Müftünün Görevi Ezanın Sesini Kısmak Değil...

Müftünün Görevi Ezanın Sesini Kısmak Değil, Düzgün Okunmasını Sağlamaktır!
Senelerden buyana ben de söyleyip yazıyorum: Bize mahsus olan ve dinleyene asırlar boyunca ruh sükûnu veren ezan, özellikle de "Üsküdar tavrı" denen kıraat, yani okuyuş biçimi artık tarihe intikal etmek üzeredir. İstanbul ezanının yerini makamdan ve tavırdan bîhaber müezzinlerin kerih bağırtıları almış, ezan işitene "Aziz Allah" dedirtmek yerine "Lahavle" çektirir olmuştur ama daha da vahimi, Türk ezanının birçok yerde Arap tavrının zevksiz bir taklidi şeklinde okunur hâle gelmesidir.
Ezanın bozulmasının asıl sebebi, Diyanet İşleri Başkanlığı nın müezzin kadrolarını seneler boyunca eşin-dostun tavsiyesi ile gelenlerle yahut milletvekillerinin seçim bölgelerinden gönderdikleri basit dinî tahsil sahipleri ile doldurmasıdır. Müezzin seçiminde ne musiki yeteneğine, ne de ezanı okuyacak olan kişinin müzik kulağının olup olmadığına bakılmış, sadece "Hâmil-i kart yakinimdir" şeklindeki talepler yerine getirilmiş ve ezan neticede bu hâle gelmiştir.
İstanbul Müftüsü nün ezanın düzgün okunmamasına takometreli çareler aramaya çalışırken "Araplaşma" tarafını gözardı etmesinin sebebini bilmiyorum. Ama tekrar söyleyeyim: Müftüler ezanın sesini kısmakla değil, güzel okutmakla mükelleftirler. Hele bu konuda "takometre" gibi takozumsu ve zevkten uzak benzetmeler yapmak, bürosu imparatorluğun meşihat binası, yani şeyhülislâmın makamı olan İstanbul Müftüsü ne hiç yakışmaz! Prof. Dr. Çağrıcı ya düşen, ortaya böyle Karakuşî fikirler atmak değil, eğitime dayanan estetik çareleri hayata geçirmektir.
MEHMED ÂKİF HATA ETMİŞ!
Meselenin vahim bir tarafı daha vardır: Birinci Dünya Savaşı sonrasında uğradığımız felâket senelerinde İstanbul a hâkim olan işgal kuvvetlerinin bile ezanın sesini kısmayı hatırlarına getirmemiş, bu konuda bırakın en ufak bir teşebbüse girişmelerini, imâda bile bulunmamış olmalarına rağmen, İstanbul da bugün ezanın sesinin nasıl kısılacağının yolunu arayan bir müftümüz bulunmaktadır.
Meğerse, Kurtuluş Savaşı senelerinde okunan hutbelerde seneler boyu "Bu ezanlar susmayacak" diyen âlimler büyük yanlış yapmışlar, Mehmed Âkif de İstiklâl Marşı nda ezandan sözettiği mısrada "Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli" derken hata etmiş!
Ortodokslar ın Sümela Manastırı nda 88 sene aradan sonra ilk defa âyin yapmalarına izin verdiğimiz günlerde, İstanbul un müftüsü, Ortodoks Patriği nin bile ruhlarına kendi dinince dua ettiği padişahların payitahtından yükselen ezanın sesini kısmanın yolunu arıyor...
Velhâsıl tuhaf, çok tuhaf bir memleketiz!
Murat Bardakç/ HABERTÜR