Avrupalı DEAŞ'lıların akıbeti tartışılmaya devam ediyor

Avrupalı DEAŞ'lıların akıbeti tartışılmaya devam ediyor

Avrupa, terör örgütü DEAŞ'a katılmış vatandaşlarını geri almakta isteksiz davranırken, uzmanlar bu kişilerin adil şekilde yargılanmaları ve güvenlik tehdidi oluşturmadan ülkelerine dönebilmeleri için farklı çözüm yollarını değerlendiriyor.

DEAŞ'ın Suriye'de varlık gösterdiği son alanlardan Aralık 2018'de çekilmesinin ardından, örgüt içindeki yabancı teröristlerin durumu tartışma konusu olmaya devam ediyor.

ABD, Avrupalı kaynak ülkelerin vatandaşları olan teröristleri geri alması için ısrarcı davranırken, bu ülkeler geri kabul konusunda istek göstermiyor.

YPG/PKK ise ele geçirdiği DEAŞ'lı teröristleri Rakka ve Haseke'deki cezaevlerine götürüp, sonradan salıverilmeleri için anlaşmalar yapıyor.

Avrupalı uzmanlar, bu kişilerin akıbetleriyle ilgili muhtemel çözümleri AA muhabirine değerlendirdi.

İngiltere'deki Exeter Üniversitesi İslami ve Arap Çalışmaları Enstitüsü Uzmanı Dr. Billie Jeanne Brownlee, "Sorulması gereken 'Bu insanları ne yapacağız?' değil, bu insanların neden DEAŞ'a katıldığı sorusudur." dedi.

Brownlee, "Avrupa ülkeleri Müslümanları entegre etmekte başarısız olup, ötekileştirme ve marjinalleştirme süreci mi başlattı? Bu sorulmalıdır. Bu kişileri geri kabul etmeyerek, kendi hatalarımızı anlamayı ve onları farklı açıyla kucaklamayı reddediyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Avrupa ülkelerinin söz konusu kişileri ülkelerine geri kabul etmekteki isteksizliğinin gerçekçi sebepleri de olduğuna değinen Brownlee, bilgi olmadan yargılamanın, bu kişiler ile ailelerini topluma entegre etmenin ve topluma terör tohumları ekip ekmediğinden emin olmanın zor olduğunu söyledi.

Brownlee, Avrupa'nın DEAŞ'a katılan vatandaşlarından sorumlu olduğunu şu sözlerle anlattı:

"Onlar Avrupa vatandaşları ise ülkelerine dönmeye de hakları var. Ayrıca DEAŞ'ın Suriye'deki işgalinin sürdüğü sırada, pek çok Avrupa ülkesi Suriye'ye seyahat yasağı getirmemişti. Yalnızca ülke içindeki terör örgütleri için düzenleme vardı. Avrupa Birliği (AB) boyutunda bu tür ilk yasalar 2015'te ortaya çıktı. Yani kanunlar proaktif şekilde uygulanamadığında, insanların geri dönüşünü de engelleme hakkınız yok. Avrupalı DEAŞ savaşçıları ülkelerine dönmeli, yargılanmalı. Onları ve ailelerini, topluma yeniden entegre etmek için etkili destek yöntemleri uygulanmalı. Ayrıca Avrupa, marjinalize olmuş gruplara karşı politikalarını yeniden gözden geçirmeli."

"Belçika'da terör örgütüne üye olmak suçundan en fazla 5 yıl hüküm giyiliyor"

Belçika'daki Leuven Üniversitesi İslami ve Arapça Çalışmalar Bölümünde öğretim görevlisi Pieter van Ostaeyen de Avrupa ülkelerinin bu konudaki isteksizliğinin kamuoyundan kaynakladığını belirtti.

Van Ostaeyen, "Belçika'da cezalar çok düşük. Terör örgütüne üye olmak suçundan en fazla 5 yıl hüküm giyiliyor. Bence en iyi çözüm, uluslararası mahkeme kurulması ve tüm DEAŞ üyelerinin aynı kurallara göre yargılanması. Bundan sonra aldıkları cezaya göre, tercihen kendi ülkelerinde tutuklu kalırlar. Asıl sorun, diğer mahkumları da radikalleştirmeleri riski göz önüne alındığında, nerede tutuklu kalacakları, diğer mahkumlarla birlikte mi yoksa ayrı mı tutulacakları." tespitinde bulundu.

Belçikalı araştırmacı Van Ostaeyen, şöyle devam etti:

"Kesinlikle vatandaşlıktan çıkarılmamalılar ya da Irak gibi idama çarptırılabilecekleri yerlerde bırakılmamalılar. Kaçınılması gereken bir diğer son da YPG ve SDG'nin, ABD Suriye'den çekildikten sonra onları serbest bırakması. Uzun vadede bu kişilerin kaynak ülkelere dönmeleri en iyisi."

DEAŞ, Ekim 2017'de Suriye'deki kalesi Rakka'yı kaybetmesiyle hızlı bir çöküş sürecine girmişti. Suriye'nin kuzeydoğusunda DEAŞ'ın çıkarıldığı alanların tamamını YPG/PKK işgal etti. DEAŞ, halihazırda yalnızca Humus'taki çöl bölgesinde varlık gösteriyor. Buradaki yaklaşık 5 bin kilometrekare alanda DEAŞ, Beşşar Esed rejimi güçlerince kuşatılıyor.

YPG/PKK, daha önce teslim olan DEAŞ'lıları bir süre alıkoyduktan sonra, ABD'nin göz yumması sonucunda salıvermişti. Örgüt, son olarak Kasım 2018'de DEAŞ elebaşlarından Ebu Halit El Suri kod adlı Cemal Feyyad El Hüseyin'i 100 milyon Suriye lirası (yaklaşık 1 milyon Türk lirası) karşılığında serbest bırakmıştı.

ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun sözcülerinden Eric Pahon, 14 Kasım 2018'de bu anlaşmalara ilişkin yaptığı açıklamada, "Koalisyon tamamen katılmasa da ortaklarımızın kararına saygı duyduk." ifadesini kullanmıştı. (AA)