İslâm Gelecekte Tekrar Hakim Olabilir Mi?
“Ümîdvâr olunuz! Şu istikbal inkılâbı içinde,
en yüksek gür sadâ İslâm’ın sadâsı olacaktır.”[1]
Bir sosyal deney yaptım. Birkaç gencimize aniden; “İslâm dünyaya hakim olabilir mi?” diye bir soru sordum. “Olamaz” dediler ve dakikalarca gerekçelerini sıraladılar: “Kapitalizm çok güçlü, birlik değiliz, olamayız...vb.”
Doğrusu şaştım, kaldım.
Ben ise içimde; “Meğer biz ne yapmışız da nesillerimizi bu kadar umutsuz kılmışız! Kirli gündem, işgaller ve bizim aşırı eleştirel tenkitçiliğimiz, neler yapmış meğer!” dedim kendi kendime.
“Vaktin vacibidir”, sorunları ve cevapları düşünmek.
Görünen kadarıyla, gençlerde ve halkımızda, İslâm’ın tekrar hakim olabileceğine dair, derin bir umutsuzluk var.
En büyük bir belâ da gelecek tasavvurunu kaybetmektir. “Yeis manii her kemâldir.” (Bedüzzaman: Ümitsizlik her yüceliğe manidir)
Kur’ân’a bakılırsa “ümitsizlik”; büyük günahlardan: “Ancak sapıklar, ancak imansızlar ümitsiz olur.”[2] der ayetler.
Umutsuzluk aşılıyoruz, yayıyoruz. Yani günahı yayıyoruz.
Umut öldürenle, “intihar et” diyen aynı yoldadır.
İstikbâle dair, gaybi haberlerdeki müjdeler de pek akılcı ve realist gelmiyor insanlara.
“Evet İslâm hakim olacak” diyen yazar-çizerler de neredeyse hiçbir akli ve mantıği izah getirmiyorlar. Topu, Allah’a ve İmam Mehdi ile alakalı gaybi hadislere havale ediyorlar. İşin kolayına sarılmışlar. Allah’ın kâinâttaki, tarih, toplum ve başarı ile ilgili yasalarını hesaplamıyorlar.
Bize göre İlâhi Sünnetullah’ın; “tarih ve toplum yasaları” da İslâm’ın hakim olma potansiyelini açıkça haykırmaktadır. Konumuz budur ve bizce faydalıdır.
***
“Saf Muhammedî İslâm”, (Muhammed Ailesinin İslâm’ı -Allah’ın selamı üzerlerine olsun-) gelecekte tekrar hakim olabilir mi; olabilirse, hangi gerekçelerle olabilir? Kısa öz sıralayalım:
1-Tarih ve Tecrübe Yasası gereği İslâm hakim olabilir: İslâm; 640 ve 1700 yılları arasında en az 1000 yıl, dünyanın en önemli hakim gücüydü. Yani sabit bir tecrübe ve vaka var. Olmaz olmaz değil.
2-Nufus ve mekân olarak İslâm hakim olmaya elverişlidir: Müslümanların yeterli nufus gücü var; 1 Milyar 800 Milyon. Yeterli yeraltı hazineleri ve petrolleri de var. Stratejik konumları da uygun; Asya, Afrika ve Avrupa üçkenindeler.
3-Manevi Potansiyel: Enerjileri ve potansiyelleri de var. Medeniyetin nimetleri, onları çok yorgun ve ihtiyar da kılmamış. Tersine aşırılıklara girecek kadar enerjileri, dünyayı kana bulayacak kadar da belalı örgütleri var. Örneğin İŞİD için giden 40 bin genç, kendini helak edebildi, bir aşırılık uğruna.
4-İslâm’ın dini rakipleri zayıf: Hıristiyanlık kendi evinde yani Batı’da can çekişiyor. Yahudîlik, dünyaya hakim olmak adına, zındık ve sapık derin yapılara (Epstein tarzı organizasyonlara) sığınmış durumda. Diğer dinlerin İslâm ile ilgili durumları pek de rakip tarzında değil. Kendi dertleri onlara yetiyor.
5-İnsanlardaki değişim: Mazideki papaz ve din adamı mukallitliği de, katmerli cehalet de şu an yok. Eski inatçı dindarlık, vahşilik ve yobazlık da azaldı. Üstelik hakikati arama meyli bu zamanın insanında ve gencinde bir hayli fazla. Her ne kadar haz ve hız düşkünü olsalar da, ruhen perişanlar ve hakikate muhtaçlar.
6-İslâm’ın ezeli rakibi zayıf: “Batı Medeniyeti” fikren ve madden zayıfladı. Artık Sosyalizm, Feminizm tarzı yeni ideolojiler de üretip insanlığı meşgul edemiyorlar. Asya ise çok hızlı ilerliyor. “Şeriat-ı Ahmediyenin (a.s.m) tazammun ettiği ve emrettiği medeniyet ise ki; medeniyet-i hazıranın (Batı Medeniyetinin) inkışâından [engelin kalkmasından] inkişâf edecektir.” (Said Nursî)
7-Zaman harikalar zamanıdır: Bu çağ ilim, akıl, iletişim ve fen çağıdır. Aynı zamanda bu devir, harikalar ve olağanüstü gelişmeler zamanıdır. Japonlar, 20 yılda süper güç olabildiler. Almanlar; İkinci Dünya Savaşı sonrasında 15 yılda tekrar süper güç oldular. Disiplinli ve akıllı olursak, biz de olabiliriz. Olmaz olmaz değil.
8-İnanç ve Din’in Gücü: İnanç anlamında yeterli argümana, Kitap ve dine sahipler müslümanlar. İslâm; madden ve manen yeterli potansiyelde. İslâm ve Peygamber Evladı olacak olan o beklenen şahıs, tüm müslümanları tek bir kalp gibi yapabilir. İslâm, kahramanlığa uygun bir din. Şeriatı, yönetmeye; izzeti de takrar ayağa kalmaya uygun.
9-Muhtaçlığın Gücü: Üstelik fakiriz ve muhtacız. “Muhtaçlık” önemli bir tetikleyici güçtür.
10-Ehl-i Beyt’in Manevi Liderlik Gücü: Bu ümmet, bu aile üzerinde liderlikte ittifak edebilir. İtiraz edenlerin de pek hükmü kalmaz. Ayetle sabit[3], müslümanlar bu aileyi sevmek zorundalar. “Dünyada tek bir gün kalsa bile (kıyamet kopmadan) Allah o günü uzatacak, adı adıma, babasının adı da babamın adına uygun, Ehl-i Beytimden mutlaka bir şahıs (Hz. Mehdi) gelecek, daha önce zulüm ve haksızlıkla dolu olan yeryüzünü adalet ve insafla dolduracak. (Ebu Davud ve Tırmizi) Yani İslâm’ın liderliği ve hakimiyeti bu açıdan da makul ve anlaşılır.
11-Ahirzaman Müjdeleri: Gelecek projeksiyonu olumlu olan ahirzaman müjdeleri de bol bol var. Bunlar da moral vesilesidir. Özellikle de Allah var.
Allah aciz midir? Onun pilan ve projeleri yok mudur? “Hüvellezi ersele resulehu bil huda ve dinil hakki li yuzhirehu aleddini kulliha, ve kefa billahi şahida.” (Fetih 28: Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini, doğruluk rehberi Kur’ân ve hak din ile gönderen O'dur. Şahit olarak Allah yeter.) “Ümmetimin başı mı sonu mu daha iyi olacak bilemiyorum.” Der bir hadis.
Bir hayal değil. Durum uygun hale geliyor.
İslâm’ın izzzet ve zekâ tarlasından, iyi bir lider çıkabilir. Bu son hakimiyet için de en uygun liderlik ancak Peygamber Ailesiyle sağlanabilir. Nitekim müjdelere göre; imamet hakları ellerinden alınan; Hz. Ali, Fatıma ve Ehl-i Beyt’e teselli olacak şekilde, Ehl-i Beyt hakimiyeti gerçekleşecek. Hz. İsa gelip, o şahsa uyacak. Muhyiddin-i Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye'sinde anlattığına göre; O Kutlu Şahıs, mezhepleri de kaldıracak; hâlis ve hakiki dinden başka bir mezheb de kalmayacak (biz de görürüz inşallah).
***
İman varsa, umut da vardır. Öyleyse umutsuzluk, çalışma şevkimizi kırıyor, enerjimizi söndürüyor.
İslâm’ın maddi ve manevi hakimiyetini bir baraj gibi engelleyen asıl biz müslümanlarız. Bizlerin de asla düzelmiyecekleri ve ortak paydada toplanmayacakları iddia edilemez.
Özellikle de mezhepçi, intikamcı ve tekfirci fikirlerimizi biraz yumuşatsak, ortak paydayı işlesek, tenkitçilik hastalığımızı biraz bastırsak, tembel tevekkülü değil, ama çalışsak ve disiplinli olsak... Olmaz olmaz değil. Yani iş olur. En azından temeli atabiliriz.
Hasılı, tüm maddi ve manevi haberler, şunda birleşiyor: İslâm’ın geleceği; Kur’ân, sahih Sünnet ve Ehl-i Beyt liderliğinde olacak ve iş aslına dönecek: “Size iki ağır emanet bırakıyorum. Bunlara uydukça sapıtmazsınız: Kur’ân ve Ehl-i Beyt.” (Hadis) (Selahattin Çelik - Hürseda Haber)
[1] Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat, s.118.
[2] Hicr Suresi, 55-56. Ayetler: "... Sakın ümitsizliğe düşenlerden olma!' (İbrahim) dedi ki: 'Zaten dalâlete kayanlardan (sapkınlardan) başka kim Rabbinin rahmetinden umut keser?'”
[3] "De ki: Ben buna (tebliğime) karşılık yakınlarıma sevgiden başka sizden bir ücret istemiyorum." Şurâ, 23.











