Hüda-Par Sözcüsü PKK'li Kalkan'ın Sözlerini Yorumladı
HSH- KCK yürütme konseyi üyesi Duran Kalkan ile bir röportaj gerçekleştiren Gazeteci Ruşen Çakır, Vatan gazetesindeki köşesinden bu röportajı yayınladı. PKK ile Hizbullah arasında yaşananlarında gündeme geldiği röportajda konuşulanları HÜDA-PAR Başkan Yardımcısı Avukat Mehdi Oğuz Rehber Tv ekranlarında yorumladı.
Rehber Tv’de öğle saatlerinde yayınlanan Günün İçinden programına telefonla bağlanan HÜDA-PAR Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Mehdi Oğuz, moderatör Yunus Emiroğlu’nun Duran Kalkan’ın Ruşen Çakırla gerçekleştirdiği röportajda yaptığı açıklamalar ile ilgili sorularını yanıtladı.
"Gerçekten bu açıklama aslında önemli bir açıklama" diyerek sözlerine başlayan Oğuz, “Daha önce BDP Milletvekillerinin yaptığı açıklamalar vardı. KCK yetkililerinin yaptığı açıklamalar vardı. PKK’nin yetkililerinden gelen açıklamalar vardı. Bu son açıklama aslında olayların ne şekilde meydana geldiğini açık ve net bir şekilde ortaya koymaktadır.” dedi.
Oğuz, Duran Kalkan’ın söylediği “Gençlerimiz olayı engellemek yerine onlarla ittifak halinde hareket edebilirlerdi.” sözü aslında olayın PKK/BDP yanlısı gençlerin, Bilge Gençlik Kulübünün faaliyetlerini engellemeye çalışmaları sonucu ortaya çıkan bir olay olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır”. dedi.
PKK Kendisiyle Çelişkiye Düşüyor
PKK’nin yetkili isimlerinden birinin böyle bir açıklama yapmasını önemli bulduklarını söyleyen Oğuz, “Bu açıklamadan da bazı sonuçlar çıkarılabilir, birincisi Duran Kalkan’ın yaptığı bu açıklamalar olayların başladığı ilk günden itibaren kışkırtıcı bir tavır sergileyen ve mütedeyyin gençleri suçlayan BDP Milletvekillerinin açıklamalarının aslında gerçeği yansıtmadığını çok net bir şekilde ortaya koymaktadır. İkincisi yaşanan hadise üzerine KCK’nın yaptığı bir açıklama vardır. Bu açıklama da maalesef çatışmaları körükleyici 90’ların dilini kullanan akıl ve izandan yoksun bir açıklamaydı. Bu açıklamanın da aslında iyi niyetli bir açıklama olmadığı ve gerçeği yansıtmadığını Duran Kalkavan’ın bu beyanatıyla ortaya çıktığı kanaatindeyim. Bu durum da aslında PKK’nin zaman zaman kendi içinde çelişkiye düştüğünü ve yaptıkları açıklamalarla birbirlerini tekzip ettikleri net bir şekilde ortaya çıkıyor.” dedi.
İslami Camialar Önyargılı Tavırlarını Gözden Geçirmelidir
Kalkan'ın sözlerinin Dicle Üniversitesi olaylarına bir kesiminin kayıtsız kaldığı, bir kesiminin ise medyada yer alan yanlı haberleri referans alan İslami Camialar içinde bulundukları durumu ortaya koymak adına önemli olduğunu belirten Oğuz, “Üçüncüsü de üçüncü bir taraf olarak olayları dışarıdan takip edenler açısından olayların gerçek yüzünü araştırma zahmetine katlanmadan PKK ve BDP’nin açıklamalarını referans alarak Bilge Gençlik Kulübü üzerinden İslami bir Camiayı suçlayan bir kısım medyanın ve çevrelerin yanlı ve de yanlış tavırlarını ortaya koyma açısından bu açıklama önemlidir.” şeklinde konuştu. Oğuz, “Özellikle de çok az sayıda olmakla birlikte bazı İslami kesimlerin önyargılı tavırlarını bu açıklama ile birlikte tekrar gözden geçirmeleri hususunda önemli olduğu kanaatindeyim.” dedi.
PKK Kürt Halkının Temsilcisi mi?
Moderatör Yunus Emiroğlu, “Duran Kalkanın bu açıklaması, daha önce olayların yaşandığı günden itibaren bu süreçte yapılan açıklamalarla farklılık arz ediyor ve aslında o zaman yapılan açıklamaları ret etmiş oluyor . Özellikle PKK ve BDP çevresinin sürekli gündeme getirdiği Kürt halkının temsilcisiyiz gibi söylemler var elbette bunlarda çok tartışılıyor. PKK/BDP Kürt halkının ne kadar temsilcisi ya da tek temsilcisi mi bunlar konuşuluyor tartışılıyor.
Son dönemlerde özellikle ciddi bir tabana sahip olan ve uzun yıllara dayalı bir geçmişi olan HÜDA-PAR’ın da siyaset sahnesinde yerini aldığını müşahade ettik. Duran Kalkan açıklamasında “Biz kimseyi yok sayma yada tanımama gibi bir düşünceye sahip değiliz. Keşke başka Kürt hareketleri de çıksa.” Diyor ama bir ama’sı var ulusal demokratik değerlere ilkelere sahip çıkma temelinde çıksa diyor. Örneğin PKK bu kadar mücadele yürüttü buna değer vererek çıksa ret etmeyiz diyor.” şeklinde bir değerlendirmede bulunarak Oğuz’a "Bu sözlerden siz ne anlıyorsunuz? sorusunu yöneltti.
Hizbullah ve PKK çatışmaları PKK’nin İslami Kesimleri Tasfiye İsteği Sonucudur
"Duran Kalkan bu açıklamasının başında Başkaları bize hayat hakkı tanımamaya çalışıyor ve biz buna karşı duruyoruz. Başkasına aynı şekilde davranırsak kendimizi inkar etmiş oluruz diyor" şeklinde cevap veren Oğuz, şöyle devam etti: “Aslında bu çok önemli bir saptamadır. Zaten bu güne kadar yaşanan sorunların temelinde de bu var Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana etnik yapıları ve inançları dışladığı ve inkar ettiği için bu sorunlar yaşanıyor. Maalesef PKK de kurulduğu günden yana bölgede aynen Türkiye Cumhuriyetinin tavrını ortaya koymuş kendisi dışındaki bütün yapıları inkar etmiş dışlamış 80’li yıllarda Kürt sol hareketleri tasfiye etmiş.
90’lı yıllara geldiğimizde İslami kesimlere yönelik bir tasfiye süreci başlatmış ve çatışmalarda bu düşünceden ortaya çıkmıştır. Hizbullah ile PKK arasındaki çatışmalar da bu düşünceden dolayı yaşanmıştı. Bu günlere geldiğimiz de ise biraz yumuşama olduğunu PKK’nın kendisi dışında hareketlere de müsaade edebileceğini ama diyor. Aması da bu gün tek parti döneminde ki zihniyetle birlikte kendilerini tek parti olarak öne koyma diğer partilerin ise ancak PKK’nın kabul ettiği ve PKK’yi meşru gören ve onları kendilerin önder olarak kabul ettiği oranda var olabileceği yönünde bir açıklama yapıyor. Bu başta yapmış olduğu açıklama ile kendi içinde de çelişiyor.
Bizim gibi düşünmeyen hatta bizim zıttımızı düşünen diğer yapılara tahammül ettiğimiz sürece bu ülkede gerçek anlamda bir özgürlük ortamının oluşması mümkün değildir. Bu kendi içinde yapılan çelişkili bir açıklamadır. Farklı fikirlere hep birlikte tahammül etmemiz lazım. Velev ki karşımızdaki fikir tam zıttımıza olsa bile. Zaten şu an yaşadığımız sorun da bu değil mi? Türkiye Cumhuriyeti bu güne kadar onları redetti. Bu güne kadar bu sorun meydana geldi. Karşılıklı olarak birbirlerini ret ettiler inkar ettiler. Bu gün ise birbirlerine tahammül edeceklerini beyan ediyorlar.
Dolayısı ile kendilerinin de bunu başkalarına uygulamaları başkalarına da bu hakkı tanımaları lazım aksi halde bu şekilde biz tanıyoruz ama bizi kendilerine önder olarak kabul etsinler gibi şartlı yaklaşımlarla bu bölgede özgürlük ortamının oluşmasını beklemek mümkün değildir. Ama bütün bunlara rağmen Duran Kalkan’ın bir önceki PKK ve BDP tarafından yapılan açıklamaların daha olumlu olduğunu düşünüyoruz.”
PKK’nın 90’lı Yıllarda Bireysel Hataların Olduğunu Söylemesi Yalandır
Emiroğlu’nun “Bu açıklama da özelikle Hizbullah özeleştiri vermeli şeklinde bir cümle kullanıyor. Sürekli PKK’nın dillendirdiği şeylerden birisi bu. Ancak PKK kendisi özeleştiri verdimi gerçi bizde özeleştiri vermekten çekinmeyiz şeklinde bir ifadesi var. Tek taraflı bir suçlama zaman zaman ortaya çıkıyor örneğin 30 bin civarında insanın ölümünden bahsediliyor. Yine binlerce insanın yerini yurdunu terk ettiği bir olaydan söz ediyoruz. PKK’nın kendisini biraz dışarıda bırakarak sadece Hizbullah’ın özeleştiri vermesi lazım şeklinde bir yaklaşım sergilemesini nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusunu yanıtlayan Oğuz, şunları anlattı: “Bu gün Türkiye de yaşadığımız sorunların temel kaynağı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Tek Tipçi anlayışıdır. Bölgede yaşadığımız sorunların kaynağında da yine PKK’nın diğer gruplara dayattığı Tek Tipçi anlayıştır. Dolayısı ile yine bu şekilde özeleştiri yapması bunun bir sonucudur. Parti olarak şunu söyledik 90’lı yıllarda yaşanan yaşananları araştıran bir Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulsun. Gerçekten de tarafsız bir şekilde bütün yaşanan hadiseleri masaya yatırsın araştırsın kimin bir hatası varsa kim yanlış yapmışsa özeleştiri de versin özür de dilesin ama tek taraflı bir şekilde ben hata yapmadım hata olmuşsa da bu bireyseldir şeklinde bir yaklaşım doğrusu pek gerçekçi değildir.” (Hürseda Haber)


















