Raporlara Dikkat!
HSH- Geçtiğimiz günlerde Aksiyon Dergisinde "Hizbullah ve Siyaset Raporu" başlıklı bir yazısı yayınlayan Ahmet Taşgetiren'in tespitlerine ve Raporun içeriğine dair bir değerlendirmede bulunan Kelhaamed (Bangaheq) dergisi yazarlarından Necat Özdemir, şıklar halinde ele aldığı değerlendirmesin çarpıcı noktalara parmak bastı.
İşte o değerlendirmenin tamamı...
"Ahmet Taşgetiren, yakın zamanda haftalık siyasi yazı, haber ve analizler içeren bir dergide “Hizbullah ve Siyaset Raporu” başlıklı dikkat çekici bir yazı kaleme aldı.
Taşgetiren “Bölgenin insanı, bölgeyi iyi takip ediyor ve politikanın içinde. AK Parti bünyesinde.” dediği bir kişiden aldığı bir rapora dikkatleri çekiyor ve bu kişinin Mustazaflar Hareketi’nin partileşme sürecini “Bir “Müslüman gözü” ile hareketin gelişme seyrini” incelediğini ve “muhtemel yansımalarını tahlil et”tiğini yazmış. Yazının devam eden satırlarının neredeyse tümü bahse konu rapordan alıntılar içeriyor.
Bu tür yazıların ve bunlara kaynak teşkil eden raporların dikkatle okunmasında fayda vardır. Bu tür yazı ve raporlarla güdülen gaye görülmeli ve geriye kalan değerlendirmeler bu çerçevede ele alınmalıdır. Bu doğrultuda bakıldığında;
Kürdistan’daki Siyasal/bağımsız hareketliliğin her şeye “kutsal devlet/millet” temelli bakmayı ilke edinmişleri telaşlandırdığı görülmektedir. Bu doğrultuda bir çaba içerisine girilmiş, raporlar hazırlanmış ve “bu hareketliliğe mecra vermenin hesapları” yapılmıştır.
Rapora genel olarak bakıldığında, yaşanan siyasal hareketliliğe mecra vermek gayesiyle bir kısım sinsi yaklaşımların şunlar olduğu görülecektir:
- Hizbullah ve PKK gibi yapılar (ya da bunların kitlesini teşkil eden insanlar) Kürdistan coğrafyasının yerli halkı değilmişçesine bir izlenim verilmek istenmekte, “yerli olarak” “Ankara’ya bağımlı” kişi ve partiler ikame edilmek istenmektedir.
- Yazar, “Bir müslüman gözü ile hareketin seyrini inceleyen” kişinin müslümanlığına ve bölgeden oluşuna vurgu yaparak zihinleri manipülasyonlarına hazırlamak istemiştir. Oysa “Müslüman gözü” belli bir odak, ırk ya da devletin gözü değildir. Adı üzerinde “Müslüman”… AC, BC, TC değil…
- Hizbullah’ın bir dönem AKP’ye yanaştığına, desteklediğine ilişkin somut bir veri olmamasına, hatta bir ara seçimler boykot edilmiş olmasına rağmen, bu tür bir dezenformasyona gidilmiş, alttan alta bir tür düşmanlık hissi uyandırılmak istenmiştir.
- Öteden beri devlet temelli meselelere yaklaşanlar, Kürdistan’da yerli dinamiklerle yapılanları samimi görmemiş ve hep bir bahane bulmuşlardır. Bu yazıda da Kürdistan’daki İslami hareketlilik “Bu faaliyetler hem geçmişi unutturma” gibisinden cümlelerle artniyetli okunmuş, faaliyetler ne olursa olsun bir bahane ile mahkûm edilmek istenmiştir.
- Hizbullah, özellikle BDP/PKK’ye karşı konumlanmış izlenimi verilerek, Kürdistan halkına ve Kürdistan’da etkin olan bu yapılara “Birbirinizi yemekten başka çareniz yok” düşüncesi sinsice verilmeye çalışılmıştır.
- Mustazaflar Hareketi’nin siyasal girişimi, yapılan operasyanlar üzerinden örneklendirilerek AKP’ye “Salt tepkisel bir girişim” gibi lanse edilmiş, hareketin tarihi ve toplumsal temelleri yabana atılmıştır.
- Kurulacak Parti’den henüz kurulmamışken “Kürdçü” diye itham diliyle bahsedilmiş olması da özellikle dikkate değerdir. Ne hikmetse gecesi gündüzü Türklük ve Türk devleti olanlar “Türkçü” diye nitelenmezken, bu durum doğal yansıtılırken; Kürdistan’a dair her hareketliliğe “Kürdçü” damgasının vurulması kadim hastalıklı yaklaşımın yeni bir tezahüründen öte bir şey değildir. Yani alttan alta şunu demeye getiriyor raporu hazırlayan ali zevat! : Siz Kürd olduğunuz, Kürdistanlı olduğunuz, Kürdler’in haklarına sahip çıktığınız, yapılan zulme karşı durduğunuz, Kürd halkına hizmet ettiğiniz ve Ankara’ya bağımlı hale gelmediğiniz müddetçe “Kürdçü”sünüz… Gözardı ettikleri bir şey var: Kürdistan’ın uyanmış müslüman halkının bu sinsi dile karnı toktur… Bu aşamadan sonra kervanın hiçbir “yoldan alıkoymaya” aldırmadan yoluna devam edeceği görülmektedir.
- AKP “İslamcı” bir parti olarak lanse edilmiştir. Oysa kuruluşundan bu yana AKP hiçbir zaman kendisini İslamcı bir parti olarak tanımlamamış, bunu kabul da etmemiştir.
- Kürdler’e anasütü gibi helal olan “Kürdçe’nin resmi dil olması ve siyasal statüye kavuşmaları” bir cürüm gibi raporda işlenmiş, Hizbullah’ın bu tür talepleri dillendirebileceği kaygısı vurgulanmıştır.
- “Bu partinin en büyük sorunu, 90’lı yıllardaki şedid, insani olmayan, dar örgütçü kafayla yapılan, 98’de mezar evleri, domuz bağları ile afişe olan geçmişleri olacaktır.” gibisinden cümlelerle, geçmişin kendi şartlarında değerlendirilmesi ve tartışılması gereken pratikleri yeni kurulmakta olan bir harekete hamledilerek hareket yıpratılmak istenmiştir.
- Raporda, “PKK/BDP’nin AK Parti’ye karşı uyguladığı alan baskısı ve şiddetini bu hareket kabul etmeyecektir, buna tevessül edilmesi halinde misliyle cevabını vermekten ve sonucu ne olursa olsun kavga ve çatışmaya girmekten kaçınmayacaklardır.” gibisinden cümlelerle “kan’dan ve iç çatışmadan rant umanlar”ın beklenti içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. Ancak tüm tarafların artık bu oyunlara karşı uyanık olduğu bilinmekte ve bu oyunun da tutmayacağı görülmektedir.
- Yine raporda yer alan “Bu partinin oluşturacağı yeni söylemin zaten var olan Kürtlerdeki kimlik bilincini katlayarak artıracağı, sorunun bir an önce kalıcı olarak halledilmemesi halinde bölge ile merkez arasındaki kopuşu sert biçimde besleyeceği öngörülebilir.” cümlesiyle de Kürd halkının bilinçlenmesinden ve özgürleşmesinden duyulan korku rapora yansıtılmakta, Kürdler’e emir ve idare altında yaşamanın dayatılmak istendiği anlaşılmaktadır.
Satır aralarından daha birçok sinsi/artniyetli düşünce ve tesbitlerin okunabileceği rapordan ve yazıdan bir kısım çıkarımlar böyle…
Ahmet Taşgetiren raporu oldukça objektif bulmuş (!) ve eklemiş: “Bence hükümetin, devletin oturup her kelimesini değerlendirmesinde sonsuz yarar var.”
Temennisine, “Nasıl Yani?...” demekten kendini alamıyor insan.
Hükümet ve devlet oturadursun, huzura ve onurlu bir geleceğe talip tüm kişi ve kesimlerin de oturup akl-ı selim’le bu tür raporlara ve gelişmelere yaklaşması, kan’dan ve çatışmadan rant umanların beklentilerini boşa çıkarması gerektiği gün gibi ortadadır… (Bangaheq.net)


















