Müslümanın, Kürt Mazlumluğuna Destek Verme Sorunu
“Bazen düşmandan daha ziyade, kurtarıcılarınızdan korkun!
Sürüyü en fazla yiyen kurt değil, bizzat, sahibi sandığıdır.”
Konumuz, fert ve toplum olarak müslümanların, Ulus-Sol liderlikli Kürt mazlumluğuna destek vermelerinin hemen hemen imkansız olduğuna dair.
Bize göre Kürt halkı, yanlış bir ilacı (Ulus ve Solculuk ilacını) kullanıyor ve yanlış bir doktora sığınıyor. İlaç da doktor da hastalıktan beter.
***
Etrafta, etrafta bolca gezinen şu Kürt Ulusçu sözleri sık sık duyar oldular:
“Kürd’ü linç ederken Filistin’e ağlamak da neyin nesi!”
“Kürtler vurulurken nerdesiniz? Ey Gazze'ye ağlayan ...”
“İsrail, ihtiyacımız olduğunda bizi destekledi. Kürt bağımsızlığı için her zaman bir numaralı destekçimiz oldular. Başka hangi ülke Kürt bağımsızlığını ciddi anlamda destekledi? Kürt referandumunda bizi desteklediler. İsrail, 2017'de Kürdistan'ın bağımsızlığını destekleyen tek ülkeydi.”...
Sonra benzer mihraklar, Müslüman halkların Kürt mazlumluğuna destek vermelerinin bir mecburiyet olduğunu anlatmak adına, Hilfu’l Fudul’dan (Peygamber’in mazlumlara destek verdiği teşkilattan) dem vurmaktadırlar.
“Müslümanlar kardeştir” söylemleri ise artık çok tutmadığı için, tesellileri kesilmiş gibi durdukları da malumdur.
Kürt ulusalcıların, Müslümanlardan yakındıkları ve hatta onlar üzerinden, gizli-aleni, İslâm’a, hassaten, “İslâm kardeşliği”ne saldırdıkları da bilinen bir gerçektir.
Elbette (ve normalde), İslam'ın temel öğretileri; adalet, hakkaniyet ve mazlumların (Mustaz'aflar) yanında yer almayı da vurgular.
Fakat buna rağmen “İslâm ümmeti, Ulus-Sol ve PKK liderliğindeki Kürt mazlumluğuna destek vermesi zordur” diyoruz. Bunun nedenlerini empati yapma anlamında kavramaya ve kavratmaya çalışalım.
Önce bir not düşelim: "Kürtlerin taleplerini" tamamen "PKK'nın liderliğiyle" eşitlemenin eksik ve sorunlu olduğu da bellidir. Ama bir gerçek var; bu halkın kahir ekseriyeti, artık Ulus-Sol, PKK ve HDP gibi oluşumları kendisinden saymakta, onlara oy vermekte ve onlar için gençlerini öldürtmektedir.
Yani APO, PKK ve türevleri hemen hemen Kürtler’in bir gerçeğidir.
***
Müslüman birey, bu haliyle, Kürt mazlumluğuna destek veremez. Bunun sayısız empatik nedenleri vardır:
Normalde Selahaddin Eyyubî bir Kürt’tü ve Kürt olmayan müslüman birey ve ümmet, ona destek verebiliyordu. Kürt, Bizans ve Ermeni savaşlarında İslâm’ın etkisiyle Kürtler, coğrafya ve güç de kazanabiliyorlardı. Bugün Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu illeri (özellikle Diyarbakır, Muş, Bitlis, Siirt, Erzurum, Elazığ, Bingöl, Van ... civarı), tarihsel Ermeni Yaylaları veya “Armenia (Ermenistan)” olarak anılan coğrafyanın parçalarıydı.
İslam'ın Ermeni ve Rumlara karşı Kürtler’e toprak, güç ve sayısal üstünlük kazandırdığı bilinen bir husustur. Halife Hz. Ömer döneminden itibaren İslam’la güçleniyorlardı. İslâm’ın, Kürtler’e yaradığını (hatta Kürtleştiklerini) söyleyen bizzat Ermeni komşularımızdır. İslâm’la beraber, sayısız Ermeni köyü Kürtleşmiştir.
Müslüman birey ve topluluklar Kürtlerle hiç bulunmadılar mı? Değil. Nitekim Şeyh Said’in Türk beyleri de vardı. Kürt kökenli alim Said Nursî’nin hemen hemen tüm mensupları Türkler’di...
Yani İslam ümmetinde ulusçuluk ve milliyetçilik hastalıkları olmasa, belirgin bir Kürt antipatisi olmadığı gibi, tersine sempatisi vardır.
***
Öteki Müslüman halklar, liderliği solcu, Marksist–Leninist bir temele sahip, laik ve seküler olan bir Kürt mazlumluğuna destek ver/e/mez. Bu hemen hemen imkansızdır. Çünkü;
Kürtçü ulusçu sol hareket, zaten İslâm’la -fikren- savaşıyor. Bu ideolojinin “din afyondur” şeklindeki klasik bakış açısını da alenen benimsemiş. Haliyle, Müslüman fert bu açıdan, Kürt mazlumluğuna mesafelidir. Kürtçü cenah bunu anlamamazlıktan geliyor gibi.
Özelde Müslüman; “Ömer, Diyabakır fethinde 100 bin Kürt öldürdü” benzeri sayısız yalan ve abartı haberlerle, İslam düşmanlığı yapan, ruhu kafir, kalbi fasık bir üst yapının güdümündeki Kürtler’e destek veremez.
Yani, dindar birey, devlet kurmaları halinde, İslam ile savaşacak bir Kürt üst yapıca yönetilen bir kavme destekçi olamaz. Esasen devlet olmadan da bunlar İslam ile mücadele ediyorlar. Hatırlayalım, Türkçü laikler bari devlet kurduktan sonra İslâm’a karşı savaşmışlardı.
“Haddini aşan zıddına döner” (“ma câveze haddehu, inkalebe dıddahu”). PKK gibi kimi zaman, katliam yapan bir organizasyonla Kürt mazlumluğu teması işleniyor. Bu açıdan Müslüman ferdin sahip çıkması da zordur. PKK bizzat, Kürt mazlumluğunun ve acılar kortejinin en büyük bir nedenidir; sadece sonuç değildir. Kürtler mazlumdu, ama bunların yaşattıkları daha fazla oldu.
Kürt sol-ulusçular bu mazlumluğun sadece bir yansıması değil, aynı zamanda onları yeniden üreten, acıları tekrarlandıran ve şiddetle derinleştiren bir aktör.
Müslümanlar için değil, tüm insanî bakış açısında da şiddet temelli çözümler reddedilir. Hatırlayalım, eskiden, Müslümanlar “şiddet çözüm değildir”, derken, Şiddetsever Kürtler, müslümanlara “TC hayini!” yaftasında bulunurlardı. Ki hala da şiddeti bırakmıyorlar.
Kürt olmayan Müslüman fert, başında Apo’nun olduğu ve “Ben Tanrı ile savaştım, onu yendim ve yarım ilah oldum.” Diyen liderliğe ve milyonlarca Kürt’ten de onay alan bir tür yapıya destek veremez. Bu bizim “saf mazlumluk” dediğimiz şeyle ilişkili değil. İşin içinde, işler var.
Özellikle Müslüman birey, İslâm alemine kin kusan Kürt ulus-sol önderlerine (Karayılanlar, Bayıklar...a) destekçi olamaz.
“Dünün kurbanı da cellad olur.” Esasen, Kürtçüler de diğer müslüman halklara düşmanlıkta ve küfretmekte az değillerdir. Oysa “Arap, Fars ve Türk halklar, yöneticilerin hatalarından ve Kürtler’e yapılan zulümden sorumlu tutulamaz."
Müslüman birey, Batı emperyalizminin desteğini alan bir Kürt mazlumluğuna da destekçi olamaz. Çünkü aradaki kardeşlik bağı artık delinmiştir. Hatırlayalım; Molla Mustafa Barzani gibiler alenen Batılılardan (ve ABD) destek istemişlerdi. (Elbette bunu derken, Kürtler’in karşısındaki Baas Arapçıları ve Türkçü cenahı vede onların Batı ile savundukları bağları tasvip etmiyoruz.)
Dindar kişi, gelinen aşamada; “Kürtlerin, Kürtlük kimliğini, dine tercih etmeye başlaması gerekiyor.” “Filistin meselesi Kürtlerin meselesi değil” Diyenlerin hakim ve güçlü olduğu bir Kürtçü cenaha destek veremez. (Hatırlayalım: Öcalan’a göre “Hamas” provokatör bir örgüt.)
Müslümanlar; “Kürt Ulus Devleti” amaçlı bir mağdurluğa destek veremezler. Bu işin tabiatına aykırıdır. Konu salt mazlumluk değildir. Meselenin içinde meseleler vardır.
Mazlum Kürtler’in oy verdiği ve savunduğu bu malum yapılar, ahlaka savaş açmışlardır. Dindar fert, lezbiyenliği ve homoluğu savunan Kürt önderliğine destek veremez. Malesef, bunları Kürt Mazlumlar ayakta tutmaktadır.
Kürt, eğer İslam ile kendi haklarını istemiş olsaydı ve şiddet sarmalına girmeseydi, Türkler dahil, birçok taraftarı illâki olurdu. Belki kimbilir, çoktan kazanmışlardı haklarını?
Dindar fert, daha devlet olmadan önce, İslam ile savaşan ve onun değerleriyle alay eden bir yapıca konrol edilen Kürtler’e destekçi olamaz. Hilfu’l Fudul ve kardeşlik söylemleri de bu açıdan tutmaz.
***
Elbette başka nedenler de vardır. Denililebilinir ki bu gün, ulusçuluk ve hatta bir nebze ırkçılık, Türk, Arap ve başka halkların kanına da girmiştir. Bu anlamda da bunların, Kürt mazlumluğuna destek vermeleri zordur. Kendileri bizzatihi hastadırlar.
Sonra birçok İslamî oluşum, kardeşlikten dem vurur, ama altını kaşıdığınızda Türkçü, Arapçı yada başka tür faşizan fikirli çıkmaktadırlar.
Hasılı;
- İslam ümmetinin PKK liderliğindeki bir Kürt mazlumluğunu desteklemesi dini açıdan zordur. İnancıyla çelişkili haller vardır: Örgütün temel ideolojisi ve liderinin söylemleri, İslam'ın tevhid (Allah'ın birliği) inancına ve peygamberlik kurumuna açıkça aykırıdır.
- Araçsallaştırma tehlikesi bağlamında; Kürtçüler’in, dini, stratejik bir araç olarak görme yaklaşımı, samimi bir duruş değildir.
- Sonra “mazlumiyetin istismarı” da yapılmaktadır: Kürt halkının yaşadığı mağduriyet, İslami açıdan haklı bir davadır. Ancak, bu mağduriyetin İslam'a ve temel inançlara saldıran bir örgüt ve liderlikle özdeşleştirilmesi, o davaya verilecek desteği de meşruiyetten uzaklaştırır.
Sonuç olarak, Kürt kardeşlerimizin haklı talepleri ile, İslami kimliğimiz arasında bir seçim yapmak zorunda değiliz. PKK yada uzantıları olsun-olmasın bu halkın sorunlarına sahip çıkmalıyız ama bu yapının dümenine su taşımadan bunu yapabilmeliyiz. Kürt mazlumluğuna sahip çıkılmalı, ama İslam düşmanı olan Kürt önderliğine karşı da bir fikri mücadele yapılmalıdır. Belki de asıl çıkar yol da budur. Vesselam.
(Selahattin Çelik - Hürseda Haber)











