İsrail çekilmeden anlaşma olmaz
Anlaşmanın Lübnan cephesini de doğrudan kapsadığını vurgulayan Erakçi, ‘İsrail, Lübnan’dan tamamen çekilmeden bu savaş bitmeyecektir.’ dedi.
İran ve ABD arasında Pakistan’ın arabuluculuğunda varılan mutabakatın yankıları sürerken, Tahran’dan anlaşmanın geleceğine ve cephedeki askeri stratejiye dair iki kritik açıklama geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi mutabakatın diplomatik çerçevesini çizerken, Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani ise sahadaki askeri caydırıcılığın altını çizdi. Erakçi açıkça “Lübnan’da işgal sona ermezse savaş bitmez.” dedi.
‘İsrail saldırılarını derhal durdurmalı’
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, 3 ay süren yoğun müzakerelerin ardından varılan mutabakatın en önemli sonucunun “savaş halinin sona ermesi” olduğunu belirtti. Cuma günü yürürlüğe girecek anlaşmanın Lübnan cephesini de doğrudan kapsadığını vurgulayan Erakçi, Lübnan’da savaşın bitmesinin, İran’da savaşın bitmesi için zorunlu bir şart olduğunu ifade etti. Erakçi, mutabakatın taraflarını bir yanda ABD ve İsrail, diğer yanda ise İran ve Hizbullah olarak tanımladı:
“İsrail, Lübnan’dan tamamen çekilmeden bu savaş bitmeyecektir.”
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile de bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Erakçi, 60 günlük müzakere süreci boyunca İsrail saldırılarının derhal durdurulması gerektiğini vurguladı.
‘Direniş Cephesi dimdik durdu’
Askeri kanattan gelen açıklama ise mutabakatın arkasındaki saha durumuna işaret etti. Kudüs Gücü Komutanı Tuğgeneral İsmail Kaani, Direniş Cephesi’nin zorlu koşullara rağmen ABD ve İsrail ittifakına karşı dimdik durduğunu belirtti. Lübnan müzakerelerinde İran heyetinin kararlı duruşunun, diplomasinin sahadaki direnişten bağımsız olmadığını kanıtladığını söyleyen Kaani, Hizbullah’ın bugüne kadar gösterdiği gücün sadece “buzdağının görünen kısmı” olduğunu ifade etti.
Gazze’deki direnişin işgale karşı zafer kazandığını vurgulayan Kaani, düşman cephesine uyarılarda bulundu. Direniş’in elinde hâlâ güçlü kozlar olduğunu belirten Kudüs Gücü Komutanı, “Babülmendep Boğazı, Direniş Cephesi’nin elindeki kazanan kozlardan yalnızca biridir. Gerekirse başka gizli kozlarımızı da açığa çıkarırız.” diyerek stratejik su yolları üzerinden küresel bir gözdağı verdi.
İki İranlı yetkilinin açıklamaları, Tahran’ın ABD ile masaya oturmasına rağmen hem Lübnan’daki İsrail işgali sona erene kadar askeri teyakkuzunu koruyacağını hem de bölgesel denklemlerde geri adım atmayacağını gösteriyor.
‘Abluka kaldırıldı’
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Taht Revançi de ABD’nin İran’a ait gemilere uyguladığı deniz ablukasının kısmen kaldırdığını duyurdu. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Revançi, ABD ile varılan mutabakat kapsamında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının kaldırılmasının vurgulandığını belirterek, “Ablukanın kaldırılması başından beri vurgumuzdu ve (mutabakat) imzalanmadan önce abluka kısmen kaldırıldı.” dedi. Revançi ayrıca cuma günü İsviçre’de yapılacak imza törenine İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın katılacağını belirtti. ABD tarafını ise Başkan Yardımcısı JD Vance temsil edecek.
‘Washington savaşı sürdürmenin değişime neden olmayacağını gördü’
İranlı siyasi analist ve yazar Peiman Salehi, anlaşma sürecini Aydınlık’a değerlendirdi. Salehi, yeni mutabakat için “Washington’un geçmişteki sicili -buna Kapsamlı Ortak Eylem Planı’ndan (JCPOA) çekilmesi ve önceki müzakere turları sırasında İran’a saldırmış olması da dahil- göz önüne alındığında, bence en önemli husus bu mutabakatın tamamen bir güvensizlik ortamında imzalanmış olmasıdır.” ifadelerini kullandı.
Bunun İran ile ABD arasında dostane ilişkilerin başlangıcı olarak yorumlanmaması gerektiğini de belirten İranlı uzman, “Bu sadece savaşın sona erdiğini ilan eden bir belge de değildir. Hem Tahran hem de Washington açısından bakıldığında, çatışmayı sürdürmenin kökten farklı sonuçlar doğurması pek olası görünmüyordu. Hatta İran’da bazıları, karşı karşıya gelme durumunun tamamen ekonomik bir alana kayması halinde bunun İran’ın lehine bile işleyebileceğine inanıyor.” dedi.
‘Uranyum hala çözülemedi’
Bununla birlikte, henüz çözüme kavuşturulmamış en önemli konunun İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoku olmaya devam ettiğini vurgulayan Salehi, “İran içinde bu konu kritik bir mesele olarak görülüyor; çünkü birçok kişi bunu bir caydırıcılık unsuru olarak değerlendiriyor. Bu nedenle, zenginleştirilmiş uranyum meselesinin, nihai bir anlaşmaya varmayı amaçlayan gelecekteki tüm müzakerelerde temel zorluk haline geleceğine inanıyorum.” yorumunda bulundu.
‘Bölgede gerilimin azalması için önemli’
Salehi, mutabakatın bölgesel istikrar ve Batı Asya genelinde gerilimin azaltılması açısından önem taşıdığını kaydetti. “Bölgesel sakinlik kendi başına değerlidir.” diyen İranlı uzman, “İran içinde, ülkenin bu çatışma sırasında askeri kabiliyetlerini dünyaya kanıtladığına dair daha geniş bir algı da mevcut. Birçok İranlı yetkili, bu sonucun İran için daha fazla tecrit edilmeye yol açmayacağını umuyor. Aksine, bölge devletlerinin İran ile ilişkilerini dengeleme yönünde giderek daha fazla adım atacağına ve bunun da nihayetinde daha büyük bir bölgesel işbirliği ile entegrasyona katkı sağlayabileceğine inanıyorlar.” ifadelerini kullandı.(Aydınlık)

















