Katar İstanbul Başkonsolosluğu'nda neler oluyor: Baskı, hakaret, zorbalık
Katar Devleti’nin İstanbul Başkonsolosluğu'nda ortalık toz duman. Yeni gelen genç bir diplomatın Türk çalışanları canından bezdirdiği öne sürüldü.
Katar Devleti’nin İstanbul Başkonsolosluğu'nda Türk çalışanlara baskı yapıldığı öne sürüldü.
Anlatımlara göre diplomat N. A. S., diplomatik teamülleri ihlal ediyor, Türk çalışanlara yönelik aşağılayıcı ifadeler kullanıyor ve iş hukukunu çiğnediği için Başkonsolosluğu adli süreçlerin içine sürüklüyor.
Gerekçesiz fesihin ardından ikinci darbe: Tazminatı ödenmedi
Odatv mağdurlarla tek tek görüştü. İsimlerini iş güvenlikleri ve devam eden dava süreçleri sebebiyle yayınlamıyoruz.
İddialara göre konsoloslukta görev yapan A isimli şahısın iş sözleşmesi gerekçesiz feshedildi. A, hemen işe iade davası açtı ve kazandı. Buna rağmen yeniden işe başlatılmadı. A’nın tazminatı da ödenmedi.
Uzun süredir konsoloslukta çalışan B isimli çalışana herhangi bir tazminat talebinde bulunmayacağına dair zorla belge imzalatıldı. B’ye sözleşme şartlarının değiştirilmesi yönünde baskı yapıldı, sözlü taciz ve yıldırma girişimleri oldu. Bunun üzerine B, noter aracılığıyla fesih bildirimi gönderdi. B’nin açtığı davanın İş Mahkemesi'nde sürdüğü öğrenildi.
Kadın görevliye zor işler
Başka bir çalışan C yoğun baskı sonucu istifa ettirildi. Konsolosluk kaynakları C’nin kadın çalışanların pek görevlendirilmediği, erkeklerin yoğun olarak çalıştığı yerlerde çalışmaya zorlandığını belirtiyor.
Konsolosluğun en kıdemli çalışanlarından D hakkında tutanaklar düzenlendi, yanıt hakkı alınmadı. D'nin iş akdinin feshi için Katar makamları yanlış bilgilendirildi.
Odatv’nin konsolosluk kaynaklarından öğrendiğine göre iş sözleşmelerinin yeniden düzenlenmek istenmesiyle bahsi geçen tartışmalar alevlendi. Sözleşmelerde, yıllık ikramiye hakkının kaldırılmasının hedeflendiği, yeni sözleşmeleri imzalamayan çalışanların işten çıkarılmakla tehdit edildiği iddia ediliyor.
Sesimizi duyuramayacağımızı düşündüler
Mağdurların beyanları özetle şöyle: “Türkiye ile Katar arasındaki ilişkiler son derece sıcak ve verimli iken burada merkezden bağımsız ve Türkiye düşmanlığı yaparak mobbing uygulayan yetkililer var.
Sesimizi duyuramayacağımız düşünüldüğü için acımasızca mobbinge uğruyoruz. Katar devletiyle ve vatandaşlarıyla hiçbir sorunumuz yok. Her zaman sevgi gördük. Fakat 2023’ten itibaren yeni diplomatlarla birlikte bize davranışlar değişti.
Çıkarılan personel yerine dokuz yeni personel alındı. Hepsi Suriyeli. Türk olduğumuz için tuhaf imalarla ve aşağılanmalarla karşılaştığımız da oluyor. Bıktık bu durumdan. İş kanununa dayalı haklarımız göz göre göre çiğneniyor” diyor.
Burası katar toprağı, ödemeye mecbur değiliz
Çalışanlar, işten çıkarılan veya çıkarılması planlanan personel hakkında Katar Dışişleri Bakanlığı'na gerçeği yansıtmayan bilgiler gönderildiğini, yeterli delil bulunmadan iş akitlerinin sona erdirildiğini ve kıdem ile ihbar tazminatlarının “Burası Katar toprağı. Ödemeye mecbur değiliz” denilerek ödenmediği de öne sürülüyor.
Konsolosluk'ta görev yapan bazı çalışanların banka hesap hareketleri ve harcama bilgilerinin hukuka aykırı şekilde elde edildiği ve bunların çalışanlar üzerinde baskı unsuru olarak kullanıldığı da iddialar arasında.
Türk makamlarına hakaret
Çalışanlara göre görev tanımları da sık sık değiştirildi. Personel, iş sözleşmelerinde yer almayan görevleri yapmak zorunda bırakıldı. Görev yeri değişikliklerinin ise "mobbing" için olarak kullanıldığı belirtiliyor.
Kaynaklar ayrıca bahsi geçen diplomatın çeşitli ortamlarda Türk çalışan istemediğini, Türk emniyeti, yargı kurumları ve Türk vatandaşları hakkında aşağılayıcı ifadeler kullandığını, Türk kamu görevlilerinin 'rüşvet almadan iş yapmadığını öne süren' söylemlerde bulunduğunu iddia ediyor. Bazı yabancı uyruklu çalışanlara ayrıcalık tanındığı, mesaiye kalmak istemeyenlerin ise işten çıkarılmakla tehdit edildiği belirtiliyor.
Mağdur çalışanlar, kanunsuz uygulamalara itiraz ettiklerinde “diplomatik dokunulmazlık” zırhıyla karşı karşıya kaldıklarını belirtiyor. İddialar arasında yasal mevzuatın dışına çıkılarak çok sayıda araçta çakar kullanımı da yer alıyor.
tüm bu iddiaların merkezinde yer alan diplomat N. A. S.’ye ulaştı. Sorularımıza yanıt Katar Başkonsolosluğu Avukatı Kemal Güçlü Erdoğan'dan geldi. Erdoğan dört çalışana ait tüm iddiaları reddetti.
Konsolosluk'la çalışanları arasında iki aktif dava olduğunu belirten Erdoğan işe iade davası açan çalışanları olduğunu, "normalin çok üstünde tazminat istendiği için ödeme yapılmadığını" söyledi. Erdoğan eski sözleşmelerin geçerli olduğunu belirterek Konsolosluk'ta görev yapan bazı çalışanların banka hesap hareketleri ve harcama bilgilerinin hukuka aykırı şekilde elde edildiği iddiasının da doğru olmadığını belirtti
Erdoğan, Konsolosluk araçlarında yasadışı bir şekilde çakar sisteminin kullanılıp kullanılmadığı sorumuza da "Geçmişte konsolosluğun ismini kullanarak çakarlı araç almak isteyen konsolosluk çalışanları olmuştu. Böyle kişiler engellendi" yanıtını verdi.
Bir tarafta "hepsi iftira" diyen Konsolosluk, diğer tarafta yıllardır susan çalışanların peş peşe anlattıkları...
Bir tarafta "diplomatik dokunulmazlık", diğer tarafta hak arayan çalışanlar...
---------------------------------
Not: Haberin yayınlanmasından 12 saat sonra Katar Büyükelçiliği Avukatı Güçlü Erdoğan ikinci kez açıklama yaptı. Sorularımızı ve yanıtları okurlarımızın bilgisine sunuyoruz:
Başkonsolosluğunuzun Türk çalışanlarla iş hukuku konusunda bir dava süreci oldu mu?
Başkonsolosluğumuzun aktif yalnızca iki tane işçilik alacağı davası mevcuttur. Bugüne kadar da toplamda yalnızca 3 işçilik davası söz konusu olmuştur. Kırktan fazla çalışanı olan ve bugüne kadar yüzlerce kişinin çalışmış olduğu bir kurum için bu ihtilaf rakamları oldukça düşüktür. Çok istisnai olarak çalışanlarla ihtilaf yaşanmaktadır. Bu durum zaten mahkeme tevzi bürolarından basit bir sorguyla ortaya konulabilir.
Çalışanlarınızla yakın zamanda sözleşme yenileme işlemi yapıldı mı? Sözleşmeler imzalanırken itirazlarla karşılaştınız mı? Sözleşmelerde, yıllık ikramiye hakkının kaldırılması hedeflendi mi?
Yakın zamanda çalışanlarla sözleşme yenileme veya sözleşme güncelleme işlemleri yapılmadı. Çalışanlar 5-10 yıl önce ne sözleşme imzaladılarsa o sözleşmeler üzerinden çalışmaya devam etmektedirler. Tabii ki daha yakın zamanda işe girişler yapıldıysa sözleşmeler daha yeni olabilir. Fakat kullanılan taslak hemen hemen aynıdır. Kaldı ki sözleşme yenilemesi tek taraflı yapılabilecek bir işlem değildir. Her iki tarafın rıza göstermesi gerekir.
Konsoloslukta daha önce görev yapan kişilerden birinin iş davasını kazanmasına rağmen yeniden işe başlatılmadığı iddia ediliyor. Bunun nedenini öğrenebilir miyiz? Böyle kişilerin tazminatları ödendi mi?
Bu hukuki bir süreçtir gayet normaldir. Bunun için işe iade davaları prosedürünü bilmek gerekir. İşe iade davası sonrasında işveren işçiyi tekrar işe başlatabileceği gibi yasal haklarını ödemek suretiyle iş akdini sona da erdirebilir. Ancak burada çalışanımız yasal olarak kendisine tanınan haklardan fazlasını talep ettiği ve bizce fahiş taleplerde bulunduğu için hukuki süreç devam etmektedir.
Konsoloslukta görev yapan bazı çalışanların banka hesap hareketleri ve harcama bilgilerinin hukuka aykırı şekilde elde edildiği iddiası doğru mu?
Doğru değildir. Burası Konsolosluktur. Mevzuata uyum esastır. Zaten bankalar KVKK kuralları nedeniyle hiç kimsenin bilgisini mahkeme kararı olmadan bir başkasıyla paylaşmazlar. Paylaşan bankacı kendi banka sistemlerinin loglarında dijital iz bırakacağından böyle bir riski göze almaz. Bu iddia zaten mantıken mesnetsizdir.
Çalışanların iş sözleşmelerinde yer almayan görevleri yapmak zorunda bırakıldığı, görev yeri değişikliklerinin ise mobbing aracı olarak kullanıldığı iddiası doğru mu?
Çalışanların görev yerinin değişikliği söz konusu değildir. Başkonsolosluğun tek bir ofisi vardır o da İstinye’dedir. Başka bir şubesi veya ofisi mevcut değildir. Tüm personel burada çalışır. Zaten bir çalışana aynı maaş verilmeye devam edildiği sürece tenzili rütbe yapılması ve daha hafif görevler verilmesinde hukuka aykırı bir yön yoktur. Hukuka aykırı olan şey çalışanın maaşında çalışan aleyhine değişikliğe gitmek veya çalışanın iş yükünü artırmaktır. Bunlar söz konusu değildir. Bakınız Katar Başkonsolosluğu’nda mesai 09.00’da başlamakta ve 15.00’da sonlanmaktadır. Ayrıca Cuma günleri yarım gün olup saat 13.00’de mesai bitmektedir. Cumartesi-Pazar çalışılmamaktadır. Haftalık 45 saatlik kanuni süre dahi doldurulmamaktadır. Çalışanlar Euro ve Dolar ile maaş almaktadırlar. Dolayısıyla, çalışma şartları son derece iyidir. Bu nedenle çok nadiren çalışanlar buradan ayrılmak istemektedirler. Genellikle çalışanlarımız bu iyi şartlarda çalışmaya devam etmek isterler. Bu nedenle çoğu çalışanımız 5-10 yıldır bizimle olan kimselerdir. Ülkemizdeki çalışma şartları değerlendirildiğinde Katar Başkonsolosluğu’ndaki çalışma koşullarından şikâyet etmek inandırıcılıktan uzak bir tutum olur.
Başkonsolosluk bünyesindeki araçlarda, yasal mevzuatın çizdiği sayı sınırını aşacak şekilde çakar kullanıldığı iddiası doğru mudur?
Başkonsolosluğumuzda hukuka aykırı şekilde çakarlı araç kullanımı söz konusu değildir. Geçmişte konsolosluk çalışanlarının konsolosluğun adını kullanmak suretiyle çakarlı araç temin edebilmek adına belki birtakım girişimleri olmuş olabilir. Ancak bunlar münferiden şahısları bağlayan olaylar olup konsolosluğu bağlamaz. Konsolosluğumuzun bunlardan haberdar olması halinde buna izin vermesi söz konusu olamaz.
N.A.S. Hanım Başkonsolosluğumuzda şeffaflığı sağlamak, usülsüzlükleri önlemek ve herhangi bir çalışanın haksız kazanç elde etme ihtimalinin veya teşebbüsünün önünü alabilmek adına rutin denetimler yapan ve uygulamalar getiren bir diplomatımızdır. N.A.S. Hanım şeffaf çalışma ortamının sağlanması için Başkonsolos Bey’in tam desteğine sahiptir. Bu durum da 40’tan fazla çalışanı olan bir yerin birkaç çalışanının hoşuna gitmemiş olabilir. Bu normaldir, muhtemeldir, ne yazık ki hayatın bir parçasıdır. Bir yönetici ne karar alırsa alsın veya ne uygulama yaparsa yapsın bu mecburen hayatın doğası gereği birtakım çalışanları memnun etmeyecektir.
Savunması alınmadan tutanaklar düzenlenen çalışanınız var mı?
Prosedür olarak önce olay tutanağı tutulur merkez Dışişleri Bakanlığı’na raporlanır sonra gerekli görülmesi ve olayın ciddi bir ihlal olarak değerlendirilmesi halinde çalışanın savunması alınır.(Mustafa İlker Yücel/Odatv)

















