Şeref ve Dindarlık 1
Şerefsiz bir kardeş olacağına,
onurlu bir düşman ol daha iyi.
“Önce şeref, sonra hayat!” dermiş Alman Filozof Friedrich Schiller (1759-1805). Onurlu bir toplum için şeref, yaşamaktan daha önemlidir (en azından eskiden öyleydi).
Düşmanına adil olmak, bizim şeref notumuzu verir. Hatırlayalım Selahaddin-i Eyyubî, Haçlı zalimlerinden dahi şeref notu alabilmiştir. Dokuz asırdır, Batılı muhataplar bu insanı övmektedir.
Yine hatırlayalım! Bir dağ gibi olan İmam Ali’nin gölgesinde, dinlenebilirmiş düşmanları. Hayin dinidarlara dahi eman verirmiş.
Homeros'un İlyada destanında, Truva Kralı Priamos, oğlu Hektor'u öldüren Akhilleus'un karşısına çıkarak cesedi geri almak için yalvarır. Akhilleus, düşmanına saygı gösterir ve onunla yemek yiyerek tarihte bir "soylu düşmanlık" örneği sergiler.
Beri yandan şerefsiz dost, zehrini bir 'hediye' diye sunar. Hayin kardeş, çoktan kuyu kazmıştır bile.
Doğrusu içinde olduğumuz bu fitne kışında, centilmence ve mert bir şekilde konuşana veya sosyal medyada yazana rastlamak nadir bir şey. Tersine örnekler çok: Gazeteci kılığında süper’in de üstü, fonlu müfteriler[1] var. Sakallı cübbeli ispatlı yalancılar var.
Daha ötesi Suudi, Katar gibi ümmet parasını ABD silah lobilerine peşkeş çeken hiper hayin mezhepçi sistemler de zaten cabası.
Bu ümmette “onursuz ihtilaf ehli” kimseler veya sistemler bir orman kadar çok.
Onları görünce İngiliz Başbakan John Major’un “Anlamaktan çok lanetlemeye ihtiyacımız var” sözünü hatırlıyor insan. Ama iş lanetle de düzelmiyor.
Eğer şeref bir ilaç olsaydı. Müslümanlara acilen şeref serumu takılmalı. Özellikle de dindarlara. Çeyrek metrelik sakallarıyla iftira edenden tutun da, her kılıktaki dindarlar, onursuzca davranabilmektedirler.
Dememiz şu ki; dindarlar olarak, onur kültürü’nün tekrar diriltilmesi gerekiyor.
Derler ki militer Antik Sparta Şehir Devleti’nde kızların intihar salgını vardır. İdareciler bir türlü onları ikna edemez. En son çözüm olarak derler ki; “İntihar eden genç kızların çıplak vücutlarını şehrin göbeğinde sergileyeceğiz.” Bunu duyan kızların intihar furyası bıçak gibi kesilir. Oysa intihar eden koyun, vucudunu zaten hissetmez ve sonrasını da hesaplamazdı. Demek herşey kafada ve algılarda bitiyor.
Bu nükte şu yorumu belki haklı çıkarabilir: Bazı eylemlerin önü kesilmelidir. Ve özellikle söz misal bu ümmetteki şeref yoksunu “nefretçi müfteri söylemler”in, en ibretli bir şekilde sergilenmesi gerekir. Sergilenmeli ki bu insanlık ve İslâmlık dışı “öfke kültürümüz”, bir miktar azalabilsin. Öfkemiz sadece hak edenlere yönelsin.
Bunu sergilemenin mantığı da; ne olursa olsun öfke ve nefret duygularının asli olarak hayvanî hisler olduğudur (yalan ve iftira ise tamamen Şeytanî). Bunların azı faydalı, çoğu ise zararlı duygulardır.
“Nefretçi ideolojik dini amigolar”ın bolluğu içinde, "kin ve buğz ikliminde doğru düşünmek" imkansız olduğu kadar, dinde kardeş kalmak da imkansız gibi.
Yüce Allah ve şerefli Peygamber’i bize “Müminler kardeştir” diye dursun, Müslümanların fiiliyatta dinde kardeş olmadıkları (pek olmak için de çalışmadıkları) hemen hemen ispatlı gibidir.
Kardeşlikten anlaşılan bellidir: Mezhep kardeşliği, cemaat-tarikat kardeşliği, ırk-vatan kardeşliği gibi alt düzey kardeşlik çeşitleri...
Somut örneklerle konu içeriğine girildiğinde, hemen hemen bu tavır iyice gün yüzüne çıkıyor. Örneğin “Selefî-Nurcu-tarikat kardeştir, Şiiler ve Sünniler kardeştir, Türkiye ve İran kardeştir” gibi cümleler karşısında, kırmızı görmüş İspanyol boğası köpüren yüzler, bu kardeşliğin fiiliyatta istenmediğinin, küçük ama etkili birer göstergesi.
Öyleyse “Müminler kardeştir” demek çok kolay. İnsanlar, asıl ayrıntıda boğuluyor. İşte o zaman karşıdakini tamamen batıl yapıyoruz, sonra da batıl dediğimiz fırkanın aleyhine faaliyet yürütürken; aşırı tarafgirlik, abartmak, bazı doğruları saklamak, karşının erdemlerini yok saymak, hüsnü zannı çiğnemek gibi gayrı adil davranışlara saplanıyoruz. Bu ayrıntıdaki aşama, kardeş olmayı bitiriyor zaten.
Kardeş olamadığımızın kanıtlarını saymaya veya yüzbinlerin katıldığı “internet tekfir balta savaşları”na değinmeye gerek yoktur. “Kini dölleyen alimler, kitaplar veya siteler listesi”ne de gerek yok.
Esasen bu ümmette en az var olan kardeşlik çeşidi; “ümmet kardeşliği”dir. Haliyle “mü’min kardeşine muhabbet göstermek gerekir” gibi sözler hükümsüz olmakta ve en büyük sığınağımız olan İslâm kardeşliği de geçersiz durmaktadır... (Devamı da başka zamana kalsın) vesselam. (Selahattin Çelik - Hürseda Haber)
[1] Herkes “Sabır Meşhur” adlı bir gazateci gibi iftira ile semirmiş ve fonlanmış gibi davranıyor. Yüzbinler de bu gibilerin takipçisi.











