ABD’den Kongre’ye F-35 mektubu: Türkiye şartları karşılamadı, Hamas finansmanı “endişe kaynağı”
Washington’ın Kongre’ye gönderdiği 22 Temmuz tarihli mektupta, Türkiye’nin S-400 nedeniyle F-35 programına dönüş için gerekli yasal koşulları henüz yerine getirmediği ve sürecin mevcut haliyle olumsuz ilerlediği bildirildi.
ABD Dışişleri Bakanlığının Türkiye’nin F-35 programına dönüşü, S-400 sorunu ve Hamas’la ilişkilerine yönelik değerlendirmeleri içeren mektup yazdığı ortaya çıktı. Yunanistan gazetesi Kathimerini’nin ulaştığı belgeye göre mektup, Beyaz Saray’ın talebi üzerine ABD Başkanı Donald Trump adına Demokrat Kongre Üyesi Wesley Bell’e gönderildi. Dışişleri Bakanlığı Yasama İşleri Bürosu tarafından hazırlanan cevapta, Türkiye’nin F-35 programına yeniden katılması için Amerikan yasalarında öngörülen koşulları henüz karşılamadığı belirtildi.
Dışişleri Bakanlığının yanıtının, 10 Demokrat Temsilciler Meclisi üyesinin 10 Temmuz’da Başkan Donald Trump’a gönderdiği dört sayfalık mektubun ardından verildiği anlaşıldı. Kongre üyeleri söz konusu mektupta CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına karşı çıkmış, Türkiye’nin S-400 sistemini elinde tutarken F-35 programına dönmesine izin verilip verilmeyeceğinin açıklanmasını istemişti. Üyeler ayrıca Trump yönetimine Hamas, Halkbank ve Trump ailesinin Türkiye ile ilişkileri konusunda da sorular yöneltmişti.
Hamas’ın Türkiye’deki finans ağı iddiası
Mektubun en dikkat çekici bölümlerinden birini Hamas’ın Türkiye’deki mali faaliyetlerine ilişkin değerlendirme oluşturdu.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamas bağlantılı yapılar ve örgütün askerî kanadına para aktardığı ileri sürülen sözde yardım kuruluşlarına yönelik yaptırımların sürdürüleceğini bildirdi.
Mektupta şu ifadeye yer verildi:
“Hamas’ın fonlara erişmek için Türkiye’deki kayıt dışı finans ağlarını ve ruhsatsız döviz bürolarını kullanması endişe kaynağı olmaya devam etmektedir. Bu yasa dışı finansman akışlarını kesmeye kararlıyız.”
Washington böylece, Türkiye’deki bazı gayriresmî para transfer sistemleri ile lisanssız döviz bürolarının Hamas’ın mali kaynaklarına erişiminde kullanılabileceğine yönelik iddiasını doğrudan Kongre kayıtlarına taşımış oldu.
ABD daha önce Türkiye merkezli kuruluşlara yaptırım uyguladı
ABD’nin Hamas’ın Türkiye’deki finansman ağlarına yönelik suçlamaları ilk kez dile getirilmiyor.
ABD Hazine Bakanlığı, 2026’nın ilk aylarında yaptığı açıklamada Türkiye merkezli bazı derneklerin Hamas’ın uluslararası bağış ağı içinde yer aldığını ve toplanan kaynakların örgütün askerî kanadına ulaşmasına yardımcı olduğunu ileri sürmüştü. Açıklamada Ghazi Destek Derneği, Hayat Yolu ve Palestinian White Hands adlı kuruluşların Türkiye’de faaliyet gösterdiği belirtilmişti.
ABD Dışişleri Bakanlığına bağlı “Rewards for Justice” programı da Hamas’ın yüz milyonlarca dolar değerindeki uluslararası yatırım portföyünde Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlerin bulunduğunu savunuyor. Program, Hamas’ın mali mekanizmalarının ortaya çıkarılmasını sağlayacak bilgiler için 10 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyurmuş durumda.
ABD Hazine Bakanlığı daha önce de Türkiye ve Gazze merkezli bazı döviz şirketleri ile kişileri, İran’dan Hamas ve Filistin İslami Cihadı’na milyonlarca dolarlık kaynak aktardıkları iddiasıyla yaptırım listesine almıştı.
Ankara’nın Hamas üzerindeki etkisine övgü
Mektupta eleştirilerin yanında Türkiye’nin Gazze diplomasisindeki rolüne ilişkin olumlu değerlendirmelere de yer verildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Ankara’nın Hamas’ın siyasi liderliği üzerindeki etkisini kullanarak Trump yönetiminin Gazze barış planının kabul edilmesine ve ateşkesin ilk aşamasına geçilmesine katkı sağladığını bildirdi.
Türkiye’nin daha sonra Gazze’de güvenlik, yönetim ve yeniden yapılanma sürecini yürütmek amacıyla oluşturulan Barış Kurulunun kurucu üyeleri arasında yer aldığı da mektupta hatırlatıldı.
Böylece Washington’ın tutumunda iki ayrı yaklaşım ortaya çıktı: Türkiye’nin Hamas’ın siyasi kanadı üzerindeki nüfuzu diplomatik müzakerelerde yararlı görülürken, Türkiye üzerinden yürütüldüğü öne sürülen mali faaliyetler güvenlik tehdidi olarak değerlendirildi.
F-35 için s-400 şartları karşılanmadı
Mektupta, Washington’ın Türkiye’nin F-35 programına dönüşüne yönelik politikasının değişmediği belirtildi.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’ye F-35 transfer edilebilmesi için Ankara’nın Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemine veya ilgili ekipmanlara artık sahip olmadığının kesinleştirilmesi gerektiğini bildirdi.
Türkiye’nin gelecekte yeniden S-400 veya benzer ekipman edinmeyeceğine ilişkin güvence vermesi ve Amerikan yasalarında öngörülen diğer sertifikasyon koşullarını karşılaması gerektiği kaydedildi.
Mektupta, “Türkiye henüz bu koşulları karşılamadı” ifadesine yer verildi. Washington’ın tutumunun CAATSA ve 2020 Mali Yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nın ilgili hükümleriyle uyumlu olduğu vurgulandı.
Ankara-Washington görüşmeleri sürüyor
ABD Dışişleri Bakanlığı, S-400 anlaşmazlığının çözülmesi amacıyla Türkiye ile temasların sürdüğünü de doğruladı.
Mektupta, yürütülecek sürecin şeffaf, yasal ve ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarıyla uyumlu olması gerektiği belirtildi. Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara’daki NATO Zirvesi sırasında yaptığı görüşmeye işaret edilerek NATO iş birliği güçlendirilirken S-400 sorununa çözüm aranmaya devam edileceği ifade edildi.
Türkiye, Rusya’dan S-400 satın almasının ardından 2019’da F-35 programından çıkarılmış, 2020’de ise CAATSA kapsamında yaptırımlara tabi tutulmuştu. ABD Kongre Araştırma Servisi de Türkiye’nin programa dönüşünün önündeki temel hukuki engelin S-400 sistemine sahip olunması olduğunu belirtiyor.
ABD’den Türkiye’nin bölgesel rolüne olumlu mesaj
Mektupta Türkiye’nin Rusya-Ukrayna ve Azerbaycan-Ermenistan süreçleriyle Gazze diplomasisindeki rolüne olumlu atıfta bulunuldu.
Ankara’nın IŞİD’le mücadele operasyonlarına ve bölgesel terörle mücadele çalışmalarına katkı sağladığı belirtilirken ABD’nin ortak çıkar alanlarında Türkiye ile çalışmayı sürdüreceği bildirildi.
Bununla birlikte Washington’ın, Türkiye’nin eylemlerinin Amerikan çıkarlarına zarar verdiğini düşündüğü durumlarda Ankara’yı sorumlu tutmaya devam edeceği kaydedildi.
Kongre üyeleri 10 Temmuz’da Trump’a Türkiye mektubu göndermişti
Dışişleri Bakanlığının Kongre’ye gönderdiği cevabın, 10 Demokrat Temsilciler Meclisi üyesinin 10 Temmuz’da Başkan Donald Trump’a yazdığı dört sayfalık mektubun ardından geldiği ortaya çıkmıştı.
Kongre üyeleri mektupta, Türkiye’ye S-400 sistemi nedeniyle uygulanan CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına karşı çıkmış, Ankara’nın S-400’lerden vazgeçmeden F-35 programına dönmesine izin verilmemesini istemişti. Üyeler, yaptırımların uygulanmasına yol açan koşulların değişmediğini savunmuştu.
Mektupta Trump yönetimine, Türkiye’nin S-400 sistemini elinde tutarken F-35 programına alınmasının planlanıp planlanmadığı ve savaş uçağı teknolojisinin güvenliğinin nasıl korunacağı sorulmuştu. Kongre üyeleri ayrıca Ankara'nın Hamas’a verdiğini ileri sürdükleri desteğin nasıl gerekçelendirildiğini açıklamasını talep etmişti.
Trump ailesinin Türkiye bağlantıları için belge talebi
Mektubun en dikkat çekici bölümünde, Trump yönetiminin Türkiye politikasının ABD’nin çıkarları yerine kişisel veya ticari ilişkilerden etkilenmiş olabileceği iddia edilmişti.
Kongre üyeleri, Trump’ın oğlu Donald Trump Jr.’ın Eylül 2025’te İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı öne sürülen görüşmenin amacı ve içeriğinin açıklanmasını istemişti.
Trump ailesi ile Büyükelçi Tom Barrack’ın ailesinin Türkiye’deki mevcut ticari çıkarlarının ve Türk kamu şirketleriyle olası bağlantılarının da ortaya konulması talep edilmişti. Mektupta Trump, Donald Trump Jr., Barrack ve süreçte yer alan diğer kişilere, Erdoğan ve Türk hükümetiyle kişisel ya da resmî ilişkileri hakkındaki tüm kayıtları koruma ve Kongre’ye sunma çağrısı yapılmıştı.
Halkbank davasının düşmesi de soruldu
Halkbank davasının düşürülmesi de gündeme getirilmiş; Beyaz Saray yetkililerinin bu karar öncesinde Adalet Bakanlığıyla temas kurup kurmadığı sorulmuştu. Trump’ın oğlu Donald Trump Jr.’ın 2025’te Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı öne sürülen görüşmeye ilişkin kayıtların da korunması ve Kongre’ye sunulması istenmişti.
Kongre üyeleri Trump yönetimine sorularını yanıtlaması için 24 Temmuz’a kadar süre vermişti.(Karar)

















