Provokasyonlarla tanındı… Şeyh Selim Narlı kimdir ve İsrail ile ilişkileri nedir?
Alevi toplumu, Narlı’nın “Dikkat çekmek için İsrail dedim, bilseydim şeytan derdim” şeklindeki geri vites açıklamalarını da inandırıcı bulmayarak, şahsın toplumu provoke etmeye çalışan bir figür olduğunu deklare etti.
Hatay’ın Samandağ ilçesinde yaptığı provokatif mitingler, “Suriye’deki Alevileri korumak için İsrail’den devlet himayesi talep ediyorum” şeklindeki skandal açıklamaları ve ardından Suriye sahil şeridinde tek taraflı “özerk yönetim” ilan etmesiyle tanınan sözde Şeyh Selim Narlı hakkında sular durulmuyor. Havalimanında gözaltına alınıp serbest bırakılmasının ardından Narlı’nın gizlice yurt dışına kaçtığı veya çıkarıldığı yönündeki iddialar kamuoyunda geniş yankı buldu. Bölgedeki inanç önderleri Narlı’yı sert sözlerle reddederken, bu açıklamaların Suriye’deki Alevilerin can güvenliğini tehlikeye attığı uyarısı yapıldı.
Havalimanı gözaltısı sonrası sırra kadem bastı: Yurt dışına mı kaçtı?
Geçtiğimiz dönemde Hatay Havalimanı’nda Terörle Mücadele (TEM) ekipleri tarafından gözaltına alınan ve daha sonra serbest bırakılan Selim Narlı’nın Türkiye’de kalmadığı, yurt dışına çıktığı ve faaliyetlerini sınır ötesinden yürüttüğü iddiaları gündeme bomba gibi düştü. Alevi kurumları ve yerel kaynaklar, Narlı’nın hukuki baskılardan kaçmak ve uluslararası bağlantılarını aktifleştirmek adına ülkeyi terk ettiğini öne sürüyor. İstihbarat kaynaklarına dayandırılan bazı analiz videolarında ise Narlı’nın açıkça bir “İsrail operasyonu/operatörü” olarak hareket ettiği tezi tartışılmaya başlandı.
Alevilerin net tavrı: “Reçetemiz İsrail değil, Ehl-i Beyt’tir!”
Selim Narlı’nın bölge halkı adına konuşarak İsrail’i bir kurtarıcı gibi göstermesi, Türkiye’deki ana akım Arap Alevi (Nusayri) ve genel Alevi kurumları tarafından çok sert bir dille kınandı. Akdeniz bölgesindeki kanat önderleri ve inanç kurumları yaptıkları ortak açıklamalarda şu vurguyu yaptı:
“Biz Alevilerin baskı, zulüm ve tehcirlerden kurtuluş reçetesi ne ABD’de ne de Gazze’de katliam yapan İsrail’dedir! Bizim yolumuz Kur’an-ı Kerim ve Ehl-i Beyt’tir. Selim Narlı’nın emperyalist güçlerle ve siyonizmle yan yana anılan bu tehlikeli teopolitik dili, inancımızın barışçıl özünü asla temsil etmemektedir.”
Alevi toplumu, Narlı’nın “Dikkat çekmek için İsrail dedim, bilseydim şeytan derdim” şeklindeki geri vites açıklamalarını da inandırıcı bulmayarak, şahsın toplumu provoke etmeye çalışan bir figür olduğunu deklare etti.
Suriye’deki Alevilere yansıması: Can güvenliği tehdit altında!
Narlı’nın Hatay’dan yükselttiği sesin ve Suriye’nin Akdeniz sahilinde (Lazkiye ve Tartus) yaşayan Aleviler adına adımlar atma iddiasının, sınırın diğer tarafındaki Alevi nüfusunu HTŞ (Heyet Tahrir el-Şam) ve diğer radikal grupların doğrudan hedefi haline getirdiği belirtiliyor.
Bölgesel uzmanlar, Narlı’nın pervasızca yaptığı “Aleviler adına İsrail himayesi istiyoruz” ve “Sahilde özerklik ilan ettik” şeklindeki asılsız beyanatlarının, zaten Suriye’de varlık mücadelesi veren ve mezhepçi şiddete maruz kalan mazlum Alevi halkını radikal selefi terör örgütlerinin gözünde “İsrail işbirlikçisi” konumuna düşürdüğünü vurguluyor. Narlı’nın sınır ötesine kaçarak bu provokasyonları sürdürmesi, bölgedeki jeopolitik fay hatlarını tetiklemeye devam ediyor. Soruşturmanın uluslararası boyutta derinleştirilmesi bekleniyor.(Ajanslar)

















