'Yeni Dünya'nın milletleri ittifakı örgütlüyor
DÜNYA-MER’in ‘Büyük Savaşı Önleyecek İttifak’ konferansı, sonuç bildirgesinin okunmasının ardından dünyanın farklı ülkelerinden gelen katılımcıların değerlendirmeleriyle sona erdi.
Dünya Medeniyetleri Girişimi Araştırma Merkezi (DÜNYA-MER)'nin düzenlediği “Büyük Savaşı Önleyecek İttifak” konferansı, sonuç bildirgesinin okunmasının ardından katılımcıların değerlendirmeleriyle önceki gün tamamlandı. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen siyasetçiler, akademisyenler, askerler ve düşünce insanları, konferansın bundan sonraki süreçte somut işbirliklerine dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
DÜNYA-MER Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, konferansın kapanışında katılımcılardan değerlendirmelerini istedi.
'Ağların ağını oluşturmalıyız'
İlk sözü alan Yunan gazeteci-yazar Dimitris Konstantakopoulos, sonuç bildirgesini desteklediğini belirterek şunları söyledi: “Bu ittifak (TRÇİ) çok güzel bir fikir. Ancak bunun başka ülkelere de açılmasını sağlamalıyız. Böylece çok daha güçlü bir ittifak kurulabilir. Asya'nın, özellikle Çin ve İran'ın rolünün altını çizmeliyiz. Bunun yanında Afrika'yı, Latin Amerika'yı ve Avrupa ile Amerika'daki halk kesimlerini de unutmamak gerekiyor. Onların da katkısı büyük önem taşıyor.
"Dünyanın birçok yerinde bizim gibi düşünen insanlar çeşitli girişimler başlatıyor ancak bu girişimler birbirleriyle bağlantı kuramıyor. Bu nedenle mutlaka 'ağların ağı'nı oluşturmalıyız. Bu ittifakı nasıl ileriye taşıyacağımızı, nasıl sürdüreceğimizi ve ortak mesajımızı tek bir ses olarak dünyaya nasıl ulaştıracağımızı düşünmeliyiz.”
'Bundan sonra yapacağımız en önemli şey hızlı davranmak'
Güney Afrika Komünist Partisi Uluslararası Temsilcisi Shakeel Bhaktawer, asıl önemli sürecin konferans sonrası başladığını belirtti:
“Mesajımızı nasıl büyüteceğiz, nasıl sürdüreceğiz ve dünyaya tek bir ortak ses olarak nasıl ulaştıracağız? Bayrağı taşıyoruz ama onu doğru ellere teslim ettiğimizden de emin olmalıyız. Konferansın en önemli taraflarından biri DÜNYA-MER'in ortaya koyduğu birlik ruhudur. Amblemde birbirine kenetlenen eller bunun en güzel simgesidir. Eller ayrı değil, birlikte. Bu da bize birlik içinde hareket etmenin önemini gösteriyor.”
'Çok kutuplu dünyanın temelleri atılıyor'
Azerbaycan 6. Dönem Milletvekili Elşad Mirbeşiroğlu konferansta yeni bir uluslararası anlayışın inşa edildiğini belirterek şunları söyledi:
“DÜNYA-MER'in yeni jeopolitik bir medeniyet oluşturduğunu düşünüyorum. Bu, halklar ve ülkeler arasında bir diyalog medeniyetidir. Aynı zamanda DÜNYA-MER çok kutuplu dünyanın ideolojik temellerini de atmaktadır. Burada yaptığımız çalışmalar yalnızca bugünü değil, insanlığın geleceğini de ilgilendiriyor. İnanıyorum ki bugün attığımız adımlar, bundan sonraki süreçte hem DÜNYA-MER'in faaliyetleri hem de ülkelerimizin izleyeceği politikalar açısından önemli bir başlangıç noktası olacaktır.”
'Büyük savaşı önlemek için hızlı hareket etmeliyiz'
Sahra Demokratik Arap Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Asya'dan Sorumlu Genel Müdürü, eski Devlet Bakanı Brahim Mokhtar Buyema, zaman kaybetmeden ortak bir yapının oluşturulması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Eğer bunu yeterince hızlı yapmazsak ve bu yapıyı kurmayı geciktirirsek, büyük savaş başlamadan önce bunu engelleyemeyiz. Bu nedenle vakit kaybetmeden harekete geçmeli, başladığımız çalışmaları kurumsallaştırmalı ve büyük savaşı önlemek için elimizden geleni yapmalıyız.”
‘Durum tespiti değil, görev toplantısı
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atakan Hatipoğlu, konferansın yalnızca değerlendirme yapmakla kalmadığını, ortak bir görev bilinci oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “İyi hazırlanmış, büyük ve ciddi bir organizasyonda bir araya geldik. Bu toplantıda insanlığın tecrübeleri birleşmiş oldu. İran’dan katılması planlanan bir konuğun gelememesi belki de bizi bir sonraki toplantıyı Tahran’da ya da dünyanın başka bir ülkesinde daha geniş katılımla yapmaya teşvik edecektir. Dünya kamuoyunu inşa etme çabasını daha kurumsal ve daha sürekli hale getirmeliyiz.
“Bu bir durum tespiti toplantısı değildi, bir görev toplantısıydı. Hepimiz burada görevlerimizi aldık. Şimdi ülkelerimize dönüp bu görevleri yerine getirmek için çalışacağız.”
'Batı'nın anlayışı değişmedi’
Eski KKTC Cumhurbaşkanlığı Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Özel Danışmanı Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, konferansın beklentilerinin üzerinde geçtiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
“İki gün boyunca umduğumdan çok daha iyi, akademik açıdan son derece doyurucu analizler dinledim. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
“1302 yılında Papa Boniface VIII'in kendisini yalnızca Hristiyan dünyasının değil, bütün dünyanın ruhani lideri ilan etmesinden bu yana küresel düşüncenin temel anlayışı değişmedi. Sonrasında medeniyet testleri, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'nın ardından kurulan düzen ve petrodolar sistemi geldi. Bütün bu mekanizmaların ortak noktası, diğer medeniyetlerin nasıl yaşayacağına karar verme anlayışıydı.
“Batı'nın dünyayı yönetme arzusu hiçbir zaman bitmeyecek. Ancak mesele artık istek değil, kapasite meselesidir. Batı medeniyetinin kapasitesi giderek azalıyor. Buna karşılık dünyanın farklı düşüncelere, farklı medeniyetlere saygı gösterilen ve herkesin eşit mücadele hakkına sahip olduğu yeni bir düzene ihtiyacı var. Küreselciler ile ulusal devletler arasındaki mücadele kolay kolay sona ermeyecek. Bu cephelerden en önemlilerinden biri de bugün Kıbrıs'tır.”
'NATO'nun barışa katkısı sorgulanmalı'
İspanya'dan Avrupa Demokrat Gençlik Topluluğu Başkanı Javier Hurtado Mira da konferansın uluslararası diyaloğu güçlendirdiğini belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
“DÜNYA-MER'e bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Bu konferans, ortak hedefleri olan ancak giderek daha gergin hale gelen ülkeler arasında diyaloğun gelişmesine katkı sağladı. Gençlerin diplomasiye ve siyasete ilgi göstermesi ayrıca umut vericidir. Eski kuşakların yaptığı hataları tekrarlamayacaklarına inanıyorum.
“Umarım bu konferans vesilesiyle NATO ve diğer askerî ittifakların gerçekten barışa ne ölçüde katkı sağladığını sorgulayacak önemli sorular ortaya koymuşuzdur. Umarım önümüzdeki yıllarda yeniden bir araya gelir, kaydettiğimiz ilerlemeyi birlikte değerlendiririz. Atatürk'ün söylediği gibi; 'Yurtta barış, dünyada barış.'”
‘Yedi kıtadan geldik aynı nöbet yerindeyiz’
Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, iki ayrı konuşmasında konferansın oluşturduğu ortak mücadele ruhuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Yedi kıtadan, yedi iklimden geldik, burada toplandık. Artık burada hepimiz İranlı olduk. Hepimiz artık İran’ın kahramanlarıyız. Hepimiz emperyalizme karşı savaşan Rusya’nın kahramanlarıyız. Burada hepimiz Filistinliyiz. Hepimiz Gazzeliyiz. Doğu Akdeniz’de Amerika ve İsrail tehdidine karşı aynı nöbet yerindeyiz.
“Hepimizin ataları Afrikalıdır. Hepimiz Afrikalıyız. Burada hepimiz Kübalıyız, Venezuelalıyız. Bütün insanlığa buradan söz veriyoruz. Sayın Maduro’yu Amerika’nın kuşatmasından kurtaracağız. Burada oluşturduğumuz cephe, insanlığı büyük savaş tehditlerinden kurtaracak cephedir. O cephede bütün insanlığa karşı görevlerimizi yerine getireceğimize söz veriyoruz.
“Bugün artık dünyanın hiçbir alanında zirvede Atlantikçiler yok. Dünya futbolunda bu akşam İspanya da biziz, Arjantin de biziz. İspanya kazanırsa da biz kazanacağız, Arjantin kazanırsa da biz kazanacağız. Dünya artık Asyalıların, Afrikalıların, Latin Amerikalıların, Avustralyalıların elindedir. Atlantikçilere dünyanın geleceğinde yer yok.”
‘Denge kurulduğunda bu coğrafyaya kimse saldıramayacak’
24’üncü Dönem Milletvekili Ali Özgündüz ise konferansın temel amacının barışı kalıcı hale getirmek olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Konferansın konusu ‘Büyük Savaşı Önleyecek İttifak’tır. Aslında bu aynı zamanda barışı sağlayacak ittifaktır. Temel eksen Rusya, Çin, Türkiye ve İran olarak konuldu. Ancak bu eksen Pakistan’ı, Afganistan’ı, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerini, Körfez’i, Afrika’yı ve Avrupa’yı da kapsayacaktır.
“Bu ittifak kimseye karşı değildir. Bir savaş ittifakı değil, barış ittifakıdır. Amerika bize saldırmadığı sürece sorun yoktur. Böyle bir denge kurulduğunda zaten kimse bu coğrafyaya saldıramayacaktır. Belki de bu ittifak, dünyayı nükleer silahlardan arındıracak ittifak olacaktır.
“Benim önerim, DÜNYA-MER’in dünyanın nükleer silahlardan arındırılması, kalıcı barışın tesisi ve kaynakların silaha değil; insanların mutluluğuna, refahına, eğitimine, tarıma ve çevreye ayrılması için yeni bir uluslararası konferans düzenlemesidir.”
‘Trçi dünya barışına katkı sunacak’
İtalyan Emekli General Francesco Cosimato da sonuç bildirisindeki Türkiye, Rusya, Çin İran İttifakı önerisini şu sözlerle destekledi:
“Sonuç bildirgesine katılıyorum ancak konuya biraz daha teknik açıdan yaklaşmak istiyorum. Meslek hayatım boyunca iki önemli ders öğrendim. Birincisi, bir savaşın ne zaman başlayacağına karar verebilirsiniz ama ne zaman biteceğine karar veremezsiniz. Ukrayna’daki savaş da bunun en açık örneğidir. İkinci ders ise hiçbir planın düşmanla karşılaştığında olduğu gibi işlemeyeceğidir.
“Bu ittifak güç dengelerinin kurulmasına katkı sağlayacaktır. Böylece dünyada barışın korunmasına da yardımcı olacaktır. Soğuk Savaş döneminde çok taraflı denge mekanizmalarının nasıl işlediğini gördük. Umarım bu ittifak da aynı şekilde dünya barışına katkı sunacaktır.”
‘Hegemonya düzenini değiştirecek formül’
İtalya’dan Avrasya ve Akdeniz Araştırma Merkezi Başkan Yardımcısı Stefano Vernole, dünyanın önünde iki seçenek bulunduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bunlardan biri BRICS’in bugünkü ekonomik yapısının ötesine geçerek daha derin ve bütünleşik bir yapıya dönüşmesidir. Çünkü mevcut haliyle BRICS siyasi, askeri ve stratejik güce sahip değil. Bu nedenle Venezuela ya da Suriye gibi örneklerde etkili olamadı. BRICS, NATO benzeri olmak zorunda değil ancak siyaset, finans, kültür ve strateji alanlarında daha bütünleşik bir yapıya dönüşebilir.
“İkinci seçenek ise Rusya, Çin ve İran’ın öncülüğünde, Türkiye başta olmak üzere diğer ülkelerin de yer alacağı yeni bir ittifakın kurulmasıdır. ABD merkezli, Amerikan değerlerine göre şekillendirilmeye çalışılan hegemonik dünya düzeni değiştirilebilir. Eğer dünyanın büyük çoğunluğu gerçekten bir alternatif istiyorsa, bunu gerçekleştirmenin tam zamanı bugün.”(Aydınlık)

















