'Hizbullah bu memleketin bir gerçeğidir'

'Hizbullah bu memleketin bir gerçeğidir'

Kadim Akademi ile MÜSİAD Mardin şubesinin düzenlediği "Barış konuşmaları, çözüm önerileri" panelinde konuşan Mehmet Yavuz, bir soru üzerine, Hizbullah meselesi katıldığımız her ortamda bize soruluyor. Çok net cevaplar veriyoruz kaçınmıyoruz. Hizbullah Cemaati bu memleketin bir gerçeğidir." dedi.

Kadim Akademi ile Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Mardin Şubesi tarafından düzenlenen “Barış konuşmaları, çözüm önerileri” konulu panele konuşmacı olarak katılan HÜDA PAR Genel Sekreteri ve Parti Sözcüsü Mehmet Yavuz, konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.

“Dil ya da kavim Allah’ın ayetidir”

Yavuz, bir soru üzerine, "Biz HÜDA PAR olarak bu meselenin İslami bir zeminde çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. O açıdan HÜDA PAR bence bir şanstır. Dil ya da kavim Allah’ın bir ayetidir. Yok, saymak, engellemek Allah’ın ayetlerine karşı gelmektir. Bu Müslüman olduğunu iddia eden herkesi ciddi bir sorumluluk altına iten ve İslami referanslara sahip hiçbir insanın sorumluluğunu almak istemediği ciddi bir vebaldir." dedi.

“Kürt halkının sınırlarını Müslüman unsurlar çizmedi”

Bir katılımcının HÜDA PAR olarak çözüm öneriniz nedir? Sorusu üzerine Yavuz şunları kaydetti: "Parti programımızdan bir kaç madde okuyorum. 1- Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür nitelemesinden vazgeçilerek Kürtlerin varlığı anayasal olarak tanınmalı, Türkler ve Kürtler ülkenin asli kurucu halkları olarak kabul edilmelidir. 2- Kürtçe, Türkçe ile beraber ikinci resmi dil olarak kabul edilmeli Kürtçe aynı zamanda eğitim dili olmalıdır. Yeterli talep olması halinde anadili farklı olan vatandaşların da kendi dillerinde eğitim alabilmelerinin önü açılmalıdır. 3- Başta vatandaşlık tanımı olmak üzere anayasa ve sistemin bütün resmi literatürüne hâkim olan Türklük esaslı dışlayıcı ve ayrımcı söylem kesinlikle terk edilmelidir. 4- Siyasi nedenlerle uğradıkları takibat ve aldıkları cezalar nedeniyle yurt dışına çıkmak zorunda kalmış olanların ülkeye geri dönmesi, siyasi düşüncelerinden dolayı cezaevlerinde tutulan kişilerin de toplumsal hayata dönebilmeleri için siyasi genel af çıkarılmalıdır.

Ve bizler HÜDA PAR olarak diyoruz ki, 1916 yılında bir antlaşma yapıldı. İngilizler, Fransızlar ve Ruslar arasında Sykes-Picot antlaşması. Bu antlaşmaya göre şu anki Ortadoğu'nun haritası çizildi. Dolayısıyla Kürtlerin topraklarını dörde ayıranlar ne Türkler, ne Farslar ne de Araplardır. Müslüman unsurlar değil Gayri Müslim unsurlardır. Benim PKK'ye getirdiğim eleştiri de budur aslında. Sınırların şeffaflaştırılması da dâhil olmak üzere Kürt halkının 4 parçalı Kürdistan’da insani, ticari, siyasi, kültürel, her türlü anlaşmayı ve gidip gelmeyi garanti altına alabilecek bir idari birim oluşturulmalıdır. Bunun adı özerklik, federasyon, konfederasyon hatta ve hatta Kürt halkının kendisinin karar vereceği bir bağımsızlık hareketinin dahi tartışılması gerektiğini düşünüyoruz. HÜDA PAR olarak bizim net duruşumuz budur. Bu İslami bir bakış açısıdır.”

“Hizbullah Cemaati bu memleketin bir gerçeğidir”

Bir katılımcının Hizbullah Cemaatiyle ilgili sorusunu da yanıtlayan Yavuz, "Hizbullah meselesi katıldığımız her ortamda bize soruluyor. Çok net cevaplar veriyoruz kaçınmıyoruz. Hizbullah Cemaati bu memleketin bir gerçeğidir. Eleştirebilirsiniz ama bizim gözlemlerimiz şu yöndedir; Hizbullah üzerine tezler yazılmış ve Hizbullah üzerine yazılan bu tezlerden Hizbullah tanınıyor. Mesela bu memlekette Hizbullah konusunda görüş belirten insanlara bakıyorum, hiç bir tanesi Hizbullah’ın her hangi bir yetkilisiyle ne görüşmüş ne de bir yetkili tanımış. Klasik güvenlikçi devlet anlayışı ile yazılmış, bir halkın tecrit edilerek, psikolojik harekât yürütülerek yapılan çalışmaların etkisindeki tezler olduğunu görüyoruz bu tezlerin. Şunu net olarak söylüyorum, gün gelecek Hizbullah üzerine yazılan bütün ezberler bozulacak. Bir tanesini söylüyorum, 6- 8 Ekim’de ne olduysa 90'lı yıllarda da o oldu. PKK kendisine muhalif olarak gördüğü, sadece dindar camiaları değil, sol grupları da tasfiye etti. PKK 80'li yıllarda sol muhalefeti tasfiye etti, 90'lı yıllarda da kendisine muhalif olarak İslami camiaları hedef aldı, Hizbullah Cemaati de bunlardan bir tanesiydi.

Camii eksenli çalışan Hizbullah Cemaatiyle ilgili sadece bir örnek vererek bir ezberi bozmak istiyorum. Babası dağda olan Ali isminde bir genç, camiye gidiyor. İşte sizin ifadenizle Hizbullahçı, camiye gitmemesi noktasında babası dağdan inerek kendisine telkinde bulunuyor. Gider misin gitmez misin “bak seni öldüreceğim” diyor. Camiye gidemezsin benim ideolojim doğrultusunda hareket etmek zorundasın. Ve silahını çıkarıp, ben camiye gideceğim diyen, öz evladının kafasına sıkarak katlediyor. 6- 8 Ekim olayları olmasaydı belki bu gün 90 lı yıllarda olanları açıklamakta zorluk çekecektik. Neden? Çüngü Hizbullah'ın ne bir dergisi var, ne bir gazetesi var. Ne söylersen üzerine oturuyor. Hizbullah’ı İran kurdu, Hizbullah’ı İsrail kurdu, Hizbullah’ı Ergenekon kurdu, kurmuştur. Birbirine zıt gırla giden tezler." ifadelerini kullandı.

“Hizbullah Cemaati ile irtibat kurmak çok kolay”

Yavuz, konuşmasının devamında isteyenlerin Hizbullah yetkilileriyle kolay bir şekilde irtibata geçebileceğini belirterek, “Tavsiye olarak söylüyorum, Hizbullah’ın yetkilileriyle çok kolay bir şekilde irtibata geçebilirsiniz. Ruşen Çakır geçenlerde, 'Hüseynisevda.biz' sitesi üzerinden Hizbullah cemaatiyle röportaj yaptı. Ve Hizbullah cemaatinin bakış açısı konusunda cevaplar aldı. Hizbullah cemaatini tanımadan, her hangi bir temas gerçekleştirmeden başkası hakkında söylenecek şeyde adaletten şaşmamak lazım. Bizler hakkı ayakta tutmamız gerektiğini bize emreden bir dinin mensuplarıyız. Bu yüzden kin ve öfkemiz bizi adaletsizliğe sürüklememelidir.

Hizbullah Cemaati, kendisini tasfiye etmeye çalışan PKK ile devlet görüştüğü halde olgun ve aklıselim ile çözüm sürecini desteklediğini, devletin ilk defa doğru bir iş yaptığını, devletin şiddet meselesini elinde silah olan PKK ile görüşmesinin doğru olduğunu söylemiştir. Ama söz konusu olan Kürt meselesi ise geniş bir hinterlanda yayılan bu devasa meselede muhatabın bütün Kürtler olduğunu, net bir şekilde ifade etmiştir.” şeklinde konuştu. (Adnan Oğuz - İLKHA)