"On altı Büyük Türk Devleti Efsanesi", AK Parti ve Ulusçuluk
„Soylu yalan"; devlet ve millet içindir.
Bir yalan ne kadar çok tekrar edilirse o kadar inanılır.
Aşağıdaki yazı "Kamalist1 Türk milliyetçiliğinin bir icadı" olan "16 Büyük Türk Devleti Efsanesi"ni halka aşılamak ve zavallı müslüman dimağlara, "hafıza mühendisliği" yapmak hakkındadır.
***
Görkemli Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Bu saraydaki Cumhurbaşkanlığı Forsu üzerinde 16 Büyük Türk Devleti'nin Yıldızı, ellerinde her 16 Devlet'in bayrağı olan yerel kıyafetli haşmetli askerler... Gurur dolu bir büyüklük ve yücelik algısı.
Bu 16 Türk devleti algısına göre; "Türkler bundan önce tarihte 16 büyük devlet kurmuşlardır. Cumhurbaşkanlığı forsundaki yıldızlar da bunu simgelemektedir." Türkiye Cumhuriyeti 17. devlettir ve son Türk devletidir. Bir nevi "ahir zaman devleti" gibi.2
Pek haklı olarak, Melih Cevdet Anday, Niyazi Berkes gibi yazarlar da buna itraz edip demişler ki: -Hayır T.C. son değil, ilk Türk devletidir. Çünkü ulus bilincine sahip olan insanların, bu bilinç çevresinde birleşerek oluşturdukları ilk ve tek ulus devlet budur. Öbürleriyle, modern bir ulus devlet olan T.C. aynı kefeye konamaz.
1969 Yıllarında Nihal Atsız gibi kimi Turancı/Türkçüler'in dahi eleştirdiği bir yalan ve kurgudur, "16 Büyük Türk Devleti Efsanesi." Forstaki "Yıldızlar: Devletler" derseniz, bir kısmı hiç Türk değil. Asker kıyafetleri derseniz, böyle kıyafetler yalan ve kurgu. Ellerindeki de bayrak deseniz, hayır, bayrak mefhumu dahi o zamanlar oturmamış, daha çok olsa olsa "tuğ". "Yıldız Devletler'in seçimi adildir" deseniz, değil. Çünkü Safevîler gibi büyük bir imparatorluk, sırf Şiî diye bu sayı içine dahil edilmemiş (?) gibi. Aslında "Cumhurbaşkanlığı forsu yıldızı, devletleri simgeler" deseniz, hayır! Bunun için bu forsa nakşedildiler diye bir kanıt da yok.
1925 Yılı resmi tarihte dahi "16 Büyük Türk devleti" diye sabit bir anlamda icat edilmemiş şu yıldızlar.3 Forstaki güneş, 1978'e kadar 20 adet ışık saçarken, bu sayı 1978'de 16'ya düşürülüyor.
Yani forstaki "16 Devlet" manası4 bir icat ve yalan. Hatta M. Kamal dahi bu iddiada değil. Onun bile haberi yok bu yalandan.
Esaslı bazı uzmanlara göre "16 Büyük Türk devleti ve Forsu" nereden tutsanız bir büyük aldanma ve aldatma vesilesi. Tarihçi Prof. Dr. Halil Berktay'a göre bu durum hiçbir bilimsel temeli olmayan bir milli tarih efsanesi. Öncelikle Kemalist Türk milliyetçiliğinin bir düşünsel ürünü. Bozkır dünyasında yaşayan herkes Türk, her küçük kabile grubu da "devlet" kabul edildi.5
Doğrusu, 16 Türk Devleti algısı bir anakronizmdir, tarihi günümüze göre okuma hastalığıdır. Cumhuriyet gibi bir ulusçu gazetedeki uzmanlar dahi bunu itiraf diyorlar: "Tabii burada yadırgatıcı olan, Tayyip Bey'in bu efsaneyi böylesine benimsemiş olmasıdır." Diyor Ali Sirmen.6
Ne olursa olsun, bu bir "soylu yalan". "Soylu yalan"; devlet ve millet menfaati içindir. "Soylu yalan", sıradan yalandan daha tehlikelidir; çünkü sorgulanması, vatan hainliği gibi bir üst perdeden değerlendirilir.
Bu aşağıda ise görüşlerin ayrıntısını değerlendirmek istiyoruz.
***
Konumuz AK Parti'nin, Kamalist ulusçu ve milliyetçi bazı hezayanları kullanması ve müslüman halka da aşılaması. Yani manipülasyan (diğer adıyla "yalan". Veya "bir doğru, on yalan manipülasyonu"). Özelde ise "ulus devlet" dahi olmayan "16 Büyük Türk Devleti" efsanesi.
Gerçek anlamda ilk ulus devleti ve yani Türk Devleti ise sadece; Türkiye Cumhuriyeti.
Bir devletin "Türk devleti" (ya da başka) olması için en azından şu ölçütler lazım: Dil ortaklığından başlayarak, ırk yada kültür olarak kendini Türk Devleti'nden saymak. Yani Türklük bilincini taşıyan bir yönetim sistemine ve Türk halk egemenliğine sahip olmak. Türk olmayanın da "vatandaşlık" temeliyle bu Türk devletine uyruk olması.
Bahsettiğimiz bu günümüz "modern ulus devlet" farklıdır7; kral yada ailelerin değil, uluslarındır. Egemenliğin kaynağı kişi yada Tanrı değil, halktır. Teoride yada pratikte, Tanrı dahi ulus devlet meclisinin yasalarını kısıtlayamaz. Ulus devlette dinsel veya kulluğa dayalı tebâ yok, "vatandaş" vardır. Çoklu hukuk değil, tekli hukuk geçerlidir. Modern devlet, sert-yumuşak farketmez, ideolojiktir. Tüzel bir şahsiyeti vardır. Özellikle ulus-devlet, standartlaştırılmış eğitim sistemleri, ortak bir dil ve kültürel homojenlik üzerinden şekillenmiştir.
Öte yandan, modernite öncesi (Fransız Devrimi öncesi) devletler, ulus ve/ya ırk devleti değillerdir. Çoklu kimlikler geçerlidir. Halk, ortak bir ulusal kimlikten ziyade; din, mezhep, yerel aidiyet veya feodal bağlarla tanımlanır.
Yani kastımız şu ki tarih'e, bugünkü nazarla değil o zamanki nazarla bakmak zorundayız.
***
Neden modernite öncesi (1800'ler öncesi) devletler ulus veya ırk devleti değillerdir? Çünkü;
- Modernite öncesi devletlerde günümüz tarzı, ırk ve/ya ulus bilinci yoktur. Kadim yönetimler, modern devletlere bu anlamda benzemezler. Hatta "devlet" olmaktan öte, "yönetim" sistemleridirler.
- Kadim yönetimler daha çok, "millet" yani din-inanç devletleridir: İslâm milleti, Yahudî milleti, Osmanlı İslam Ümmet Devleti...gibi.
- Kadim devlet, vatandaşlık temelli değildir: "Tebâ" (uyan) kavramı vardı. Bir ülkenin toplumsal kimliği, inanç kimliği etrafında şekillenirdi. İnsanlar "kul" veya "dini cemaat üyesi" olarak tanımlanır. Örnek: "Osmanlı'da Müslüman olmayanlar "millet sistemi" içinde örgütlenmişti."
- Mazideki devletler; kişi yada aile devletidir. Ulusçu ve milliyetçi ideolojinin aksine; modernite öncesi devletler; aile soy dynastic (hanedan) devletidir. "Kralın/sultanın bedeni" hem bireysel hem kurumsal olarak temsil ederdi. Hatta Hamsburg ailesi gibi aynı akrabalar birçok devleti yönetirdi. Bazen Holland Kıralı gider İngiltere'yi yönetirdi.
- Egemenlik halkın ve iradesinin değildir. Yönetim, bir hanedan veya kraliyet ailesinin elindeydi (ör: Habsburglar, Osmanlı Hanedanı...). Bunlara Türk, Kürt yada Arap devleti denilemezdi.
- Bir kısmı da "imparatorluk devleti"ydi. Irklar ve kültürler harmanı olurlardı: Osmanlı ve Roma İmparatorlukları gibi.
- Modern öncesi devletler bizzatihi "Ben Türk devletiyim, Kürt devletiyim" demezdi. En fazla (Kanunî gibi); "Ben ki Arapların, Türklerin, Kürtler'in, Lazistantan'ın... sultanıyım" denen fermanlara rastlanırdı.
- Egemenlik halkın değil; kişi, din adamı, aile yada kiliklerin elindeydi. Devlet, kralın/hükümdarın "malı" gibi görülürdü. Bu manada halk, "tebâ"dır; siyasi hakları yoktur, sadakat borcu vardır. Oysa modern devlette halk, "yurttaş"tır; siyasi haklara (oy, temsil, ifade özgürlüğü) sahiptir.
- Günümüz ulus devletlerin aksine; sınırlar dinamikti, evlilikler veya fetihlerle genişlerdi (ör: Kutsal Roma İmparatorluğu gibi). Bildiğimiz manada metrelik sınırlar da yoktu Teritoryal belirsizlik gereği sınırlar net değildi; "egemenlik" daha çok insanlar veya kaynaklar üzerindeki kontrolle ölçülürdü.
- Kadim devletin meşruiyet kaynağı Tanrısal irade, hanedan soyu ve gelenekti. Halkın rızası, anayasa, seküler yasalar değildi.
- Devletler, mutlak merkeziyetçi olmaktan, çok zaman uzaktı. Feodal, parçalı yapılıydılar. Ya da eski Türkler gibi ikiye veya daha fazla parçaya ayrılırlardı.
- Ulus öncesi devletler; çok dilli, çok hukuklu ve çok etnikliydi. Modern anlamda "ulusal homojenlik" yoktu. Farklı diller, etnisiteler, ırk bilinci olmaktan uzak bir arada yaşardı (ör: Avusturya-Macaristan İmparatorluğu). Bu ortak yaşam "Türk Devleti" yada "Kürt Devleti" gibi bir ortak paydada olmazdı. Bu payda "ulus" değildi.
- "Türk devleti" gibi, ulusal kimlik; ortak dil, ortak tarih ve semboller (bayrak, başkent,...) üzerinden inşa edilmezdi. Osmanlı kimliği eşittir Türk kimliği de denilmezdi. Bir Osmanlı'ya; "Siz Türk devletisiniz" deseniz dahi bunu kabul etmezlerdi. Türk, katmanlardan sadece bir katmandı.
- Eski devletin amacı; düzeni korumak, hanedanın iktidarını sürdürmek, ilahi düzeni muhafaza etmekti. Modern devlette ise öncelikle ulusun refahı, vatandaşların haklarının korunması, ilerleme ülküsü gibi dünyevî amaçlar vardır.
- Eski devlette (kahiren) bir "iradi katılım" yoktur. Yani devlet, sırf Türk devletidir diye halk ona bağlanmış değildir. Neredeyse tümünde bir zorunlu tebâlık vardı.
- Modernite öncesi devletler, "brokratik devlet" de değildi. Elbette bürokrat vardı, ama bürokrasi kâmil olmayıp, bildiğimiz manada etkin olamazdı.
Dememiz o ki; AK Parti, "16 Türk Devleti Efsanesi" ile tarih ve geçmiş algısı üzerinde bir operasyonda bulunmaktadır. Bu operasyon hakikate uymamaktadır. Yada bir uysa, on aykırıdır.
***
Şimdi şu 16 Büyük Türk Devleti efsanesine bakalım:
Türkiye Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan 16 Büyük Türk Devleti'nin isimleri ve kısa değerlendirmemiz:
Büyük Hun İmparatorluğu (MÖ 204-MS 216): Karma bir ırklar ve aşiretler konfedarsayonu. Aile devleti. Tek dilli değil. "Hunca" nasıl bir dildi ve neydi bunu dahi bilmiyoruz. Irklar dahi hala oluşmamış. İçinde sonradan Macar, Bulgar ve Türk olarak anılacak nice aşiretlere sahip. Kaldı ki Hun Tarihi, Moğolistan'da Moğol Tarihi kapsamında ele alınmıştır.8 Türk devleti değildir.
Batı Hun İmparatorluğu (48-216): Büyük Hun İmparatorluğu ile aynı sıkıntılara sahip. Sanki Bozkır dünyasında yaşayan veya göçeden herkes Türk gibi bir algı oluşturulmuş.
Avrupa Hun İmparatorluğu (375-469): Büyük Hun İmparatorluğu ile aynı sıkıntılara sahip.
Akhun İmparatorluğu (420-562): Büyük Hun İmparatorluğu ile yanı sıkıntılara sahip. Türk devleti değildir.
Göktürk Kağanlığı (552-744): Yavaş yavaş "Türklük" başlamış, ama yine de modern Türk ulus bilinçli değil. Aile ve aşiretler federasyonu.
Avar Kağanlığı (562-823): Avarlar, M.S. 6'ıncı yüzyılda Göktürkler'e yenilerek bugünkü Moğolistan'dan Macaristan dolaylarına göç etmiş, 300 yüzyıl süreyle güçlü bir devlet kurmuşlar. Avarlar, genetik olarak Türk değil, Moğol (Cücen kolu) çıktı diyorlar. Türkçe dil ağırlığı dahi yok. Bizans tarihçileri "Türk" demiyorlar bunlara.
Hazar Kağanlığı (650-969): Türk Devleti değil. İçinde Türkler var.
Uygur Kağanlığı (744-840): Türk soylu ama Türk ulus devleti değil.
Karahanlı Devleti (840-1212). Türk soylu ama Türk ulus devleti değil.
Gazne Devleti (963-1186): Tarihçi Reha Çamuroğlu'na göre Gazneliler'in de o listede olmaması gerekir... Benzer sorunlara sahip.
Büyük Selçuklu İmparatorluğu (1040-1157): Türk soylu ama Türk ulus devleti değil.
Harzemşahlar Devleti (1097-1231): Türk soylu ama Türk ulus devleti değil.
Altın Orda Devleti (1236-1502): "Cengiz'in torunlarının Rusya'da kurduğu Altın Orda devleti, en tepedeki klan ve kabilelerin niteliği itibariyle düpedüz Moğol. Moğolistan eğitim müfredatında Moğol olarak geçer.
Büyük Timur İmparatorluğu (1370-1507): Timur, Moğol İmparatorluğu'nun Çağatay Hanlığı'na bağlı Barlas boyundan. Zamanla Türk ve İslamlaşma göstermişler. Fakat "Timur'un klanı aslen bir Moğol klanı. Cengiz Han ile akrabalık iddiası boş değil. Ama zaman içinde dil ve kültür bakımından Moğolluktan çıkıp daha çok Türki bir karakter kazanıyor. Yani sonuçta, karşımızda Türkleşmiş bir Moğol-Türk klanı var. Ancak hep Moğolluk iddia ettiler. Moğolistan eğitim müfredatında Moğol olarak geçerler.
Babür İmparatorluğu (1526-1858): Babür İmparatorluğu, kültürel ve siyasi pratikte Türk-İslam-Fars kimliği taşıyan bir Moğol devleti. Moğol bağı sembolikken, dil, yönetim ve sanatta Türk ve Fars etkisi belirginleşmiş. Bildiğim kadarıyla Moğolistan eğitim müfredatında Moğol olarak geçer.
Osmanlı İmparatorluğu (1299-1922): Türk kökenli olsada bir soy-aile ve din devletidir. Türk ırk ulus devleti değildir.
Dememiz şu ki bu Kamalist yalan ve efsaneye bağlanmak, onu halka aşılamak; kötücül bir iş. Reha Çamuroğlu'nun dediği gibi; On Altı Bayrak uydurmak bunlar çocukça işlerdir.
Geçmiş, ulus inşasının en verimli tarlasıdır; oraya gerçeğin değil, ihtiyacın (yani hamasi oyların) tohumları ekiliyor. Gerçekler, nevtüredi ulusal menkıbelerin heybetine kurban ediliyor.
Hafızamıza yeni bilgiler atmak için yapılan bir mühendisliktir bu yapılan.
Kamalist Türk milliyetçiliğinin bir icadı ile Modern ulus devlet putu'na daha iyi uyup tapalım diye, putlarını süslemek ve şişirmek, müslümanın işi ve görevi değildir. Allah'tan korkmak lazım...
-
1. Bilinçli „Kamal" yazdık.
-
2. https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/ali-sirmen/16-turk-devleti-efsanesi-187777
-
3. 1967 yılında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından 16 Türk devleti ile ilgili Türk Tarih Kurumu'na görüş sorulmuş, TTK Yeniçağ Kolu başkanı Şinasi Altındağ, bu konunun Atatürk zamanında ele alınmadığını, eğer "öyle olsaydı [bu konu] Tarih Kurumunda geçerdi." diyerek Atatürk dönemine ait Tarih Kurumu kayıtlarında böyle bir bilginin olmadığını belirtmiştir. https://www.altayli.net/cumhurbaskanligi-forsu-ve-16-turk-devleti-tartismasi.html
-
4. Denildiğine göre Cumhurbaşkanlığı Forsu'ndaki güneşin Türkiye Cumhuriyeti'ni, 16 yıldızın ise bağımsız Türk Devletlerini temsil ettiği görüşünü ilk kez 1969 yılında, Harita Yüzbaşı Akib Özbek 'Türkiye Cumhurbaşkanlığı Forsu ve Taşıdığı Anlam' isimli kitabında ortaya koymuştur. Bu görüş izleyen yıllarda kabul görmüştür.
-
5. [email protected], Cumartesi 9 Nisan 2022
-
6. 16 Türk Devleti Efsanesi, https://www.cumhuriyet.com.tr/yazarlar/ali-sirmen/16-turk-devleti-efsanesi-187777
-
7. Bknz. Benedict Anderson, Hayali Cemaatler (Ulus inşası teorisi)., Max Weber, Şehir ve Devlet (Meşruiyet türleri). Anthony D. Smith, Milletlerin Etnik Kökeni (Tarihsel milliyetçilik analizi).
-
8. Kalyoncu, Samet., Moğolistan'ın Ortaokul Tarih Ders Kitapları Üzerine Bir İnceleme, GTTAD, Cilt: 4, Sayı: 7, Ocak 2022
(Selahattin Çelik - Hürseda Haber)










