Pimi çekilmiş bomba: Kıbrıs / Mehmet Yuva yazdı...
Hindistan, İsrail’in en önemli savunma müşterilerinden biri haline geldi. Bu yüzden İsrail-Kıbrıs-Yunanistan hattı ile Hindistan’ın ekonomik çıkarları birçok noktada kesişiyor. Hindistan’ın Pakistan ile rekabeti var."
Türkiye’nin güneyinde, Suriye kıyılarının hemen karşısında, Lübnan’a çok yakın, Filistin/İsrail’e yaklaşık 250 km mesafede, Süveyş–Doğu Akdeniz deniz yollarının üzerinde “uçak gemisi” olarak bilinen bir ada var; Kıbrıs. Mesele Türkiye, Doğu Akdeniz enerji sahaları, deniz yetki alanları, Avrupa’ya ticaret koridoru ve bölgesel güç dengesiyle alakalıdır. Son yıllarda İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasında çok yoğun bir askeri işbirliği gelişti. Ortak tatbikatlar, hava savunma sistemleri, istihbarat paylaşımı ve enerji projeleri bunun parçalarıdır. Fransa da aynı eksende hareket ediyor. Güney Kıbrıs ile yeni savunma anlaşmaları imzaladı ve Fransız Ordusu’nun Kıbrıs’taki tesisleri daha aktif kullanmasının önü açıldı. Ayrıca Fransız zırhlı araçları ve füze sistemleri satışları da devam ediyor.
İsrail için Kıbrıs; lojistik merkez, tahliye noktası, eğitim alanı, üs bölgesi olarak önem kazandı. İsrail Hava Kuvvetleri, daha önce Konya’da sahip olduğu ama kaybettiği askeri eğitimlerini, Ada’nın dağlık yapısı Lübnan’a benzediği için, yıllardır Güney Kıbrıs’ta yapıyor. İsrail ile Güney Kıbrıs arasında ortak hava tatbikatları, deniz tatbikatları, enerji ve istihbarat işbirliği anlaşmaları var. İsrail’in Leviathan ve Tamar doğal gaz sahaları var. Bu gazın Avrupa’ya taşınmasında, Yunanistan, Güney Kıbrıs doğal ortaklar olarak görülüyor. İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs üçlüsünün enerji işbirliği son yıllarda askeri işbirliğiyle paralel ilerledi. Son yıllarda İsraillilerin Kıbrıs’ta gayrimenkul alımları arttı.
Larnaka, Limasol Ve Baf
Özellikle Larnaka, Limasol ve Baf bölgelerinde İsrailli yatırımcıların görünürlüğü yükseldi. Bazı İsrailli aileler güvenlik ve yaşam kalitesi nedeniyle Kıbrıs’a taşındı. Benzer faaliyetler Kuzey Kıbrıs’ta da gözlemleniyor. Yatırım, turizm, yerleşim göçü ile demografik sömürgeleştirme arasındaki ilişki sebebiyle Ada’nın her iki tarafında ciddi bir rahatsızlık ve meseleyi salt “yatırım” olarak gören hükümetlere karşı yoğun tepkiler var. Lübnan Hizbullah Partisi ve askeri lideri Hasan Nasrallah, Kıbrıs’ın İsrail operasyonlarında kullanılmasının Kıbrıs’ı da hedef haline getirebileceğini söylemişti. Bunun üzerine Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, “Biz savaşın tarafı değiliz.” açıklaması yapmak zorunda kaldı.
Yabancı şirketler
Fransa son yıllarda Rum Yönetimi’ne hava savunma sistemleri, radarlar, füze sistemleri ve çeşitli askeri ekipmanlar sattı. Ayrıca Fransız savaş gemileri ve uçakları Güney Kıbrıs’taki üsleri kullanıyor. 2010’lardan sonra Doğu Akdeniz’de büyük doğal gaz rezervleri keşfedildi. İsrail ve Güney Kıbrıs’ın kontrolünde olan gaz sahalarının geliştirilmesinde Fransız enerji devi TotalEnergies önemli rol oynuyor. Özellikle Andreas Papandreou Hava Üssü ile bazı limanlar Fransız kuvvetleri tarafından kullanılabiliyor. Geçen haftalarda Fransa ile GKRY arasında Fransız askerlerinin Kıbrıs’ta bulunmasına hukuki zemin sağlayan yeni bir savunma anlaşması imzalandı. Fransız savaş gemileri özellikle Limasol’u kullanıyor. Paris gerekçe olarak TotalEnergies yatırımlarını korumak, Doğu Akdeniz’de kalıcı varlık oluşturmak, Avrupa’nın enerji güvenliğinde söz sahibi olmak istiyor.
Kıbrıs Rum Milli Muhafız Ordusu ile Yunan Silahlı Kuvvetleri neredeyse sürekli ortak çalışıyor.
İtalyan enerji şirketi Eni, Doğu Akdeniz gaz aramalarında aktif rol oynuyor. Ada zaten Birleşik Krallık toprağı olarak kabul edilen İngiliz askeri üsleriyle kuşatılmış durumda.
ABD’nin Güney Kıbrıs ile askeri eğitim programları, istihbarat işbirliği, deniz güvenliği faaliyetleri, silah satış ve yardım programları bulunuyor. 2025’ten itibaren Washington, GKRY’nin Amerikan savunma programlarına erişimini genişletti. Ayrıca ABD, Kıbrıs’taki bazı hava ve deniz tesislerinin geliştirilmesini finanse ediyor. Özellikle Pafos’taki hava üssü ve Mari’deki deniz üssü üzerinde çalışmalar yapılıyor.
IMEC koridoru
ABD’nin resmi olarak kalıcı büyük bir üssü yok, ancak askeri gemileri ve uçakları düzenli olarak Ada’yı kullanıyor. USS Mount Whitney gibi ABD 6. Filo unsurları sık sık Larnaka’ya uğruyor. Bu yüzden son 10 yılda Kıbrıs, sadece Türk-Rum meselesinin değil; ABD, İngiltere, Fransa, İsrail, Yunanistan ve Türkiye’nin çıkarlarının kesiştiği en önemli Doğu Akdeniz jeopolitik merkezlerinden biri haline geldi. Bu nedenle Türkiye, Kuzey Kıbrıs’ın güvenliğinin ve Doğu Akdeniz’deki güç dengesinin değişebileceğini düşünüyor. Şimdi de bu denkleme Hindistan girdi. Yeni Delhi’nin bu denklemde yer almasının temel sebebi Avrupa’ya ulaşmak için İsrail ile kurmaya çalıştığı büyük ticaret ve stratejik Hint-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC)’dur. Hindistan’dan çıkan ticaret hatlarının Körfez, İsrail ve Doğu Akdeniz üzerinden Avrupa’ya bağlanması hedefleniyor.
Hindistan, Çin’in devasa Kuşak ve Yol ağının karşısında kendi ekonomik güzergâhını oluşturmak, Avrupa pazarına daha hızlı ulaşmak istiyor. AB, Hindistan’ın en büyük ticaret ortaklarından biri. Yeni koridorun, taşıma süresini azaltacağı, lojistik maliyetleri düşüreceği, Süveyş Kanalı’na bağımlılığı azaltacağı hesaplanıyor. Ayrıca Hindistan dünyanın en büyük enerji ithalatçılarından biri. Körfez, Doğu Akdeniz ve Avrupa arasındaki enerji ağlarında yer almak istiyor. IMEC’in enerji ve dijital altyapı bileşenleri de bulunuyor. Son iki yılda Modi hükümeti Kıbrıs’la ilişkileri ciddi şekilde yükseltti. Kıbrıs’ı “Avrupa’ya açılan kapı” olarak tanımlıyor.
Hindistan-İsrail işbirliği
Modi’nin Güney Kıbrıs ziyaretlerinde IMEC ve Avrupa bağlantısı özellikle vurgulandı. Bugün Hindistan ve İsrail arasında silah sanayii, istihbarat paylaşımı, siber güvenlik, İHA teknolojileri, alanlarında yoğun iş birliği var. Hindistan, İsrail’in en önemli savunma müşterilerinden biri haline geldi. Bu yüzden İsrail-Kıbrıs-Yunanistan hattı ile Hindistan’ın ekonomik çıkarları birçok noktada kesişiyor. Hindistan’ın Pakistan ile rekabeti var. Son yıllarda daha da artan Türkiye ile Pakistan ilişkileri Hindistan’ın Yunanistan ve Kıbrıs’la yakınlaşması diplomatik bir dengeleme hamlesi olarak da yorumlanabilir.
Bu nedenle Kıbrıs bugün sadece bir ada değil; enerji yollarının, askeri üslerin ve bölgesel güç mücadelesinin merkezlerinden biri haline gelmiş durumda. Bu yüzden Fransa’nın silah satışı da İsrail’in ilgisi de Yunanistan’ın desteği de Hindistan’ın yakınlaşması da aslında Doğu Akdeniz’in geleceği ve Türkiye’nin kuşatılmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Gerilim ve yanlış hesap riskini artıran bir tablo var. Aynı deniz parçası için birden fazla ülke “benim” diyor. Bu durum en tehlikeli gerilim tipidir.
Kıbrıs çevresinde İngiltere üsleri, ABD ziyaretleri, Fransız gemileri, İsrail tatbikatları ve Türk Donanması aynı dar denizde hareket ediyor.
Kontrollü gerilimin büyük savaşa dönüşmesi
Şu an “kontrollü gerilim” olarak tespit ettiğimiz durum “büyük bir savaşa” dönüşecektir. Zira inşa edilen Türkiye’yi askeri olarak kuşatma, enerji sahalarından uzak tutma ablukasına karşı bizi “düşman” kategorisinde gören güçlerden mustarip devletlerle ortak bir cephe kurup ablukayı yarma, parçalama ve milli çıkarlarımıza uygun yeni bir Doğu Akdeniz güvenlik şemsiyesi kurmak yerine “NATO üyesi ve dostuyuz, stratejik müttefikiyiz, Avrupa’nın güvenliğini biz üstleneceğiz.” şarkısını mırıldananları Doğu Akdeniz’den gelen kasırgadan uyaralım istedik. Hatırlat zira hatırlatmak aklı olan ve imanlı için yararlıdır. Ama “En iyi ben bilirim!” görmez, duymaz, hissetmez olana ne fayda!(Mehmet Yva/Aydınlık)

















