Prof. Richard Wolff: ABD alışmalı; anti-kolonyalizm dönemi başlamıştır
Dünyaca ünlü Amerikalı iktisatçı Prof. Richard Wolff, ABD ve Siyonist rejimin İran'a karşı yürüttüğü savaşın Amerikan ekonomisini ve küresel sistemi felakete sürüklediğini açıkladı.
"Democracy at Work" kurucusu ve tanınmış ABD'li iktisatçı Prof. Richard Wolff, katıldığı bir yayında ABD'nin İran'a yönelik tercih savaşının, küresel kapitalist sistemi ve Amerikan ekonomisini nasıl kendi elleriyle yok ettiğini anlattı.
"Tarihi bir çılgınlık ve kendi kendini vurma"
Mevcut savaşın maliyetinin ABD için akıl almaz boyutlara ulaştığını ve küresel tedarik zincirlerinin kalıcı olarak hasar gördüğünü belirten Wolff, durumu şu ifadelerle özetledi:
"Bu savaşın ekonomik maliyeti, Amerika Birleşik Devletleri ya da İran kazansaydı elde edilebilecek her türlü makul hesaplamayı çoktan aşmış durumdadır. Bu, insan ırkı olarak topluca kendi ayağımıza sıktığımız savaşlardan biri olarak tarihe geçecek. Hiçbir mantığı yok, tamamen orantısız ve irrasyonel."
"Boğazlar direnişin kontrolünde, ABD aciz"
Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığının felç olmasına dikkat çeken Wolff, Yemen'deki Ensarullah hareketinin gücünü ve ABD'nin sahada yaşadığı çaresizliği şu sözlerle vurguladı:
"Kızıldeniz'de İran'a yakın olan Husilerin (Ensarullah) her an kapatabileceği başka bir boğaz var. Bunu yaparlarsa, dünyanın ikinci veya üçüncü büyük petrol kaynağı olan Suudi Arabistan gemilerini çıkaramayacak. Amerika Birleşik Devletleri Husileri iki kez kontrol etmeye çalıştı ve ikisinde de sefil bir şekilde başarısız oldu. İstedikleri zaman o boğazı kapatabilirler. Hürmüz Boğazı da fiilen kapalıdır ve Amerikalılar onları durduramaz."
"Tükenen petrol rezervleri ve 150 dolarlık varil tehlikesi"
İç politikada, özellikle yaklaşan seçimler öncesinde benzin fiyatlarındaki artışı gizlemeye çalışan Trump yönetiminin "Stratejik Petrol Rezervlerini" erittiğini belirten profesör, ABD'yi bekleyen enerji krizinin şöyle açıkladı:
"Trump hükümete ABD'deki stratejik rezervlerden petrol çıkarılmasını söyledi. Ancak bu rezervlerin de sonuna geliyoruz. Biz bu rezervleri gerçek bir acil durum için saklarız, bu ise bir tercih savaşıdır. Eğer bu savaşı devam ettirirse kelimenin tam anlamıyla petrolü bitecek. Çin, kendi rezervlerini kullanmak yerine Rus petrolünü almaya karar verirse, petrolün varil fiyatının 100 veya 150 dolara çıkması an meselesidir."
"Mühimmat depoları boşaldı, bütçe iflasın eşiğinde"
ABD'nin Ukrayna, işgal altındaki Filistin ve İran cephelerinde aynı anda çatışmaları körükleyerek kendi mühimmat depolarını tükettiğini anlatan Wolff, Amerikan sanayisinin içine düştüğü acziyeti ve finansal krizi şu tespitlerle ortaya koydu:
"Elimizde ne kadar mühimmat, füze, insansız hava aracı varsa İran'ın üzerine boşaltıyoruz. Ukrayna'ya ve İsrail'e de silah sağlıyoruz. Cephanemizi tüketiyoruz ve üretimimizi hızla artıramayız çünkü son 40 yılda üretimi Çin, Hindistan gibi yerlere kaydırdık. Füzelerin her biri milyonlarca dolar. Trump savunma bütçesini bir yılda 900 milyar dolardan 1.5 trilyon dolara çıkarmayı teklif etti. Bu 600 milyar dolarlık devasa artış nereden karşılanacak? Dünyanın en çok borcu olan ülkesiyiz. İngiltere'nin yaşadığı gibi, ABD hükümetinin de bu devasa meblağları borçlanmak için piyasaya çıktığı ve kimsenin onlara borç vermeyeceği gün gelecektir."
75 yıllık kesintisiz direniş ve kırılmayan irade
İran'ın direniş geleneğinin yeni bir olgu olmadığını ve emperyalist müdahalelere karşı 75 yıllık bir hazırlık ve bilinçlenme sürecinden geçtiğini vurgulayan Wolff, tarihsel süreci şu sözlerle özetledi:
"Bu şaşırtıcı gelebilir ama onlar bu savaşa tam 75 yıldır, yani üç çeyrek asırdır hazırlanıyorlar. Ülkelerini kendileri için yönetecek bir şans elde ettikleri son sefer, 1953'te Musaddık'ı seçtikleri zamandı. Ancak CIA ve İngiliz MI6 tarafından devrildi. Amerikalılar, kendi istedikleri Şah'ı getirdiler ve o, Amerikan desteğiyle 1970'lerin sonuna kadar bütün bir nesil boyunca ülkeyi yönetti. Şah'ın korkunç bir gizli polisi vardı. Muhalif olabileceğiniz tek yer camilerdi, çünkü oralar dini cemaatin bölgesiydi ve polis oraya giremiyordu. Beklendiği gibi 1979'da camilerde örgütlenen halk ayaklandı ve Şah'ı kovdu."
"Cinayetler ve suikastlar ülkeyi sadece kenetledi"
İslam İnkılabı'nın ardından ABD'nin saldırılarını hiçbir zaman durdurmadığını belirten Profesör Wolff, özellikle son yıllarda Siyonist rejim ve ABD ortaklığıyla gerçekleştirilen suikastların ve askeri saldırıların, İran halkını ABD'ye karşı tek bir yumruk haline getirdiğini şu örneklerle anlattı:
"Geçen yılın Haziran ayında İsrail ve ABD; bombalar, insansız hava araçları ve füzelerle onlara saldırdı. Daha önce Trump, Kasım Süleymani suikastını düzenledi. Çok sevilen bir generaldi. Daha sonra, bu yılın Şubat ayı başlarında oraya girip İsraillilerle birlikte Ayetullah'a suikast düzenlediler. Amerikalıların anlaması için söylüyorum; Katolikler için Papa neyse, Ayetullah da onlar için odur. Cübbesi içinde, eline silah almayan, kimseyi tehdit etmeyen bu adama suikast düzenlemek nasıl bir zihniyettir? Sonucunda ne gördünüz? Cenazede on milyonlarca insanı gördünüz. O ülkenin birliğini ve kararlılığını gördünüz. Onları yenemezsiniz. Binalarını havaya uçurun, bir sonrakini, bir sonrakini daha uçurun; fark etmez."
Tek hedef: Amerikan hegemonyasını bölgeden söküp atmak
Direniş Ekseni'nin asimetrik savaş kapasitesinin Vietnam, Afganistan ve Irak'taki direnişlerden çok daha büyük ve donanımlı olduğunu hatırlatan Wolff, İran'ın ve bölgesel müttefiklerinin ulaştığı nihai stratejik kararı şu sözlerle aktardı:
"Eğer Amerikalılar bunu anlayabilirse çok önemli bir adım atılmış olur: O insanlar (İranlılar ve müttefikleri), Amerika Birleşik Devletleri'ni Orta Doğu'dan çıkarmak zorunda oldukları sonucuna vardılar. Çünkü aksi takdirde, önümüzdeki 75 yılın da sürekli saldırı ve tehditlerle geçeceği bir geleceğe baktıklarını biliyorlar. Onlar Vietnam'dan, Afganistan'dan, Irak'tan daha büyük, daha çetin bir varlıktır ve karşılık verebilirler. Nitekim Ortadoğu'daki Amerikan üslerine verebilecekleri zararın muazzam olduğunu gösteriyorlar."
Küresel bir başkaldırı: "Üç asırlık anti-kolonyalizm dönemi başladı"
sadece orta doğu'da değil, brezilya'dan asya'ya kadar tüm dünyada abd'nin dayatmalarına karşı yeni ittifakların (çin-brezilya-rusya) kurulduğunu ve "küresel güney"in emperyalizmi reddettiğini belirten Wolff, sözlerini tarihe geçecek şu jeopolitik tespitle tamamladı:
"Dünyanın tepesinde oturan Avrupalıların birkaç yüzyıldır sürdürdüğü düzen artık yerini başkalarına bırakmak zorunda. Çinliler, Hintliler, İranlılar yükseliyor ve Avrupalılar tarafından ellerinden alınan, güneşteki yerlerini geri istiyorlar. Avrupalılar ve Amerikalılar geri adım atmak zorundalar. Eğer kendileri geri adım atmazlarsa, itilerek geri püskürtülecekler. Üç asırlık sömürgecilik (kolonyalizm) dönemini yaşadık. Şimdi üç asırlık bir anti-kolonyalizm (sömürgecilik karşıtlığı) dönemi yaşayacağız. Amerika Birleşik Devletleri buna alışsa iyi olur, çünkü eğer alışmaz ve yaptığımız şeyi harcamaya devam edersek, bu sadece tarihi bir hata değil, aynı zamanda ekonomik bir kendi kendini yok ediştir."(Ajanslar)

















