İran kazandı, Asya kazandı
"İsrail açısından asıl stratejik kayıp, İran’ın İsrail’i rahatça vurabildiğinin 40 Gün Savaşı’nda çok net anlaşılmış olmasıdır... İsrail Lübnan’a saldırdığında, Suriye’den parça koparmaya çalıştığında, Tel Aviv’e İran füzelerinin kolayca düşeceğini artık bilmektedir. İsrail’in saldırganlığının dizginlenmesi tüm bölgenin yararınadır. Bunun önemi ve değeri önümüzdeki süreçte daha iyi anlaşılacaktır."
ABD-İran savaşı 40 gün ama anlaşma metninin müzakeresi 67 gün sürdü. Bu uzamanın temel nedeni şu: ABD sahada kazanamadığı için masada da kazanamadı.
40 Gün Savaşı’nda hiçbir hedefine ulaşamayan, dahası bölgedeki üslerinin ağır hasar alması nedeniyle askeri ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılması nedeniyle iktisadi kayıp veren ABD, bunu masada telafi etmeye çalıştı.
Ancak Trump yönetimi tüm baskısına ve siyasi manevrasına rağmen, Tahran yönetimini istediği şartlarda masaya oturtamadı. İran sahada kaybetmediği için masada daha kolay direndi.
Anlaşma metni Tahran’ın lehine
Dijital ortamda imzalanan anlaşma, elbette bir uzlaşma olsa da, Tahran’ın istediklerini büyük oranda aldığı görülüyor:
- Tahran anlaşmanın aşamalı olmasını, uygulaması görüldükçe diğer konulara geçilmesini istiyordu, sağladı.
- Tahran anlaşmanın uluslararası bir mekanizmaya bağlanmasını istiyordu, sağladı.
- Tahran füze kapasitesinin müzakere konusu edilmemesini istiyordu, sağladı.
- Tahran yaptırımların kaldırılmasını ve el konulan varlıklarının verilmesini istiyordu, önemli oranda sağladı.
- Tahran savaşın diğer cephelerde de sonlandırılmasını istiyordu, sağladı.
ABD, İran’ın “nükleer füze üretmeyeceği” taahhüdünü başarı olarak sunuyor ama Tahran zaten bu taahhüdü yılladır dünyaya veriyor. ABD Hürmüz Boğazı’nın açılacağını başarı gibi sunuyor ama İran’a saldırmadan önce boğaz zaten açıktı. ABD zenginleştirilmiş uranyumun seyreltilmesini başarı gibi gösteriyor ama Obama döneminde yapılan ve Trump’ın çekildiği o anlaşmadaki oran zaten yüzde 3,67’7di.
Kısacası 67 gün süren “füzeli müzakere” sonucunda uzlaşılan anlaşmada esas olarak kazanan İran oldu.
İsrail iki kere kaybetti
Anlaşmanın ABD dışında ikinci kaybedeni İsrail oldu. Üstelik İsrail iki kere kaybetti: Hem İran’a karşı kaybetti ama hem de anlaşma nedeniyle ABD-İsrail ilişkilerinin yara alması nedeniyle kaybetti.
Netanyahu yönetimi o nedenle anlaşmaya karşı çıkıyor. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir anlaşmaya tepkisini “Trump’ın anlaşması bizi bağlamaz. İsrail, ABD’nin sömürgesi değildir” diyerek gösterdi. Elbette İsrail ABD’nin sömürgesi değildir ama Ortadoğu’daki ileri karakoludur, son tahlilde Trump’ın da ifade ettiği gibi “ABD başkanları ne derse İsrail başbakanları onu yapmak zorunda” kalacaktır.
Nitekim Netanyahu o denli sıkıştı ki çareyi Trump’ın damadı Kushner ve Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff ile Katar’ı suçlamakta buldu. Bu üçlüyü Trump ile arasındaki uçurumu derinleştirmekle suçladı.
Elbette Trump-Netanyahu arasına giren Kushner ya da Witkoff değildi; İran’ın demir kubbeyi delik deşik eden füzeleriydi.
Nitekim Trump, anlaşmaya tepki gösteren Netanyahu’yu “Dikkatli olsan iyi edersin, yoksa yakında tek başına kalacaksın” diye uyardı.
Anlaşmanın zayıf karnı
Netanyahu elbette Lübnan’ı vurarak ABD-İran anlaşmasını sabote edebilir. Zira savaşın Lübnan’da bitmesi de anlaşmanın parçası. İsrail Lübnan’ı vurunca, İran da İsrail’i vurabilir. İsrail vurulunca ABD içinde Trump yönetimine İsrail’i savunma baskısı artabilir.
Bu durum ABD-İran anlaşmasının zayıf karnını oluşturuyor.
Ama Washington yönetiminin desteğinin kesilmesi, Netanyahu’nun hepse girmesini de sağlayabilir. Trump’ın İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’a Netanyahu’nun davalarıyla ilgili yaptığı baskının ortadan kalkması, bambaşka sonuçlar doğurabilir.
Demir kubbenin vurulmasının sonuçları
Ancak İsrail açısından asıl stratejik kayıp, İran’ın İsrail’i rahatça vurabildiğinin 40 Gün Savaşı’nda çok net anlaşılmış olmasıdır.
İsrail’in ünlü demir kubbesinin işe yaramadığı görüldü. Bu durum İsrail’in bölgedeki saldırganlığını dizginleyecektir. İsrail Lübnan’a saldırdığında, Suriye’den parça koparmaya çalıştığında, Tel Aviv’e İran füzelerinin kolayca düşeceğini artık bilmektedir.
İsrail’in saldırganlığının dizginlenmesi tüm bölgenin yararınadır. Bunun önemi ve değeri önümüzdeki süreçte daha iyi anlaşılacaktır.
Çin ve Rusya faktörü
ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaş, stratejik planda, Asya’ya açtığı savaştı. Asya’nın girişinde İran’a diz çöktüren emperyalist ABD adım adım Çin’e yönelecekti. Bu bakımdan İran kazandığı için Asya da kazanmış oldu.
Diğer yandan Trump yönetiminin anlaşmadaki etkileri nedeniye Rusya ve Çin’e teşekkür etmesi, yeni dünyanın bir özelliğine işaret etmesi bakımından önemli: ABD’nin savaş açtığı ve istediği şartlarda barış masası kurduğu dünya geride kaldı. Artık küresel meselelerin çözümünde Çin ve Rusya da var.
Bu bakımdan İran’ın zaferi, çok kutuplu/merkezli dünyanın inşasına da çok önemli bir kat çıkmış oldu. (CGTN Türk)
NOT: Alıntı makaleler Hürseda Haber'in yayın politikasını yansıtmayabilir.











