"Mubalağa Kültürü" ve Bütün Sahabelerin Birer Yıldız Oluşu
“Helal dairesi, keyfe kâfidir.” Sözü, hikmetli İslâm irfanının, en güzel ve en isabetli sözlerinden biridir.
Bu söz ne demek?: Allah’ın yarattığı helallik ülkesinin sınırı, haram diyarlarda dilenmeye gerek bırakmıyacak kadar geniş ve yeterlidir.
İlkesel anlamda, sebebi ve gayesi ne olursa olsun; harama, zinaya, hırsızlığa, yalana, abartıya, saptırmaya... gerek de, mecâl de yoktur (meğer ki cebrî bir durum olsun, bu hariç).
Bizim hareket ve hal sahamız, Allâh’ın bu geniş helal ülkesinde yeterli özgürlük ve tatmin alanına sahiptir.
Helalle ve doğru malumât ile yetinmeyi bilmeyen kimi alim müslümanların (tıpkı diğer din müntesipleri gibi) hakikat aşığı değil, mezhep ve meşrep aşığı olduğunu biliyoruz. Bunlar illâki helal bilgiye, yalan ve abartı katmaktan vazgeçmezler.
Osmanlıca’da abartı hakkında; “mubâlâğâ ihtilâlcidir” derlermiş. Yani bir şeyi aşırı abarttığınızda; hakikatin kendisini devirir, yerine yeni ve şişkin batıl versiyonunu geçirirsiniz.
İyi niyet adına, hatta mezhep ve meşrep adına, İslâm halk inancının bağrına giren konulardan biri de; “Bütün sahabelerin birer yıldız olduğu inancı”dır. Maalesef bu hatalı hadisi, binlerce kitap ve milyonlarca şahıs tekrar etmektedir. (Unutmayalım ki Hz. Peygamber diyor: "Kim benim adıma bilerek yalan söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın." Müslîm...)
Hz. Ebu Bekir gibi büyük sahabenin dahi hiçbir zaman “Ben bir yıldızım bana her konuda uyun” dediği de vaki olmamışken bu yapılıyor. Örneğin Sahabe Amr b. El As gibileri değil yıldızlık, ölüm döşeğinde dahi “Ben Peygamber’den sonra öyle kötü şeyler yaptım ki, cehenneme gitmekten korkuyorum” dermiş.
Burada kast edilen “sadece büyük sahabeye her açıdan uymak” da olamaz. Örneğin Sakîfe’de alelacele bir halife seçildi ve Hz. Ömer, kendi hilafet devrinde “Bu bir şerdi...” diyebilmiştir. Ki bizzatihi bu Sakîfe icraatı, büyük sahabenin bir eylemiydi.
Hasılı, bazı sosyal medya ve sitelerde,1 bahse konu hadis çokça geçmektedir. Hutbelerde, sufilerde ve kimi kitaplarda olduğunu zaten biliyorduk. Ama sosyal medya ile tüm dünyaya bu zayıf ve yalan hadis ihraç edilmektedir. İşin asıl hazin tarafı da bu. Mubalağalı sözlerimiz sadece bizde kalmıyor.
Konumuz da bu açıdan önemlidir. Helal hadisler varken, haram sözleri ısrarla Hz. Peygamber’e isnad etmek doğru değil.
***
İddia edildiğine göre sahabeye, Peygamber’imiz demiş: “Ashâbım yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, doğru yolu bulursunuz.” (Hatîb el-Bağdâdî, Beyhakî ve Deylemî) Yine benzer tarzda İbn Adî, İbn Asâkir ve Deylemî, Halife Ömer’den: “Ashâbımın, Ben’den sonra ihtilaf etmeleri hususunda Rabbi’me sordum ve bana şöyle vahyetti: ‘Ey Muhammed! Senin ashâbın, Benim nezdimde gökteki yıldızlar konumundadır. Bazısı bazısından daha parlaktır. Onların ihtilaf üzere bulunduklarından herhangi birine tutunan bir kimse, Benim nezdimde doğru yol üzeredir’.”...
Bu sözler, hemen hemen heryerde işleniyor.
Öte yandan –araştırdığımıza göre- İmam Ahmed b. Hanbel dahil, kahir hadis uleması, bu hadisin “sahih” olmadığını söylüyor: Bezzâr, İbn Hazm, İbn Abdilberr, Beyhâkî, İbn Kesîr, Zerkeşî... neredeyse tüm otoriteler bu fikirde. Çünkü bu sözün hadis biliminde râvîler ve târîkleri oldukça sıkıntılı. Elbette nadir kişi de “sahih olmasa da “hasen”. Çünkü birkaç benzeri hadis de var” (Ebû Ya’lâ el-Ferrâ, Alâî gibi) demişler.
Bizi ilgilendiren husus şudur ki; bu hadis ısrarla söyleniyor ve hutbelerde halka yaydırılıyor; ilk müslümanlar; süper rehber insanlar toplumudur, manasıyla.
Öte yandan yukarıdaki benzer hadislerin anlamı net: Hz. Peygamber’e sahabi olan herkes yıldızdır, bu yıldızların tümü doğru yol ve isabetli söz üzere olduğundan, onlara uyarsanız asla sapıtmazsınız. Bunlar ihtilaf ettiğinde, misal savaştığında, hepsi hak üzeredir, hangi tarafa uysanız doğru yolda olursunuz... Üstelik de bunu Allah, Hz. Peygamber’e vahiy eylemiştir... Öyleyse konu bu kadar, büyük ve hayati.
Yani bu hadise bakılırsa, misal, Hz. Ali’ye uyan da hak yolda, onun savaştığı kişi Muaviye de hak yolda... İşler bu kadar basit (ama kirli).
Öte yandan; sahabeye –alttan üsten- bir tür dolambaçlı kusursuzluk iddiasında bulunmak, en büyük kusurdur. Sahabeyi yıldız yapanlar, yıldızların da batabileceğini saklamak isteyenlerdir.
Biz ise tıpkı İmam Ahmed gibi, bu sözün sahih olmadığını ve hatta Peygamber’e karşı (hatta Allah’a iftira olduğunu, çünkü bir versiyonu işe vahyi de katıyor) bir iyi niyetli mezhebi bir yanılgı olduğunu –daha çok dini yolla değil, kültürel ilmi yolla- ispatlamak istiyoruz.
Çünkü beşeri ilimler üzerinden dini hakikate yardım etmenin de makul ve güzel bir yol olduğu ortadadır.
***
Bu söz neden Peygamber’imize iftiradır?
Kültür bilimi (antropoloji) açısından, bakılırsa, bütün sahabeler birer yıldız olamaz: Kültürel kayıtlar ve hala yaşayan Araplar’da, çıplak gözle göklerde görülen milyarlarca yıldızların sadece birkaçına uyabileceklerini söylüyor. Arap çocukları dahi bunu bilir. Haliyle bu sözü ne Peygamber, ne de bir Arap bedevî söyler. Bu sözle Peygamber’e cehalet isnat ediyor mezhepçi mücahitler.
Arap dilbilgisinde (linguistik) her yıldızın yön gösterdiği ifadesi dahi yoktur, olamaz: Arap dil gramerine aykırıdır. Yani “Kuzey Yıldızı” (an-najm al-quṭbī) ve “Suhail Yıldızı” gibi nadir yıldız, size yön gösterir. Haşa bu söz, Hz. Peygamber’e, Araplar ve sahabeye; “Arapça bilmeyecek kadar cahiller” demek gibi birşey.
Her sahabenin yıldız olduğu inancı, Müslüman sosyolojisine de aykırıdır: Sosyolojinin grup dinamikleri analizleriyle uyuşmaz. Gökte bulunan, yani Peygamber’i gören her müslüman kişi, yıldız olacak değildir. Tersine belki gökte gezegen de var, taş da var, uydu da var, buz kütlesi de var, kara delik de var... Yani Sosyolojik açıdan her sahabe toplumda yıldız olacak gibi yol gösteremez, rehper olamaz, ve mükemmel de olamaz. Buna imkan yoktur, hiçbir toplum, “süper rehber insanlar toplumu” değildir. Ayrıca bu tutum, halka; “taklitçilik dininin amantüsü”nü yazma kabilinden bir iş. Çünkü bu sözde hadis, tüm ümmetten, taklitçilik istiyor.
Her sahabenin yıldız olduğu inancı, siyasal bilimlere de aykırıdır: Bu hadis açıkça siyasal ve dinsel itaati de kapsamaktadır. Oysa dinsel-siyasal itaat, nadir kişiye uyabilecek bir meziyettir. Nitekim Ebu Zer gibi saygın insanlara da dahi bu kisve uymamıştır.
Her sahabenin yıldız olduğu inancı, din bilimine (teolojiye) aykırıdır: Dinî olarak, sahabenin her sözünü ve davranışını taklit etmek değil, Kur’ân, Sünnet, Hz. Ali ve Oğulları ve belki kimi sahabenin güvenilir ve doğru tutumları... esas alınır.
Her sahabenin yıldız olduğu inancı, tarih bilimine (Historical Science) aykırıdır: Tarih bilimi, "olmuş olan"ı inceler, "olması gereken"i veya isteneni değil. Tarihin bize kaydettiği bilgilerin içinde her sahabenin yıldız olamayacağını söyleyen sınırsız tarihi kanıt vardır: Örneğin, Sahabe Amr b. Hamik, Hz. Osman’ı öldürmüş, Hassan b. Sabit, Hz. Ayşe’ye “İfk” yani zina iftirasında bulunmuş, Sahabe Büşr b. Ertad, 30 bin müslümanı öldürmüş, hatta kimi müslümanların hanımlarını çarşıda satmış, Semure b. Cundeb, içki tüccarlığı yapmış, Muaviye haksızca binlerce insana kıymış, zinakar ve içkici sahabeler de ekstradan var... Şimdi buna benzer binlerce rivayete bakarak, “Hangisine (ve sözüne) uyarsanız, doğru yolu bulursunuz.” diyebilir miyiz?
Her sahabenin yıldız olduğu inancı, psikoloji bilimine aykırıdır: Tüm insanların (ne kadar erdemli olursa olsun) hata yapabilme, önyargılı olabilme, sınırlı bilgiyle karar verme kapasitesine sahip olduğunu herkes aklı selimce bilir. “Sahabe hatayı dahi sadece iyi niyetle yapar, içtihad eder. İsabet etmezse bir sevap alır” beyanları her konuya örnek teşkil etmez. Zina eden bir sahabe, ganimet malından çalan sahabe, .... bunlar iyi niyetle açıklanamaz.
Her sahabenin yıldız olduğu inancı, mantıksal olarak tutarsızdır: Sahabeye, “sahabe yıldızdır, hangisine uyarsanız olur” demek, kendi içinde çelişiktir. Bu söz, bir mantıksal genelleme hatasıdır. Mükemmel olan yıldız, niçin öteki mükemmel yıldıza uysun ki?... Bu söz açıkçası Peygamber’e akılsızlık ve mantıksızlık isnadında bulunuyor.
Her sahabenin yıldız olduğu inancı, Sahabe kavline aykırıdır: Sahabe, bizzatihi her sahabeyi yıldız gibi görüp de uymuş değil, tersine; bazen birbirlerini yalanlamışlar, hatta uymayı boşverin, savaşmışlar. Misalen Hz. Ayşe, Hz. Osman için çok ağır sözler söylemiş (ki yazmak istemiyoruz). Tabâkât kitapları okuyanlar bilir; Hz. Ömer’in hayatında diğer sahabeler hakkında ağır beyanları var: “Sen fitnecisin! Yalancısın! Sen kibirlisin!”... Değişik tipten sahabeler de var: Cedd b. Qays es-Sülemî (kızıl devenin sâhibi, ki kadınlara karşı aşırı zaafıyla bilinen) “Kadın görürsem dayanamam!” diyen bir sahâbî...
Her sahabenin yıldız olduğu inancı, bizzat Allah kelâmına aykırıdır: Böyle bir söz zaten Kur’ân’da geçmez, tersine sayısız sahabe eleştirisini barındırır, Yüce Kur’ân. Ör: Bedir ehlinden olan ve ifk olayında iftira eden Mistah b. Üsâse gibi sahabeler hakkında der: “Onlardan her kişiye o günahtan kazandığı var.” [Nûr: 11]
Her sahabenin yıldız olduğu inancı, bizzat Peygamber kelamına aykırıdır: Hatta Peygamber sahih olarak; “Benden sonra sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum: Kur’ân ve Ehl-i beytim” demiştir... Bu yıldız inancı, mezhepçiler tarafından, son rivayeti yıkmak amacıyla bilerek ve kasten yaydırılmaktadır....
***
Niçin bu söz ısrarla tekrar ediliyor? Bunlara bakılırsa, alttan alta bir algı savaşı yürütülmektedir. Özellikle sahabe üzerinden başkalarını yenmek ve dövmek için, önce tüm sahabenin cennetlik olduğu ispatlanmalı, bundan sonra da tümünün uyulacak yıldızlar gibi her açıdan rehper insanlar oldukları işlenmelidir. Bunun için de mazleme olarak bu hadisler işlev görür.
Çoğunluğun hep haklı olduğu ve (Mutezile ve Şiiler gibi) azınlığın da hep haksız olduğu, egemen kesimce bir sopa gibi kullanılır. Esasen sahabeyi kullanmak, kadim karlı bir alandır.
Açıkçası, bu sözde hadis üzerinden manipülasyon ve algı yönetimi yapılmaktadır.
***
Biz İmam Ahmed b. Hambel gibi düşünüyoruz ve hatta sahih olmayan bir uydurmadır diyoruz. Hadis biliminde zayıf ve hatalı olduğu kadar, beşeri bilimlerde de son derece yalan ve yanlış bir sözdür. Beşerî bilimler de hakikati görmeye yardım edebilir.
Hasılı "hatalı bir nakil, doğru bir rehber olamaz." Mezhebi mesajları vermek adına, kendi Peygamber’imize (hatta “vahiy” diyerek Allah’a) iftira atmamız, bu yalan ve zayıf sözleri –ısrarla- ona isnad etmemiz vede bol bol hutbelere taşımamız, bizim günah hanemiz için yeter bir haramdır. "Kim benim adıma bilerek yalan söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın." Diyor Hz. Peygamber.
... Kısacası zavallı sahabeyi kullanmak, bu ümmetin en kadim ve en taşlaşmış hastalığıdır. (S. Çelik)
-
https://telif.ismailaga.org.tr/ashabim-yildizlar-gibidir










