İslamcıların İslam Devleti ile İmtihanı
“Araplar 77 yıldır İsrail'e karşı Allah'tan yardım diliyorlar ve Allah onlara icabet ettiğinde, direniş ortaya çıktığında, direnişe karşı İsrail'le ittifak kurdular.” (Dr. Hasan Ahmediyan)
Kendilerini İslamcı olarak takdim eden bir kısım zevat da onlarca yıl “İslam devleti” hayalleri ile yaşadılar. Yıllarca dergilerinde, gazetelerinde İslam devletinin gerekliliğini hatta zaruretini anlattılar. Bunun için Allah’a dua ettiler yalvardılar.
Allah dualarını kabul edip İslam Cumhuriyetini lütfedince ona düşman oldular. Tıpkı Yahudiler gibi! Yahudiler de yıllarca bir Peygamberi dört gözle beklediler. Beklenen Peygamber geldi ama ona düşman oldular. Çünkü peygamber onların kavminden değildi. Düşmanlıkta o kadar ileri gittiler ki Ehli Kitap olmalarına rağmen putperest müşriklerle işbirliğine girdiler.
Kurulan İslam Cumhuriyeti de bizim kazısan altından kavmiyetçilik çıkacak İslamcı(!) taifenin hem kavminden hem de mezhebinden değildi. Yıkılmalıydı, yıkılması için gerekirse ABD/NATO ile ittifak kurulması dahi caizdi.
Oysa İslam ırkçılığı lanetlemişti. Sorsanız onlar da lanetlediklerini söylerler ama “sancak düştüğü yerden kalkar” teraneleri ile bir İslam devleti olacaksa bu ancak Osmanlı bakiyesi üzerinde Osmanlı torunları eliyle olmalı derler. Amerika’nın kuklası ve taşeronu olsa da karşılığında ümmetin petrol ve sair kaynakları peşkeş çekilse de buna razıdırlar.
Nitekim Amerika’nın atadığı İsrail’in taşeronu Colaniyi tebrik ve takdis ettiler. Ama mazlumların mustazafların hamisi Mescidi Aksanın özgürlüğü için en azizlerini şehit veren İslam devletinden razı değiller.
Bunların bu tutarsız tutumu “İslamcılık” kavramını da aşındırdı, kirletti, emperyalizmin yedeğine yerleştirdi.
Oysa gerçek İslamcılar böyle değildir. Söz gelimi ben de İslam devleti hayalleri kuranlardandım. Hala aynı düşüncedeyim. Yıllarca İslam devletini Müslümanlar için “su ve balık” ilişkisi ile anlattım durdum. Hala da aynı görüşteyim. Nasıl ki su olmayan yerde balık yaşayamaz ise, İslam devleti olmayan bir devlette de Müslüman Mümince yaşayamaz diyordum, hala da diyorum.
İslami olmayan bir devlette mümin sudan çıkmış balık gibi suya kavuşmak için bütün gücü ile çırpınır kıvranır ya suya kavuşur ya da bu yolda ölür. (şehit olur) Eğer normal bir hayat sürüyorsa onun mümin olduğu şüpheli hale gelir. O artık hem suda hem karada yaşayan bir türdür. Kısaca münafıktır. Müslümanla Müslüman, kâfirle kâfirdir.
O yüzden İslam Cumhuriyeti kurulduğunda benim hayalim gerçekleşti. O zamandan beri O’nu Allah’ın bize bir lütfu görüp hamdettim, şükrettim. Artık bir İslam devleti kurma hayali yerine mevcut devletimin her alanda gelişmesi, güçlenmesi zalimlerle cihadında zaferi için çalıştım, çabaladım.
Bu söylediklerimi ancak gerçek anlamda Muhammedi İslam’ı kavramış ve sindirmiş olanlar anlar. Damarlarında ırklarının mikroplu kanı dolaşanlar mezheplerini din haline getirenler anlayamazlar. Onlar ‘İslam devleti’ şuurundan yoksun olduklarından Şahlarla Padişahların kavgalarını sakız gibi çiğnemeye devam edeceklerdir. Bizim gibileri de Kürtlük/Türklük/Araplık/Farslık şuurundan mahrum zavallılar(!) gibi göreceklerdir.
Bizi o meşum şuurdan mahrum bırakan Rabbimize hamdolsun! (Emin Güneş - Hürseda Haber)











