur’an-ı Kerim’i ezberledi. Çocuklarına tefsir etti. Onların Kur’an ile ilişkisine çok önem verirdi. Özellikle kuru ezberden ziyade anlamaya önem verirdi. Allah’ın Kitabı’nın derinlemesine anlaşılmasının bilgi ve amelin gerçek temeli olduğuna inanırdı. Bu sebeple Kassam askerlerine de Kur’an-ı incelemelerini emretmişti. İbadet konusunda oldukça hassastı. En tehlikeli anlarda ve en zor hastalık koşullarında bile ibadetlerine düzenle devam etti.
Ailesine karşı görev bilincine sahipti. Akrabalık bağlarını korumaya özen gösterirdi. Yetimlere karşı en merhametli ve görev bilincine sahip insanlardan biriydi. Tesadüfen öğrendim ki, ilk maaşını aldığı andan şehadet gününe kadar maaşını yetimlerle paylaştı. Oysa maaşı ailesine ancak yetiyordu. Şehitlerin, tutsakların ve yaralıların aileleriyle yakından ilgilenirdi.
İnanılmaz bir sabrı ve dayanıklılığı vardı. Omurgasındaki şiddetli ağrılara yıllarca katlandı. Vücudunda yaralanmalar ve sakatlıklar vardı. Ancak o, kararlılığını hiç yitirmeden görevlerini en ince ayrıntısına kadar yerine getirdi.
Yola çıktığı kimi dostlarıyla yaşadığı ayrılıklara rağmen eski yoldaşlarına karşı her zaman müşfikti ve onların kuruluştaki değerini hep överdi. Onları hastalık zamanlarında ziyaret eder, çocuklarının düğünlerine katılırdı. Hatta onlardan biri harekete en sert şekilde saldıranlardandı. İşte Ebu Halid böyleydi. Büyük önder, kimsenin iyiliğini asla unutmazdı.[2]
Nizar Reyyan’ın bir diğer oğlu Bera Nizar Reyyan ise, Dayf hakkında şunları söylüyor:
Ebu Halid, evi ziyaret eden ve barındıranlar arasında çok özeldi. O nereye giderse gitsin meyve veren bir ekici gibiydi. Bir eve girdiğinde küçükleri etrafına toplar ve onlara hikayeler anlatıp sorular sorarak ilgilenirdi. Hatta fırsat bulduğu zamanlarda şehidlerin çocuklarına ders öğretirdi. Onunla saatlerce otursanız asla sıkılmazdınız. Google gibiydi. Bilmediği şey çok azdı. 2014’teki saldırı da ailesini kaybettiğinde çok üzgündü. Ama asla yolundan dönmedi. [3](Ajanslar)
[1] Ozan Hayri Soyer, Gazze’nin Liderleri, Pınar Yay., s. 163.
[2] https://x.com/BelalNezar/status/1896996565958713529
[3] https://www.youtube.com/watch?v=4NlQoDqTGZc

















